Göğüs Hastalıkları Uzmanı Doç. Dr. Lütfiye Kılıç, nefes darlığı nedeniyle hareketten uzaklaşmanın zamanla kasları güçsüzleştirerek günlük yaşamı daha da zorlaştırabileceğine dikkat çekti. Kılıç, kronik akciğer hastalarında uygulanan pulmoner rehabilitasyonun nefes kontrolünden hareket kapasitesine kadar birçok alanda hastaya destek sağlayabildiğini belirtti.

Nefes darlığı, özellikle kronik akciğer hastalığı bulunan kişilerin günlük yaşamını önemli ölçüde etkileyebiliyor. Başlangıçta merdiven çıkarken veya hızlı yürürken hissedilen nefes darlığı, hastalığın ilerlemesi ve fiziksel kapasitenin azalmasıyla daha basit günlük işlerde de ortaya çıkabiliyor. Acıbadem Üniversitesi Atakent Hastanesi Göğüs Hastalıkları Uzmanı Doç. Dr. Lütfiye Kılıç, Türkiye’de nefes darlığı yaşayanların sayısındaki artışa dikkat çekerken, KOAH’ın 40 yaş üzerindeki her 5 kişiden birinde görüldüğünü belirtti.

Kılıç’a göre tütün ürünlerinin kullanımı, hava kirliliği, sıcak hava dalgaları, hareketsiz yaşam ve obezite nefes darlığı şikâyetlerinin yaygınlaşmasında etkili olan faktörler arasında bulunuyor. Nüfusun yaşlanması ve ağır geçirilen solunum yolu enfeksiyonlarının akciğerlerde bırakabildiği hasarlar da tabloya ekleniyor.

Nefes darlığının nedeni her zaman akciğer olmayabilir

Doç. Dr. Lütfiye Kılıç, nefes darlığının yalnızca akciğer hastalıklarıyla ilişkilendirilmemesi gerektiğine dikkat çekiyor. KOAH ve astım gibi kronik solunum yolu hastalıkları önemli nedenler arasında yer alsa da kalp ve damar hastalıkları da nefes darlığına yol açabiliyor. Kansızlık, bazı mide ve bağırsak sorunları, kronik stres ve panik atak gibi psikolojik etkenler de benzer şikâyetlerin ortaya çıkmasına neden olabiliyor. Diyabet ve tiroit hastalıklarının solunum kaslarının gücünü etkileyebildiğini belirten Kılıç, bu nedenle uzun süren veya tekrarlayan nefes darlığında öncelikle sorunun kaynağının belirlenmesinin önem taşıdığını ifade ediyor.

Nefes daralacak korkusuyla hareketten uzaklaşmak sorunu büyütebilir

Kronik akciğer hastalarının karşılaştığı önemli sorunlardan biri de nefes darlığı yaşayacakları düşüncesiyle hareketlerini azaltmaları. Doç. Dr. Kılıç, bu durumun zaman içerisinde bir kısır döngü oluşturabildiğine işaret ediyor. Kişi hareket etmekten kaçındıkça kaslar güç kaybediyor. Kasların güçsüzleşmesiyle daha önce kolaylıkla yapılan bir aktivite için daha fazla efor gerekiyor ve nefes darlığı daha düşük hareket seviyelerinde hissedilmeye başlanabiliyor. Bu nedenle kronik akciğer hastalarında tamamen hareketsiz kalmak yerine, kişinin sağlık durumuna göre planlanmış kontrollü egzersizlerin önem taşıdığı belirtiliyor.

