(ÖZEL HABER) - Kültür ve Turizm Bakanlığı koordinasyonunda “Ulusal Festival Takvimi” hazırlanmasını ve festivaller için lisanslama sistemi kurulmasını öneren Dilsiz, organizasyonların birkaç günlük etkinlik olmaktan çıkarılarak yıl boyunca kente değer sağlayacak projelere dönüştürülmesi gerektiğini belirtti. Türkiye’nin birçok kentinde yerel ürünlerden gastronomiye, kültürden sanata kadar farklı alanlarda düzenlenen festivallerin sayısı artarken, organizasyonların planlanmasına yönelik yeni bir öneri Uşak’tan geldi.

Uşaklı Gastronomi Yazarı Süleyman Dilsiz, özellikle gastronomi festivallerinin aynı tarihlerde düzenlenmesinin planlama açısından yeniden değerlendirilmesi gerektiğini ifade etti. Dilsiz, 18-20 Eylül 2026 tarihlerinde Bursa’da Uluslararası Gastronomi Festivali düzenlenirken aynı tarihlerde Edirne’de Topraktan Sofraya Gastronomi Festivali’nin gerçekleştirilmesini örnek gösterdi. Her iki şehrin de güçlü gastronomi kültürüne ve yerel değerlere sahip olduğunu belirten Dilsiz, tartışılması gereken konunun hangi festivalin daha başarılı olduğu değil, benzer organizasyonların neden aynı tarihlerde gerçekleştirildiği olduğunu kaydetti.

Festival Enflasyonu Konuşulmalı

Festival planlamasına yönelik önerilerini ilk kez 2020 yılında kaleme aldığı “Ulusal Festival Stratejisi Şart” başlıklı yazısında gündeme getirdiğini belirten Süleyman Dilsiz, aradan geçen sürede Türkiye’de festival sayısının önemli ölçüde arttığını ifade etti. Özellikle gastronomi alanındaki bazı organizasyonların birbirini tekrar eden yapılara dönüşebildiğini savunan Dilsiz, festival sayısından çok organizasyonların oluşturduğu ekonomik ve kültürel değerin tartışılması gerektiğini söyledi.

Festival-3Festivallere Lisans Sistemi Önerdi

Süleyman Dilsiz’in önerilerinden biri de “Festival Lisanslama Sistemi” oluşturulması. Özellikle gastronomi festivallerinin belirli kriterlere göre değerlendirilmesini öneren Dilsiz, festivalin merkezinde coğrafi işaretli bir ürün, yerel veya endemik bir tür, özgün üretim yöntemi, kaybolmaya yüz tutmuş yeme-içme kültürü ya da yöreye özgü somut bir gastronomi değerinin bulunması gerektiğini belirtti. Dilsiz, festival hazırlığında önceliğin programa hangi ünlü ismin dahil edileceğinden ziyade kentin hangi yerel değeri ve hikâyeyi ziyaretçilere anlatacağı olması gerektiğini ifade etti.

Önerilen sistemde yerel yönetimler, İl Kültür ve Turizm Müdürlükleri, üniversiteler, ticaret ve sanayi odaları, üretici örgütleri ile turizm sektörünün ortak çalışabileceğini belirten Dilsiz, festival başvurularının konsept, hedef, yerel değer ile ekonomik ve kültürel çıktılar açısından değerlendirilmesini önerdi.

Festival Tarihleri Aralık Ayında Açıklansın

Süleyman Dilsiz’in ikinci önerisi ise Türkiye genelindeki festivallerin ortak bir takvim altında toplanması. Bir sonraki yılın festival takviminin her yıl aralık ayında açıklanabileceğini belirten Dilsiz, böylece vatandaşların yanı sıra yabancı turistlerin, seyahat acentelerinin, tur operatörlerinin, medya kuruluşlarının ve sektör temsilcilerinin programlarını önceden planlayabileceğini ifade ederek, “Ortak takvimle benzer nitelikteki büyük organizasyonların aynı tarihlere denk gelmesinin de önüne geçilebileceğini” kaydetti.

Festival Bittiğinde Şehirde Bir Şey Kalmalı

Festivallerin şehirlerin genel kalkınma planından ayrı değerlendirilmemesi gerektiğini belirten Dilsiz, her organizasyon için bir “Şehir Festival Değer Projesi” hazırlanmasını önerdi. Yerel bir ürünün festival boyunca tanıtılmasının tek başına yeterli olmadığını ifade eden Dilsiz; üreticilerin desteklenmesi, ürünlerin hikayelerinin kayıt altına alınması, coğrafi işaret değerlerinin güçlendirilmesi, gastronomi rotalarının oluşturulması ve yeni ürünlerle markaların geliştirilmesinin kalıcı hedefler arasında bulunması gerektiğini söyledi. Dilsiz, bu yaklaşımı “Üç günlük etkinlik, 12 aylık değere dönüşmelidir” sözleriyle ifade etti.

Festival sonrasında ölçüm yapılmasının önemine de değinen Süleyman Dilsiz, yalnızca katılımcı sayısının başarı ölçütü olarak kullanılmaması gerektiğini belirterek, “Yerel esnaf ve üreticilerin gelirindeki değişim, şehir dışından gelen ziyaretçi sayısı ve konaklama süreleri, organizasyona katılan üreticiler, kadın kooperatifleri ve küçük işletmeler ile festival sonrasında ortaya çıkan yeni ürün, marka ve gastronomi rotaları değerlendirilmeli” diye konuştu.

Süleyman Dilsiz, gıda israfı, atık yönetimi, enerji ve su kullanımı gibi sürdürülebilirlik başlıklarının da festival sonrasında hazırlanacak değerlendirmelere dahil edilmesi gerektiğini ifade etti. Dilsiz, festivalin gerçek etkisinin organizasyon sona erdikten sonra kentte kalan ekonomik, kültürel ve turistik değer üzerinden görülebileceğini belirterek, Türkiye genelinde ortak planlama yapılması çağrısında bulundu.

Muhabir: Yavuz Kuşdemir