(ÖZEL HABER) – Uşak'ta tarih ve turizm denildiğinde ilk akla gelen yerlerden biri Ulubey Kanyonu. İlçedeki Blaundos Antik Kenti de son yıllarda yürütülen çalışmalarla adından söz ettiriyor. Ancak Ulubey'in tarihi mirası bu iki önemli noktadan ibaret değil. İlçenin farklı köylerinde bulunan kayaya oyulmuş yapılar, mezar alanları ve eski yerleşim kalıntıları, bölgenin henüz geniş kitleler tarafından yeterince tanınmayan bir başka yönünü oluşturuyor.

Ulubey'e bağlı Külçen, Kışla, Gümüşkol ve Dutluca çevresinde tespit edilen arkeolojik alanlar, ilçenin geçmişine ilişkin dikkat çekici ayrıntılar barındırıyor. Bu alanların bazıları kayalık arazilerdeki yerleşim izleriyle, bazıları ise kaya tapınakları ve mezar kalıntılarıyla öne çıkıyor. Üstelik söz konusu yerler yalnızca tarihi kalıntılardan oluşmuyor; aynı zamanda geçmişte insanların kayalık coğrafyayı nasıl kullandığına ilişkin araştırılması gereken soruları da gündeme getiriyor.

Ulubey 1600Ulubey'in Külçen köyü ile Dilaver Mahallesi sınırlarında bulunan kaya yerleşim alanı, bunlardan biri. Bölgedeki arkeolojik izler üzerine yapılan incelemelerin ardından alanın birinci derece arkeolojik sit olarak korunmasına karar verildi. Bu statü, söz konusu arazinin sıradan bir kayalık bölge olarak değerlendirilemeyeceğini ve burada yapılacak müdahalelerin koruma mevzuatına tabi olduğunu gösteriyor.

Kışla ve Gümüşkol köyleri arasındaki alan ise farklı özellikleriyle dikkat çekiyor. Burada kaya tapınakları, kayaya oyulmuş mezarlar ve nişler bulunuyor. Bir arada görülen bu kalıntılar, bölgenin geçmişte yalnızca günlük yaşam için değil, farklı amaçlarla da kullanılmış olabileceğine işaret ediyor. Ancak bu yapıların hangi topluluklar tarafından, hangi tarihlerde ve ne kadar süreyle kullanıldığının kesin biçimde ortaya konulması bilimsel araştırmalar gerektiriyor.

Ulubey'deki bir başka tarihi nokta da Dutluca köyü sınırlarındaki Virandamardı Arkeolojik Yerleşimi. Bu alanın üçüncü derece arkeolojik sit olarak tescil edilmesi, ilçenin farklı noktalarında korunması gereken kültür varlıklarının bulunduğunu gösteriyor. Üçüncü derece koruma statüsü, alanın serbestçe kullanılabileceği anlamına gelmiyor. Arazi üzerindeki faaliyetlerin ilgili mevzuat ve koruma kararları çerçevesinde değerlendirilmesi gerekiyor.

Bu yerleşimlerin dikkat çeken ortak özelliği ise, Ulubey'in tarihi geçmişinin yalnızca büyük ve bilinen antik merkezlerle sınırlı olmadığını gösteriyor. İlçenin köyleri arasında kalan kayalık alanlar da arkeolojik açıdan önem taşıyor. Günümüzde tarım arazileri, köy yolları ve doğal oluşumlarla çevrili bu bölgelerdeki kalıntılar, ilk bakışta sıradan taş yapılar olarak algılanabiliyor. Oysa tescil edilen alanlar, korunması gereken kültürel mirasın parçaları arasında bulunuyor.

Ulubey'in köylerindeki bu tarihi izler, aynı zamanda kültürel mirasın korunmasında yerel farkındalığın önemini hatırlatıyor. Kayalara zarar verilmesi, izinsiz kazı yapılması veya tarihi parçaların bulundukları yerden alınması, bilimsel açıdan değerli bilgilerin kaybolmasına yol açabiliyor. Bu nedenle tarihi kalıntıların bulunduğu alanlarda yapılacak çalışmaların yetkili kurumların bilgisi ve izniyle yürütülmesi gerekiyor.

Ulubey Kanyonu'nun doğal güzelliği ve Blaundos'un anıtsal kalıntıları kadar, köylerin çevresindeki daha az tanınan arkeolojik alanlar da Uşak'ın kültürel mirasının bir parçasını oluşturuyor. Külçen'den Dutluca'ya uzanan bu izler, ilçenin tarihini anlamak isteyenler için yeni araştırma başlıkları sunuyor.

Asıl merak edilen konu ise koruma altına alınan bu alanların bugün hangi durumda olduğu. Kayalık alanlardaki kalıntıların korunması için sahada hangi önlemlerin alındığı, yeni bilimsel incelemelerin yapılıp yapılmadığı ve gelecekte kültür turizmi kapsamında değerlendirilip değerlendirilmeyeceği henüz güncel bilgilerle açıklığa kavuşturulması gereken konular arasında bulunuyor. Ulubey'in kayalık coğrafyasında bulunan bu tarihi izler, Uşak'ın geçmişinin yalnızca müzelerde sergilenen eserlerden ve bilinen antik kentlerden ibaret olmadığını bir kez daha hatırlatıyor.

Muhabir: Melike Pancarcı