Boyunda fark edilen şişlik, boğazda baskı hissi veya ses değişikliği, tiroit nodüllerinin belirtileri arasında yer alabiliyor. Çoğu nodül ise herhangi bir şikâyete yol açmadan, başka bir nedenle yapılan muayene ya da görüntüleme sırasında saptanıyor. Nodüllerin büyük çoğunluğu iyi huylu olsa da uygun değerlendirme yapılması önem taşıyor.
Acıbadem Kadıköy Dr. Şinasi Can Hastanesi Endokrinoloji ve Metabolizma Hastalıkları Uzmanı Prof. Dr. Şefika Burçak Polat, nodül saptanmasının tek başına kanser anlamına gelmediğini belirtiyor. Polat, “Önemli olan, nodülün ultrason özelliklerini, boyutunu, tiroit fonksiyonlarını ve kişinin risk faktörlerini birlikte değerlendirmektir” diyerek takip ve tedavinin kişiye göre planlanması gerektiğine dikkat çekiyor.
Hızlı büyüme ve ses değişikliğini önemseyin
Nodülün hızla büyümesi, kalıcı ses kısıklığına yol açması veya yutmayı güçleştirmesi durumunda kısa sürede hekim değerlendirmesi gerekiyor. Muayenede sert ve hareketsiz hissedilen nodüller de ayrıntılı inceleme gerektirebiliyor. Nefes darlığı da göz ardı edilmemesi gereken belirtiler arasında bulunuyor. Özellikle ani başlayan veya belirginleşen solunum güçlüğünde rutin kontrolü beklemek yerine acil tıbbi yardım alınması gerekiyor.
Boyut tek başına karar vermeye yetmiyor
Tiroit ultrasonunda nodülün büyüklüğünün yanı sıra yapısı, sınırları ve çevre dokularla ilişkisi inceleniyor. Küçük kireçlenme odakları, düzensiz sınırlar, çevredeki tiroit dokusuna göre daha koyu görünüm ve şüpheli lenf bezleri risk değerlendirmesinde dikkate alınıyor. Bu bulgular tek başına kesin kanser tanısı koydurmuyor. Biyopsi gerekip gerekmediği, ultrason görünümüyle birlikte nodülün boyutu ve hastanın klinik özellikleri değerlendirilerek belirleniyor.
Her nodüle biyopsi yapılmıyor
Prof. Dr. Polat’ın aktardığına göre düşük riskli özellikler taşıyan nodüllerde belirli aralıklarla takip yeterli olabiliyor. Kontrollerde büyüme ve görünüm değişiklikleri araştırılıyor; takip aralığı her hasta için aynı olmuyor. Şüpheli nodüllerde ise ince iğne aspirasyon biyopsisi gündeme gelebiliyor. İşlem sırasında nodülden alınan hücre örnekleri laboratuvarda inceleniyor. Bazı küçük nodüllerde riskli bulgular nedeniyle biyopsi düşünülürken daha büyük, düşük riskli nodüllerde takip tercih edilebiliyor.
Aile öyküsünü doktorunuzla paylaşın
Ailede tiroit kanseri bulunması ve özellikle çocukluk döneminde baş-boyun bölgesine radyasyon tedavisi uygulanmış olması, değerlendirmeyi etkileyen bilgiler arasında yer alıyor. Bu özelliklerin bulunması kişinin kanser olduğu anlamına gelmiyor. Ancak hekimin takip ve ileri inceleme kararında önem taşıyor.
TSH düşükse farklı inceleme gerekebilir
Tiroit nodülü değerlendirmesinde kan testleri de kullanılıyor. TSH düzeyinin düşük bulunması halinde tiroit hormonları inceleniyor ve gerekli durumlarda sintigrafi istenebiliyor. Düşük TSH, tek başına kesin tanı anlamına gelmiyor. Polat, sintigrafide aktif çalışan, yani “sıcak” nodül saptanması durumunda kanser riskinin genellikle düşük olduğunu ve çoğu zaman biyopsi gerekmediğini belirtiyor. Son karar diğer muayene ve görüntüleme bulgularıyla birlikte veriliyor.
Belirsiz biyopsi sonucu kanser demek değil
Biyopsi sonuçları Bethesda sınıflamasıyla değerlendiriliyor. İyi huylu sonucu ifade eden Bethesda 2’de uygun hastalarda takip yapılabiliyor. Bazen örnek yetersiz kalabiliyor veya hücrelerin iyi ya da kötü huylu olduğu kesinleştirilemiyor. Bu durumlarda biyopsinin tekrarı, uygun hastalarda moleküler testler veya tanısal cerrahi değerlendirilebiliyor. Belirsiz ya da yetersiz sonuç, tek başına kanser tanısı anlamına gelmiyor.
İyi huylu nodüller de tedavi gerektirebilir
İyi huylu olduğu belirlenen bir nodül, büyüyerek yutma güçlüğü veya solunum yolunda baskı oluşturabiliyor. Polat, bu hastalarda cerrahi ya da uygun koşullarda radyofrekans ablasyon gibi yöntemlerin değerlendirilebileceğini ifade ediyor. Kanser açısından şüpheli veya kötü huylu biyopsi sonuçlarında ise genellikle cerrahi öne çıkıyor. Ameliyatın kapsamı; nodülün özellikleri, yayılım durumu ve lenf bezleri dikkate alınarak belirleniyor. Seçilmiş küçük ve düşük riskli kanserlerde farklı izlem seçenekleri de uzman ekip tarafından değerlendirilebiliyor.
Nodülü küçültmek için gelişigüzel hormon kullanmayın
Tiroit fonksiyonları normal olan kişilerde yalnızca nodülü küçültmek amacıyla tiroit hormonu kullanılması rutin olarak önerilmiyor. Fazla tiroit hormonu, kalp ritim sorunları ve kemik kaybı riskini artırabiliyor. Prof. Dr. Polat, gereksiz müdahaleden kaçınırken gerekli kontrolleri de aksatmamak gerektiğini vurguluyor. Nodülün takip veya tedavi planı, kişinin riskleri ve inceleme sonuçları birlikte değerlendirilerek oluşturuluyor. (Kaynak: acibadem.com.tr)





