Uzman Klinik Psikolog Mert Adil, bedenin durmasıyla zihnin gerçekten dinlenmesinin aynı şey olmadığını belirterek, gün içinde biriken dikkat, karar verme ve sorumluluk yükünün dinlenme saatlerinde de devam edebildiğine dikkat çekti. Günün sonunda fiziksel olarak ağır bir iş yapılmamasına rağmen hiçbir şey yapacak gücün kalmaması, basit kararların bile zor gelmesi veya dikkati toplamakta güçlük çekilmesi birçok kişinin zaman zaman yaşadığı bir durum. Bunun arkasında zihinsel yorgunluk bulunabiliyor.
Uzun süre dikkatini bir noktada tutmak, sürekli karar vermek, sorun çözmek, duyguları kontrol etmek ve gün içerisinde bir görevden diğerine geçmek zihinsel yük oluşturabiliyor. Uzman Klinik Psikolog Mert Adil'e göre yalnızca işi bırakmak veya koltuğa uzanmak ise bu yükün sona erdiği anlamına gelmiyor.
İş bittiğinde süreçler zihinde devam edebiliyor
Zihinsel yorgunluğun yalnızca çok düşünmek şeklinde değerlendirilmemesi gerektiğini belirten Adil, gün içerisinde fark edilmeden sürdürülen birçok işlemin de zihinsel kaynak kullandığını söyledi. Adil, “Gün boyunca dikkatini toplamak, hata yapmamaya çalışmak, başkalarının beklentilerini izlemek ve sürekli küçük kararlar vermek de zihinsel kaynak kullanır. İş bittiğinde bu süreçler zihinde devam ediyorsa kişi dinlenmeye vakit ayırsa bile gerçekten işten ayrılmış olmayabilir” dedi.
Örneğin işten çıkıp eve gelmek fiziksel olarak iş yerinden ayrılmayı sağlıyor. Ancak iş mesajlarını kontrol etmeye devam etmek, ertesi gün yapılacak konuşmaları düşünmek veya çözülmemiş sorunları tekrar tekrar zihinden geçirmek dinlenmeyi zorlaştırabiliyor. Üstelik zihinsel yükün kaynağı yalnızca çalışma hayatı değil. Evde yapılacak işleri sürekli planlamak, aile sorumlulukları, ekonomik kaygılar, bakım yükümlülükleri ve gün boyunca sürekli ulaşılabilir olmak da zihnin devamlı “sırada ne var?” sorusuyla meşgul olmasına yol açabiliyor.
Telefona bakmak dinlenmek anlamına geliyor mu?
Günün ardından koltuğa uzanıp sosyal medyada veya kısa videolarda vakit geçirmek dinlenme gibi görülebiliyor. Ancak hızla değişen görüntüler, bildirimler ve sürekli yeni içeriklerle karşılaşmak dikkati aktif tutabiliyor. Bu nedenle önemli olan yalnızca mola vermek değil, molanın zihinsel yükü gerçekten azaltıp azaltmadığı.
Adil, bu noktada şu değerlendirmeyi yaptı:
“Bir molanın dinlendirici olup olmadığını yalnızca süresi değil, yükün gerçekten kesilip kesilmediği belirler. Dinlenmek her zaman hiçbir şey yapmamak değildir; bazen zihnin kullandığı kanalı değiştirmektir.”
Yoğun ekran kullanımının ve sürekli karar vermenin ardından kısa bir yürüyüş yapmak, duş almak, yemek hazırlamak veya ritmik fiziksel bir işle uğraşmak bazı kişiler için daha dinlendirici olabiliyor.
Beş dakikalık mola her zaman yetmeyebilir
Bilimsel araştırmalar kısa molaların yorgunluğun azaltılmasına katkı sağlayabildiğini gösterse de yapılan işin zihinsel ağırlığı arttıkça daha uzun süreli bir kesintiye ihtiyaç duyulabiliyor. Dolayısıyla birkaç dakikalık mola gün boyunca biriken zihinsel yükü her zaman tamamen ortadan kaldırmıyor. Burada önemli noktalardan biri de kişinin kendisine hangi dinlenme biçiminin iyi geldiğini fark etmesi. Bazı kişiler sessizlikle, bazıları hareket ederek, bazıları ise sosyal iletişim kurarak daha iyi toparlanabiliyor.
Zihni işten çıkarmanın yolu: Açık kalan işleri kapatmak
Günün sonunda tamamlanan işleri, ertesi güne bırakılanları ve bir sonraki gün yapılacak ilk işi birkaç satır halinde yazmak zihnin sürekli hatırlatma yapmasını azaltmaya yardımcı olabiliyor. İş ve dinlenme arasına belirgin bir geçiş koymak da önem taşıyor. İş kıyafetlerini değiştirmek, kısa bir yürüyüş yapmak veya belirlenen saatten sonra iş bildirimlerini kapatmak, zihnin çalışma döneminin sona erdiğini algılamasını kolaylaştırabiliyor. Ancak dinlenmeyi de yeni bir görev haline getirmemek gerekiyor. “Hemen toparlanmalıyım” düşüncesi dinlenme sürecinin kendisini yeni bir performans baskısına dönüştürebiliyor.
Her yorgunluk tükenmişlik değil
Zihinsel yorgunluk ile tükenmişlik de birbirinden ayrılıyor. Dünya Sağlık Örgütü, tükenmişliği başarıyla yönetilemeyen kronik iş stresiyle bağlantılı mesleki bir olgu olarak değerlendiriyor. Enerji kaybı, işe karşı zihinsel mesafenin artması veya olumsuz duygular ile mesleki yeterlilik hissindeki azalma bu tablonun temel boyutları arasında gösteriliyor. Bu nedenle birkaç yoğun günün ardından hissedilen yorgunluk doğrudan tükenmişlik anlamına gelmiyor.
Yorgunluk haftalarca geçmiyorsa dikkat
Zihinsel yorgunluk zaman zaman yaşanabilse de uzun süre devam eden durumların göz ardı edilmemesi gerekiyor. Dinlenmeye rağmen haftalar boyunca süren yorgunluğa sabah dinlenmemiş uyanma, günlük işlevlerde belirgin düşüş, uyku veya iştah değişiklikleri, çökkünlük ya da yoğun kaygı eşlik ediyorsa profesyonel değerlendirme düşünülebilir.
Yorgunluğun her zaman psikolojik nedenlerden kaynaklanmadığını da unutmamak gerekiyor. Uyku bozuklukları, kansızlık, tiroit sorunları, bazı enfeksiyonlar, kullanılan ilaçlar ve farklı tıbbi durumlar da benzer yakınmalara neden olabiliyor. Bu nedenle uzun süre devam eden veya günlük yaşamı belirgin biçimde etkileyen yorgunlukta gerektiğinde hekim ve ruh sağlığı uzmanı değerlendirmesinden yararlanılması önem taşıyor.





