Gece boyunca uyuduğu halde sabah dinlenemeden kalkan, gün içerisinde sürekli uyku hali yaşayan veya yakınları tarafından uykuda nefesinin durduğu fark edilen kişilerin yaşadığı sorunların altında bir uyku bozukluğu bulunabiliyor. Özellikle obstrüktif uyku apnesinin değerlendirilmesinde kullanılan uyku testleri, hastanın uyku sırasındaki fizyolojik değişikliklerini kayıt altına alıyor. Testin kapsamı ise kişinin şikayetlerine ve doktorun araştırdığı uyku bozukluğuna göre değişebiliyor.
Uyku Testinde Neler Ölçülüyor?
En kapsamlı yöntemlerden biri polisomnografi (PSG) olarak biliniyor. Hastane veya uyku laboratuvarında gerçekleştirilen bu test sırasında kişi gece boyunca uyurken çok sayıda veri eş zamanlı olarak kaydediliyor. Beyin dalgaları ve uyku evreleri EEG ile, göz hareketleri EOG ile, kalp ritmi EKG ile takip ediliyor. Kas aktivitesi, kandaki oksijen seviyesi, solunum eforu ve burun ile ağızdan gerçekleşen hava akımı da kayıt altına alınabiliyor. Bu sayede yalnızca kişinin nefesinin durup durmadığı değil, bu olayların uyku düzenini ve kandaki oksijen seviyesini nasıl etkilediği de değerlendirilebiliyor.
Her Uyku Testi Hastanede Yapılmıyor
Uyku testlerinin farklı türleri bulunuyor. En kapsamlı inceleme, teknisyen gözetiminde uyku laboratuvarında gerçekleştirilen Tip 1 polisomnografi. Tip 2 olarak adlandırılan portatif polisomnografi ise laboratuvar dışında uygulanabilmesine rağmen çok sayıda fizyolojik verinin kaydedilmesine imkân sağlıyor. Daha yaygın kullanılan ev tipi yöntemlerden Tip 3 kardiyorespiratuvar testlerde ise genellikle hava akımı, solunum eforu, oksijen satürasyonu ve kalp hızı takip ediliyor. Tip 4 testler yalnızca oksijen satürasyonu veya hava akımı gibi sınırlı sayıda parametreyi ölçtüğü için tanısal kapasiteleri de daha sınırlı oluyor.
Uyku Apnesinin Dışında Başka Hastalıklar İçin de Kullanılıyor
Uyku testi denildiğinde ilk akla gelen hastalık uyku apnesi olsa da testler yalnızca bu rahatsızlığın araştırılmasında kullanılmıyor. Hekim değerlendirmesi doğrultusunda merkezi uyku apnesi, uyku ile ilişkili solunum sorunları, narkolepsi, REM uyku davranış bozukluğu ve periyodik ekstremite hareket bozukluğu gibi farklı durumların araştırılmasında da uyku çalışmalarından yararlanılabiliyor. Açıklanamayan aşırı gündüz uykululuğu ve uzun süredir devam eden dinlenemeden uyanma gibi şikâyetlerde de kişinin klinik durumuna göre uyku değerlendirmesi gündeme gelebiliyor.
Bu Belirtileri Yaşayanların Dikkat Etmesi Gerekiyor
Özellikle yüksek sesli ve sürekli horlama, uyurken nefesin kesildiğinin yakınları tarafından fark edilmesi ve geceleri boğulma hissiyle uyanma, uyku apnesi açısından değerlendirilmesi gereken belirtiler arasında bulunuyor. Bunlara gün içerisinde aşırı uyku hali, konsantrasyon güçlüğü, sabah baş ağrıları ve gece sık idrara çıkma gibi yakınmalar da eşlik edebiliyor. Ancak yalnızca horlama olması kişinin kesin olarak uyku apnesi olduğu anlamına gelmiyor. Tanı, kişinin öyküsü ve muayenesinin ardından gerekli görülmesi halinde yapılan uyku çalışmasının uzman hekim tarafından değerlendirilmesiyle konuluyor.
Uyku Testi Nasıl Yapılıyor?
Laboratuvarda gerçekleştirilecek uyku testi için hasta genellikle akşam saatlerinde merkeze geliyor. Teknisyen tarafından baş, yüz, göğüs, karın ve bacaklara gerekli sensörler yerleştiriliyor. Sensörlerin takılması ağrılı bir işlem değil. Gece boyunca kişi mümkün olduğunca normal şekilde uyurken cihazlar gerekli verileri kaydediyor. Sabah uyandıktan sonra sensörler çıkarılıyor ve kayıtların analiz süreci başlıyor. Evde gerçekleştirilen testlerde ise kişiye taşınabilir bir kayıt cihazı veriliyor. Sensörler verilen talimatlar doğrultusunda takılıyor ve gece boyunca solunumla ilgili veriler kaydediliyor. Evde yapılan testlerin her hasta için uygun olmadığı unutulmamalı. Özellikle önemli kalp-akciğer hastalıkları, nöromüsküler hastalıklar, kronik opioid kullanımı veya inme öyküsü gibi durumlarda hangi testin uygulanacağına hekim tarafından karar verilmesi gerekiyor.
Sonuçlarda En Çok AHI Değerine Bakılıyor
Uyku apnesinin değerlendirilmesinde kullanılan önemli ölçütlerden biri Apne-Hipopne İndeksi (AHI). Bu değer, uyku sırasında bir saatte meydana gelen apne ve hipopne olaylarının ortalama sayısını gösteriyor. Yetişkinlerde genel sınıflandırmada AHI değerinin 5'in altında olması normal aralık olarak değerlendirilirken;
5-15: Hafif
15-30: Orta
30 ve üzeri: Şiddetli uyku apnesi olarak sınıflandırılıyor. Ancak tek başına AHI değerine bakılarak kişinin tedavisine karar verilmiyor. Kandaki oksijen düşüşleri, belirtiler, eşlik eden hastalıklar, uyku evreleri ve diğer kayıtlar da uzman tarafından birlikte değerlendiriliyor.
Evde Yapılan Test Herkes İçin Yeterli Değil
Ev tipi uyku testleri daha kolay uygulanabilmesi nedeniyle avantaj sağlasa da laboratuvarda yapılan kapsamlı polisomnografinin yerine her durumda kullanılamıyor. Özellikle farklı bir uyku bozukluğundan şüphelenildiğinde veya evde gerçekleştirilen test kişinin şikâyetlerini açıklamak için yeterli veri sağlamadığında laboratuvar incelemesine ihtiyaç duyulabiliyor. Narkolepsi şüphesinde ise gece yapılan polisomnografinin ardından ertesi gün Çoklu Uyku Latans Testi (MSLT) gibi ilave değerlendirmeler gerekebiliyor.
Horlamayı Hafife Almamak Gerekiyor
Her horlama ciddi bir hastalık anlamına gelmese de özellikle nefes durmaları ve gündüz aşırı uyku haliyle birlikte görülen şiddetli horlamanın değerlendirilmesi önem taşıyor. Uykuda nefesinin durduğu gözlenen, boğulma hissiyle uyanan, gündüz kontrol edilemeyecek derecede uykulu olan veya sürekli dinlenemeden uyandığını belirten kişilerin bir sağlık kuruluşuna başvurarak hekim değerlendirmesinden geçmesi öneriliyor. Uyku testinin gerekli olup olmadığına ve hangi test yönteminin uygun olduğuna ise kişinin belirtileri, sağlık durumu ve muayene bulguları doğrultusunda hekim karar veriyor. (Kaynak: Medicana.com.tr)





