Günlük yaşamda pek çok kişinin karşılaştığı dejavu, beynin hafıza ve algılama süreçleriyle bağlantılı ilginç bir deneyim olarak biliniyor. Fransızca “déjà vu” ifadesinden gelen ve “daha önce görülmüş” anlamını taşıyan dejavu, kişinin ilk kez karşılaştığı bir olayı, konuşmayı veya ortamı daha önce yaşamış gibi hissetmesiyle ortaya çıkıyor. Örneğin ilk kez ziyaret edilen bir şehrin sokaklarının son derece tanıdık gelmesi veya yeni tanışılan biriyle yapılan konuşmanın geçmişte de yaşandığının düşünülmesi dejavu deneyimine örnek gösteriliyor. Bu durumun dikkat çekici yönü ise kişinin çoğunlukla yaşadığı hissin gerçeği yansıtmadığının farkında olması.
Dejavunun neden ortaya çıktığı henüz bilimsel olarak tüm yönleriyle açıklanabilmiş değil. Araştırmalarda öne çıkan görüşlerden biri, beynin yeni karşılaşılan bir deneyimi yanlışlıkla tanıdık olarak değerlendirmesi üzerine yoğunlaşıyor. Hafızanın tanıma ve hatırlama süreçleri arasındaki geçici uyumsuzlukların bu hissin oluşmasında rol oynayabileceği düşünülüyor. Stres, yoğun yorgunluk ve düzensiz uyku da dejavu deneyimleriyle ilişkilendirilen etkenler arasında bulunuyor. Özellikle dikkat ve algılama süreçlerinde meydana gelen değişikliklerin bazı kişilerde tanıdıklık hissini etkileyebileceği belirtiliyor. Ancak her dejavu deneyiminin doğrudan stres veya uykusuzluktan kaynaklandığını söylemek mümkün değil.
Dejavu genellikle birkaç saniye sürüyor ve kendiliğinden sona eriyor. Sağlıklı bireylerde de görülebilen bu durum, tek başına herhangi bir hastalığın bulunduğunu göstermiyor. Kişi, yaşadığı olayın aslında yeni olduğunu bilmesine rağmen kısa süreliğine geçmişte aynı anı yaşamış olduğu hissine kapılabiliyor. Bununla birlikte dejavunun bazı nörolojik rahatsızlıklarla ilişkili olabileceği de biliniyor. Özellikle beynin hafıza süreçlerinde görev alan temporal lob bölgesinden kaynaklanan epileptik nöbetlerde dejavu hissi ortaya çıkabiliyor. Bu tür durumlarda tanıdıklık hissine farklı belirtiler de eşlik edebiliyor.
Dejavu sırasında kısa süreli bilinç değişikliği, çevreye tepkisiz kalma, istemsiz hareketler, dalma veya gerçekte bulunmayan koku ve tatları algılama gibi belirtilerin yaşanması nörolojik değerlendirmeyi önemli hale getiriyor. Ancak yalnızca dejavu yaşamak, kişinin epilepsi hastası olduğu anlamına gelmiyor. Ara sıra ortaya çıkan dejavu deneyimleri genellikle endişe gerektirmiyor. Buna karşılık bu hissin belirgin şekilde sıklaşması, normalden uzun sürmesi veya günlük yaşamı etkilemesi durumunda bir nöroloji uzmanına başvurulması öneriliyor. Hekimler, kişinin şikâyetlerini ve eşlik eden belirtileri değerlendirerek gerekli görülmesi halinde ileri tetkikler planlayabiliyor. Dejavu hakkında yapılan bilimsel çalışmalar devam ederken, bu deneyimin oluşumunda hafıza, dikkat ve algılama süreçlerinin etkili olabileceği üzerinde duruluyor. Önemli olan dejavunun yalnızca yaşanması değil, ne sıklıkla tekrarlandığı, ne kadar sürdüğü ve başka belirtilerle birlikte ortaya çıkıp çıkmadığı. (Kaynak: Medicana.com.tr)





