Otomobil dünyasının köklü rekabetlerinden Mercedes-Benz ile BMW, E-Serisi W212 ve 5 Serisi F10 modellerinde farklı sürüş anlayışlarını temsil ediyor. Mercedes E 250 CDI konfor ve yüksek torkuyla öne çıkarken BMW 525d daha güçlü motoru ve sekiz ileri şanzımanıyla dikkat çekiyor.
E 250 CDI, 500 Nm Tork Üretiyor
Mercedes E 250 CDI’de 2 bin 143 cc hacimli, dört silindirli ve çift kademeli turbo beslemeye sahip OM651 dizel motor bulunuyor. Motor, 204 beygir güç ve 500 Nm tork üretiyor. 2011 sonrasında sunulan yedi ileri 7G-TRONIC PLUS otomatik şanzımanlı, arkadan itişli E 250 CDI, 0’dan 100 kilometre hıza 7,5 saniyede ulaşıyor. Otomobilin azami hızı ise 242 kilometre olarak açıklanıyor. Mercedes-Benz’in dönemsel fabrika verilerine göre birleşik yakıt tüketimi, kullanılan lastik ve donanıma bağlı olarak 100 kilometrede 4,9 ile 5,3 litre arasında değişiyor.
BMW 525d Daha Güçlü Fakat Torku Daha Düşük
BMW, 2011 yılında 525d’nin motor yapısında önemli bir değişikliğe gitti. Daha önce kullanılan 3,0 litrelik altı silindirli motorun yerine 2,0 litrelik dört silindirli TwinPower Turbo dizel ünite getirildi. Yeni motor 218 beygir güç ve 450 Nm tork üretiyor. Sekiz ileri otomatik şanzımanla sunulan BMW 525d sedan, 0’dan 100 kilometre hıza yaklaşık 7 saniyede çıkarken 239 kilometre azami hıza ulaşıyor. BMW’nin eski NEDC test yöntemiyle açıkladığı birleşik tüketim değeri, otomatik şanzımanlı sedan için 100 kilometrede 4,8 ile 5 litre arasında yer alıyor.
Performansta Küçük, Karakterde Büyük Fark Var
BMW 525d, Mercedes E 250 CDI’den 14 beygir daha güçlü. Hızlanma verilerinde de yaklaşık yarım saniyelik avantaj sağlıyor. Buna karşılık Mercedes’in 500 Nm’lik torku, BMW’den 50 Nm daha yüksek. E 250 CDI daha yumuşak ve konfor odaklı bir sürüş karakteri sunarken 525d, direksiyon tepkileri ve şanzıman yapısıyla daha hareketli bir sürüş isteyenlere hitap ediyor. Her iki otomobil de gücünü arka tekerleklere aktarıyor. E 250 CDI’nin 4MATIC, BMW 525d’nin ise xDrive seçenekleri belirli pazarlarda ayrıca sunuldu. Yakıt tüketiminde iki model arasında büyük bir uçurum bulunmuyor. Fabrika verilerinin günümüzdeki WLTP standardından önce kullanılan NEDC yöntemiyle ölçüldüğü, gerçek tüketimin trafik, sürüş biçimi, bakım durumu ve lastik ölçüsüne göre yükselebileceği unutulmamalı.
Bagaj Hacminde Mercedes Avantajlı
Mercedes E-Serisi sedan yaklaşık 540 litrelik bagaj hacmi sunuyor. BMW 5 Serisi F10 sedanın bagaj kapasitesi ise 520 litre. BMW’nin arka koltuklarının katlanabilen yapısı, donanıma bağlı olarak taşıma alanının genişletilmesine imkân veriyor. İki otomobil de yetişkin yolcular için geniş bir yaşam alanına sahip. Mercedes arka koltuk konforu ve süspansiyon yapısıyla, BMW ise sürücü odaklı kokpitiyle ayrışıyor.
Model Yılına Bakmadan Karar Verilmemeli
BMW 525d adı, tüm üretim yıllarında aynı motoru temsil etmiyor. İlk F10 modellerinde 3,0 litrelik altı silindirli ve 204 beygirlik motor bulunurken 2011 sonrasındaki araçlarda 2,0 litrelik, dört silindirli ve 218 beygirlik ünite kullanılıyor. Mercedes E 250 CDI’de de üretim yılına bağlı olarak beş ve yedi ileri otomatik şanzıman seçenekleriyle karşılaşılabiliyor. Bu nedenle ikinci el ilanlarında yalnızca model adına değil; üretim yılına, motor koduna, şanzıman türüne ve çekiş sistemine de bakılması gerekiyor.
İkinci Elde Hangisi Tercih Edilmeli?
Daha yüksek tork, geniş bagaj ve konfor ağırlıklı kullanım isteyenler Mercedes E 250 CDI’ye yönelebilir. Daha güçlü motor, sekiz ileri otomatik şanzıman ve dinamik sürüş arayanlar için BMW 525d öne çıkıyor. Ancak yaşı ilerlemiş premium otomobillerde teknik verilerden daha önemli konu bakım geçmişi. Satın alma öncesinde motorun soğuk çalışması, turbo, enjektörler, partikül filtresi, EGR sistemi, otomatik şanzıman, yürüyen aksam ve elektronik donanımlar ayrıntılı şekilde kontrol edilmeli. İki araç arasında kesin bir kazanan bulunmuyor. Temiz kullanılmış, bakımları belgelenmiş ve doğru ekspertizden geçirilmiş bir otomobil, marka ve güç farkından daha değerli bir tercih olabilir.