Pulmoner rehabilitasyon devreye giriyor

Doç. Dr. Lütfiye Kılıç, kronik akciğer hastalarının günlük hayatlarını daha rahat sürdürebilmelerine yardımcı olmak amacıyla uygulanan yöntemlerden birinin pulmoner rehabilitasyon olduğunu belirtiyor. Pulmoner rehabilitasyon tek başına bir egzersiz programından oluşmuyor. Doktor kontrolünde yürütülen süreçte hastaya uygun fiziksel egzersizler ve doğru nefes alma teknikleri bir arada uygulanıyor. Hastanın kendi rahatsızlığını daha iyi tanıması ve yönetmesi için eğitim verilirken ihtiyaç halinde beslenme ve psikolojik destek de programa dahil edilebiliyor. Kılıç, pulmoner rehabilitasyonun hastaların daha rahat nefes almalarına, hareket kapasitelerini artırmalarına ve kronik hastalıklarını daha iyi yönetmelerine yardımcı olabilecek kapsamlı bir program olduğunu ifade ediyor.

Amaç hastayı yeniden günlük hayatın içine katmak

Nefes darlığı ilerlediğinde yalnızca spor yapmak değil, günlük yaşamın sıradan faaliyetleri de zorlaşabiliyor. Yürümek, merdiven çıkmak, alışveriş yapmak veya ev işleriyle ilgilenmek bazı hastalar açısından ciddi efor gerektirebiliyor. Doç. Dr. Kılıç, pulmoner rehabilitasyonda hastanın durumuna uygun egzersizlerin belirlenerek bu döngünün kırılmasının hedeflendiğini belirtiyor. Doğru planlanan egzersizlerle kalp ve kas gücünün desteklenmesi, kişinin hareket kapasitesinin artırılması ve oksijenin daha verimli kullanılması amaçlanıyor. Böylece hastanın günlük faaliyetlerini daha rahat gerçekleştirebilmesine yardımcı olunabiliyor.

Sadece KOAH hastalarına uygulanmıyor

Pulmoner rehabilitasyon denildiğinde ilk akla gelen hastalıklardan biri KOAH olsa da programın uygulama alanı bununla sınırlı değil. Doç. Dr. Lütfiye Kılıç, nefes darlığı nedeniyle günlük yaşamı kısıtlanan farklı yaş gruplarındaki solunum hastalarının değerlendirme sonrasında bu programdan yararlanabileceğini belirtiyor. KOAH’ın yanı sıra astım, bronşektazi, interstisyel akciğer hastalıkları, kistik fibrozis, göğüs duvarı hastalıkları ve nöromüsküler hastalıklarda pulmoner rehabilitasyon uygulanabiliyor. Obeziteyle ilişkili akciğer hastalıklarında ve akciğer nakli öncesi veya sonrasındaki süreçte de uygun hastalar için program planlanabiliyor. Program hastanın ihtiyacına ve sağlık kuruluşunun imkânlarına göre hastanede yatarak, ayaktan veya uygun koşullarda evde sürdürülebiliyor.

Hastane başvurularının azalmasına da katkı sağlayabiliyor

Pulmoner rehabilitasyonun hedeflerinden biri de hastanın kendi hastalığını daha iyi yönetebilmesini sağlamak. Doç. Dr. Kılıç, program sırasında solunum yoluyla alınan ilaçların doğru kullanım tekniklerinin de hastalara öğretildiğini belirtiyor. Hastanın nefes darlığını yönetebilmesi, fiziksel kapasitesini koruması ve hastalığı konusunda bilinçlenmesi yaşam kalitesine doğrudan katkı sağlayabiliyor. Kılıç, pulmoner rehabilitasyonun uygun hastalarda hastalık ataklarının sıklığını ve buna bağlı hastane başvurularını azaltmaya yardımcı olabileceğini de ifade ediyor. Kronik akciğer hastalığı bulunan kişilerin nefes darlığı korkusuyla hareketten tamamen uzaklaşmaması gerektiğini vurgulayan Doç. Dr. Lütfiye Kılıç, egzersizin miktarı ve türünün ise kişinin sağlık durumuna göre belirlenmesi gerektiğine dikkat çekiyor. (Kaynak: Acıbadem)

Muhabir: Haber Merkezi