Gün içinde sık sık acıkmak, birçok kişinin kilo kontrolü sırasında karşılaştığı sorunların başında geliyor. Ancak sürekli açlık hissinin arkasında yalnızca tüketilen yemek miktarı bulunmuyor. Öğünlerin içeriği, yeme hızı, günlük beslenme düzeni ve uyku gibi etkenler de açlık ve tokluk mekanizmasını etkileyebiliyor. Diyetisyen Melda Gizem Tavukçuoğlu, sürekli açlık hissine yol açabilecek yaygın beslenme alışkanlıklarını sıraladı.

1. Öğünlerde Proteini İhmal Etmek

Sadece karbonhidrat ağırlıklı öğünler tüketmek, kısa süre içerisinde yeniden yeme isteğinin ortaya çıkmasına neden olabiliyor. Yumurta, yoğurt, kefir, peynir, balık, tavuk, et ve kurubaklagiller gibi protein kaynaklarının kişinin ihtiyacına uygun şekilde öğünlerde bulunması, tokluk hissinin desteklenmesine yardımcı olabiliyor.

2. Yeterince Lif Tüketmemek

Sebze, meyve, kurubaklagiller ve tam tahıllar gibi lif kaynaklarının yetersiz tüketilmesi de öğünlerin tok tutma kapasitesini azaltabiliyor. Bu nedenle kilo vermek amacıyla meyve, ekmek veya tahıl gibi besin gruplarını bilinçsizce tamamen beslenmeden çıkarmak herkes için daha uzun süre tok kalmak anlamına gelmiyor.

3. Öğün Atlayarak Açlığı Kontrol Etmeye Çalışmak

Daha az yiyerek daha hızlı kilo verme düşüncesi, günün ilerleyen saatlerinde daha yoğun açlığa dönüşebiliyor. Tavukçuoğlu'na göre burada herkesin belirli sayıda öğün tüketmesinden ziyade, beslenme düzeninin kişide aşırı açlık oluşturmayacak şekilde planlanması önem taşıyor.

4. Ultra İşlenmiş Gıdaları Sık Tüketmek

Paketli atıştırmalıklar, şekerli ürünler, fast-food ve bazı hazır gıdaların günlük beslenmede fazla yer kaplaması iştah kontrolünü zorlaştırabiliyor. Beslenmenin temelinde daha az işlenmiş ve besin değeri yüksek yiyeceklere ağırlık verilmesi, tokluk açısından daha avantajlı olabiliyor.

5. Çok Hızlı Yemek

Sorun bazen tabağın içeriğinden çok yeme hızından kaynaklanabiliyor. Vücudun tokluk sinyallerini değerlendirebilmesi zaman aldığı için hızlı yemek, ihtiyaçtan daha fazla tüketimin önünü açabiliyor. Öğün sırasında dikkat dağıtıcı unsurları azaltmak, lokmaları daha iyi çiğnemek ve yemek için yeterli zaman ayırmak bu noktada önem taşıyor.

6. Aşırı Kısıtlayıcı Diyet Uygulamak

Çok düşük kalorili veya uzun yasak listelerine dayanan beslenme programları kısa vadede sonuç verse bile yoğun açlık ve yeme isteğine neden olabiliyor. Sürdürülebilir bir beslenme düzeninde amaç açlığı tamamen ortadan kaldırmak değil, kişinin enerji ve besin ihtiyacını karşılayarak açlık ve tokluk hissini yönetilebilir düzeyde tutmak olarak öne çıkıyor.

7. Yetersiz Uyumak

Açlık hissi yalnızca yenilen yiyeceklerden etkilenmiyor. Yetersiz veya kalitesiz uyku da iştah, tokluk, besin tercihleri ve enerji metabolizmasıyla bağlantılı mekanizmalar üzerinde etkili olabiliyor. Bu nedenle sürekli açlık yaşayan kişilerin beslenme alışkanlıklarının yanında uyku süresini ve kalitesini de değerlendirmesi gerekiyor.

Sürekli Açlık Başka Bir Sorunun İşareti Olabilir

Sürekli açlık hissinin yalnızca beslenme hatalarından kaynaklandığını düşünmemek gerekiyor. Açlığın aşırı olması, uzun süre devam etmesi veya günlük yaşamı etkilemesi durumunda sağlık durumu, kullanılan ilaçlar ve metabolik ya da hormonal faktörlerin de değerlendirilmesi gerekebilir. Bu tür durumlarda kişinin kendi kendine daha fazla kısıtlamaya gitmesi yerine bir sağlık profesyoneline başvurması önem taşıyor. (Kaynak: Doktortakvimi.com)

Muhabir: HABER MERKEZİ