Aktarlarda ve marketlerde kolaylıkla bulunabilen hatmi çayı, özellikle öksürük başladığında evlerde ilk başvurulan bitkisel ürünlerden biri. Ancak hatmi çayı hakkında internette dolaşan sağlık iddialarının tamamı bilimsel araştırmalar tarafından aynı ölçüde desteklenmiyor. Hatmi bitkisinin özellikle kök kısmında yüksek miktarda bulunan müsilaj, suyla birleştiğinde jel benzeri bir yapı oluşturuyor. Bu yapının ağız ve boğaz mukozasının üzerinde koruyucu bir tabaka meydana getirerek kuruluk ve tahriş hissini azaltabileceği değerlendiriliyor. Avrupa İlaç Ajansı (EMA) da hatmi kökünü ağız ve boğaz tahrişi ile buna eşlik eden kuru öksürüğün hafifletilmesinde kullanılan geleneksel bitkisel tıbbi ürünler arasında değerlendiriyor. Ancak buradaki önemli ayrıntı, kullanımın güçlü klinik araştırmalardan ziyade uzun yıllara dayanan geleneksel kullanım verilerine dayanması.

Kuru öksürükte neden tercih ediliyor?

Hatmi çayının en fazla öne çıktığı alan kuru ve tahriş edici öksürük. Bitkinin içerisindeki müsilajın boğaz yüzeyini kaplaması, tahrişin azalmasına ve buna bağlı öksürük dürtüsünün hafiflemesine yardımcı olabiliyor. Bu durum hatmi çayının her türlü öksürüğü tedavi ettiği anlamına gelmiyor. Özellikle enfeksiyon, astım, zatürre veya başka bir hastalıktan kaynaklanan öksürüklerde yalnızca bitki çayına güvenilmesi doğru değil. Hatmi kökü için mide ve bağırsak sistemi üzerinde de koruyucu etkilerden söz ediliyor. Müsilajın mide yüzeyinde benzer bir koruyucu tabaka oluşturabileceği düşünülse de bu alandaki bilimsel kanıtlar daha sınırlı. EMA, hatmi kökünün hafif mide-bağırsak rahatsızlıklarında geleneksel kullanımını kabul ediyor ancak etkinliğini kesin olarak ortaya koyan güçlü insan çalışmalarının yeterli olmadığına dikkat çekiliyor.

“Bağışıklığı güçlendiriyor” iddiasına dikkat

Hatmi çayı hakkında sosyal medyada ve çeşitli internet sitelerinde “bağışıklığı güçlendirir”, “toksinleri vücuttan atar” ve “hastalıklardan korur” şeklinde çok sayıda iddiaya rastlanıyor. Ancak mevcut bilimsel değerlendirmelerde hatmi kökünün en çok öne çıkan kullanım alanı boğaz mukozasındaki tahriş ve buna bağlı kuru öksürük. Bağışıklık sistemini belirgin şekilde güçlendirdiğini veya vücudu “toksinlerden temizlediğini” ortaya koyan güçlü klinik kanıt bulunmuyor. Bu nedenle hatmi çayını bir hastalığı tedavi eden ürün yerine, uygun kişilerde bazı hafif belirtilerin giderilmesine yardımcı olabilecek destekleyici bir bitkisel ürün olarak değerlendirmek gerekiyor.

İlaç kullananların dikkat etmesi gerekiyor

Hatmi çayı tüketiminde gözden kaçırılmaması gereken konulardan biri de ilaçlarla olası etkileşimler. Hatmi kökündeki yoğun müsilajın ağızdan alınan bazı ilaçların emilimini geciktirebilme ihtimali bulunuyor. Bu nedenle düzenli ilaç kullananların hatmi çayını ilaçlarıyla aynı anda tüketmemesi ve kullanım öncesinde doktor veya eczacıdan görüş alması önem taşıyor. Özellikle gebelik ve emzirme dönemindeki kadınların, küçük çocukların ve düzenli ilaç kullanan kişilerin kontrolsüz şekilde bitkisel ürün tüketmemesi gerekiyor. Bitkisel ürünlerde ürünün nereden temin edildiği de önem taşıyor. İçeriği ve saklama koşulları bilinmeyen ürünler yerine güvenilir ve denetlenebilir ürünlerin tercih edilmesi sağlık açısından önem taşıyor.

Öksürük bir haftayı geçiyorsa çayla geçmesini beklemeyin

Hatmi çayı boğazdaki kuruluk ve tahrişin hafifletilmesine yardımcı olsa bile uzun süren öksürükte asıl nedenin belirlenmesi gerekiyor. EMA'nın değerlendirmesinde kuru öksürük ve boğaz tahrişi için hatmi kökü kullanımı sırasında belirtilerin bir haftadan uzun sürmesi halinde doktora veya sağlık profesyoneline başvurulması tavsiye ediliyor.

Öksürüğe yüksek ateş, nefes darlığı, ciddi yutma güçlüğü, kanlı balgam veya genel durumda belirgin kötüleşme eşlik ediyorsa bitkisel ürünlerle vakit kaybetmeden sağlık kuruluşuna başvurulması gerekiyor. Sonuç olarak hatmi çayının en makul kullanım alanı, bilimsel değerlendirmeler ışığında boğazdaki tahriş ve buna bağlı kuru öksürüğün hafifletilmesine destek olmak. Hatmi çayının tüm öksürükleri ortadan kaldırdığı, enfeksiyonu tedavi ettiği, bağışıklığı güçlendirdiği veya vücuttaki toksinleri temizlediği yönündeki ifadelerin ise bilimsel olarak kanıtlanmış gerçekler gibi değerlendirilmemesi gerekiyor. ( Kaynak: Medicana.com.tr)

Muhabir: HABER MERKEZİ