Teknolojinin hızla ilerlemesiyle hayatımızın vazgeçilmez bir parçası haline gelen sosyal medya uygulamaları, yalnızca iletişim biçimlerimizi değil, kendimizle kurduğumuz ilişkiyi de dönüştürüyor. Psikolog Ceren Nur Arslan, sosyal medya kullanımı ile benlik saygısı arasındaki ilişkiye dikkat çekerek özellikle pandemi sonrası artan ekran süresinin psikolojik etkilerinin göz ardı edilmemesi gerektiğini vurguladı.

Pandemi öncesinde yapılan araştırmalara göre Türkiye’de bireyler, günlük internet kullanımından bağımsız olarak yalnızca sosyal medya üzerinde ortalama 2 saat 57 dakika geçiriyor. Pandemi sürecinde ise bu süre daha da arttı. Anadolu Üniversitesi Sosyal Medya ve Dijital Güvenlik Eğitim Uygulama ve Araştırma Merkezi’nin (SODİGEM) 1293 kişiyle gerçekleştirdiği çalışmada, cep telefonuyla geçirilen sürenin kadınlarda %42,7, erkeklerde ise %52,8 oranında arttığı tespit edildi.

“Zihin Neyle Meşgulse Onu Büyütür”

Benlik saygısını, bireyin kendisine yönelik olumlu değerlendirmeleri ve kendisini değerli görmesi olarak tanımlayan Psk. Ceren Nur Arslan, şu ifadeleri kullandı:

“Benlik saygısı, kişinin kendisini sevilmeye ve saygı duyulmaya değer görmesi, başkaları kadar kıymetli olduğunu düşünmesi ve en önemlisi kendisi olduğu için mutlu olma halidir. Zihin ne ile meşgulse onu büyütür. Eğer birey sürekli olarak kendisini başkalarıyla kıyasladığı bir ortamdaysa, bu durum öz saygısını zedeleyebilir.”

Arslan’a göre düşük benlik saygısı; güvensizlik, sağlıksız ilişkiler, eleştiriye tahammülsüzlük, toplumsal izolasyon ve hatta yeme bozuklukları gibi birçok psikolojik ve sosyal sorunu beraberinde getirebiliyor. Sosyal medya platformlarında yapılan sosyal karşılaştırmaların benlik saygısı üzerinde belirgin etkileri bulunuyor. Yapılan araştırmalar, kullanıcıların büyük bir kısmının sosyal medyada statü, kariyer ve yaşam tarzı üzerinden kıyaslama yaptığını ortaya koyuyor. Bu karşılaştırmaların yoğunluğu arttıkça bireyin öz saygı puanında düşüş gözlemlendiği belirtiliyor.

Psk. Arslan, özellikle gençler arasında sosyal medyaya yapılan duygusal yatırımın kaygı, depresyon ve düşük benlik saygısıyla ilişkili olduğuna dikkat çekti. Gece saatlerinde yoğun sosyal medya kullanımının ise uyku kalitesini bozarak psikolojik kırılganlığı artırabildiğini ifade etti.

Filtreler, Kusursuzluk Algısı ve Gerçeklik

Sosyal medya filtreleri ve kusursuz görünüm algısı da benlik saygısını etkileyen unsurlar arasında yer alıyor. Özellikle genç kullanıcıların filtreli görseller üzerinden idealize edilmiş beden ve yüz algısıyla karşı karşıya kaldığını belirten Arslan, bu durumun estetik kaygıları artırabildiğini ifade ederek, “Bireyler, dijital ortamda sunulan kusursuzlukla kendilerini kıyasladıkça, gerçek benlikleriyle ilgili memnuniyetsizlik yaşayabiliyor. Bu da öz saygı üzerinde aşındırıcı bir etki yaratabiliyor” dedi.

Öz Saygı Yükseldikçe Bağımlılık Azalıyor

Yapılan akademik çalışmalar, öz saygı düzeyi yükseldikçe sosyal medya bağımlılığının azaldığını ortaya koyuyor. Arslan, psikolojik dayanıklılığın ve kendini kabul düzeyinin artmasının, dijital ortamlara yapılan aşırı duygusal yatırımı azalttığını belirterek, “Teknolojik gelişmeler kaçınılmaz; ancak önemli olan bu gelişmelere doğru adaptasyon sağlayabilmek. Sosyal medyayı bilinçli kullanmak, benlik saygısını korumada en temel adımdır” ifadelerini kullandı. (Kaynak: doktortakvimi)

Muhabir: Haber Merkezi