Yoğun stres ve kaygıyla birlikte ortaya çıkan bedensel belirtiler zaman zaman ciddi bir sağlık sorunuyla da karıştırılabiliyor. Özellikle çarpıntı, nefes darlığı, titreme, baş dönmesi ve göğüste sıkışma gibi belirtiler panik atakta görülebilse de tek başına bu şikâyetlerin bulunması panik atak tanısı için yeterli değil. Uzman Klinik Psikolog Mert Adil, panik atak ile yoğun kaygı arasındaki ayrımda belirtilerin nasıl başladığına, ne kadar hızlı yükseldiğine, kişinin yaşadığı bedensel değişiklikleri nasıl yorumladığına ve sonrasında kaçınma davranışlarının gelişip gelişmediğine bakılması gerektiğini ifade etti.

Panik atakta belirtiler dakikalar içinde yükseliyor

Panik atağın dikkat çeken özelliklerinden biri, yoğun korku veya rahatsızlık hissinin kısa sürede yükselmesi. Atak sırasında kalp çarpıntısı, terleme, titreme, nefes darlığı, göğüste ağrı veya sıkışma, baş dönmesi, bulantı, uyuşma ve karıncalanma görülebiliyor. Bunlara çevrenin gerçek dışı olduğu hissi, kontrolü kaybetme veya öleceği düşüncesi de eşlik edebiliyor. Ancak bu belirtilerden bir veya birkaçının yaşanması tek başına panik atak anlamına gelmiyor. Başlangıç hızı, belirtilerin birlikte oluşturduğu tablo ve olası fiziksel nedenlerin de değerlendirilmesi gerekiyor.

“Kaygı atağı” standart bir tanı değil

Günlük hayatta sıklıkla kullanılan “kaygı atağı” ifadesi ise panik atakla aynı klinik statüye sahip değil. Kaygı; sağlıkla ilgili bir belirsizlik, sınav, iş hayatı, maddi sorunlar veya ilişkiler gibi belirli bir konu etrafında giderek yoğunlaşabiliyor. Bu süreçte huzursuzluk, gerginlik, çarpıntı, mide rahatsızlığı ve titreme gibi fiziksel belirtiler de ortaya çıkabiliyor. Saatler veya günler boyunca biriken bu yoğunluk halk arasında “kaygı atağı” şeklinde ifade edilebiliyor. Ancak bu kavramın standart klinik ölçütleri bulunmuyor.

Bir kez yaşanması panik bozukluk anlamına gelmiyor

Panik atak yaşayan herkesin panik bozukluğu olduğu düşüncesi de doğru değil. Tek bir panik atak, tek başına panik bozukluk anlamına gelmiyor. Panik bozukluk değerlendirmesinde tekrarlayan beklenmedik atakların yanı sıra yeni bir atak yaşama endişesi ve buna bağlı davranış değişikliklerinin devam edip etmediği de dikkate alınıyor. Özellikle kişinin yeniden atak yaşayacağı korkusuyla toplu taşımaya binmekten, seyahat etmekten, egzersizden, yalnız kalmaktan veya bazı ortamlara girmekten kaçınmaya başlaması değerlendirmede önem taşıyor.

Atak sırasında ne yapılabilir?

Yoğun belirtiler sırasında öncelikle kişinin güvenli bir ortamda olduğundan emin olması gerekiyor. Adil, hızlı ve derin nefes almaya çalışmanın bazı kişilerde baş dönmesini artırabileceğine dikkat çekerek nefesi zorlamadan yavaşlatmanın yardımcı olabileceğini belirtiyor.

Dikkati sürekli kalp atışı ve nefes gibi bedensel belirtilere yöneltmek yerine ayakların yere temasına, çevredeki seslere ve dış dünyaya yönelmek de yoğun alarm hissinin yönetilmesine yardımcı olabilecek yöntemler arasında gösteriliyor. Bununla birlikte ilk kez yaşanan veya daha öncekilerden farklı seyreden belirtilerin doğrudan “panik atak” olarak kabul edilmemesi gerekiyor.

Bu belirtiler varsa “panik atak” deyip geçmeyin

Panik atağa benzeyen bazı belirtilerin kalp, solunum sistemi, tiroit ve farklı sağlık sorunlarında da görülebileceğine dikkat çekiliyor. Özellikle şiddetli göğüs ağrısı veya baskı, ağrının kola, boyna ya da çeneye yayılması, ciddi nefes alamama, bayılma veya bilinç kaybı, yüzde kayma, konuşma bozukluğu ve vücudun bir tarafında güçsüzlük gibi belirtilerde durumun kaygıdan kaynaklandığı varsayılmamalı ve 112 Acil Çağrı Merkezi'nden yardım istenmeli.

Ne zaman psikolojik destek alınmalı?

Atakların tekrarlaması, yeniden atak geçirme korkusunun günlük yaşamı etkilemeye başlaması veya kişinin bazı faaliyetlerden ve ortamlardan kaçınması durumunda profesyonel değerlendirme gündeme gelebiliyor. Uyku, iş, aile ilişkileri veya sosyal hayatın etkilenmesi de destek alınmasını gerektirebilecek işaretler arasında bulunuyor.

Panik belirtilerinin ele alınmasında kullanılan yaklaşımlardan biri olan Bilişsel Davranışçı Terapi'de kişinin bedensel belirtileri nasıl yorumladığı, korku ve kaçınma döngüsü ile güvenlik davranışları üzerinde çalışılabiliyor. İhtiyaca göre psikiyatri değerlendirmesi ve psikoterapi birlikte de yürütülebiliyor. (Kaynak: Doktortakvimi)

Muhabir: HABER MERKEZİ