(ÖZEL HABER) - Uşak Murat Dağı Yok Olmasın Platformu Sözcüsü Funda Öz Akcura, törende kamu yöneticileri ile şirket yönetiminin birlikte verdiği fotoğraf üzerinden Kışladağ Altın Madeni’nin denetimi, su kullanımı ve geçmişte yaşandığını belirttiği olaylara ilişkin peş peşe sorular yöneltti. Akcura’nın çıkışı tek bir noktada düğümlendi: “Minnet ettiğimize hesap sorabilir miyiz?”
Uşak’ta eski öğretmenevinin yerine yapılacak 84 odalı yeni Öğretmenevi ve Akşam Sanat Okulu’nun temelinin atılmasının ardından başlayan tartışmaya Murat Dağı Yok Olmasın Platformu Sözcüsü Funda Öz Akcura da katıldı. Akcura’nın gündemine aldığı kare, temel atma töreninde çekildi. Uşak Valisi Serdar Kartal, AK Parti Uşak milletvekilleri İsmail Güneş ve Fahrettin Tuğrul, AK Parti İl Başkanı Himmet Yaşar ile TÜPRAG Yönetim Kurulu Başkanı Mehmet Yılmaz’ın temel atma butonuna birlikte bastığı fotoğraf üzerinden değerlendirmelerde bulunan Akcura, konuyu yalnızca yeni bir kamu binası yatırımı olarak görmediğini ortaya koydu.
“Burada Sadece Bir Binanın Temeli Atıldı Diyebilir miyiz?”
Akcura’nın itirazının merkezinde, yaklaşık 20 yıldır Uşak’ta altın madenciliği yapan TÜPRAG ile kamu kurumları arasındaki ilişkinin nasıl yürütüldüğü bulunuyor. Şirketin öğretmenevi gibi kentte uzun yıllar kullanılacak bir kamu yatırımının finansmanını üstlenmesinin sorgulanması gerektiğini savunan Akcura, TÜPRAG isminin böylesine önemli bir yapıyla birlikte kent hafızasına taşınmasının da üzerinde durulması gereken bir konu olduğunu söyledi. Akcura, “Burada sadece bir binanın temeli atıldı, diyebilir miyiz?” diye sorarak özellikle Kışladağ Altın Madeni çevresinde yıllardır devam eden çevre ve su tartışmalarının bu fotoğraftan bağımsız düşünülemeyeceğini dile getirdi.
İsmail Güneş’in Sözlerine de Tepki Gösterdi
Akcura’nın eleştirdiği bir başka konu ise temel atma töreninde AK Parti Uşak Milletvekili İsmail Güneş tarafından yapılan konuşma oldu. Güneş’in eski öğretmenevinin yıkılmasının ardından yeni binanın yapımı konusunda kullandığı “Devletimizin bunu yıkıp yeniden yapması mümkün değildi” şeklindeki sözlerini hatırlatan Akcura, bir kamu yatırımının neden devlet bütçesiyle yapılamadığının açıklanması gerektiği görüşünü dile getirdi. Uşak Valisi Serdar Kartal’ın törendeki konuşmasında Mimar Sinan ve Piri Reis üzerinden verdiği örneklere de değinen Akcura, geçmiş dönemlerde devlet tarafından finanse edilen eserlerle bugünkü yatırım modelinin aynı çerçevede değerlendirilemeyeceğini savundu.
Kışladağ İçin Peş Peşe Sorular
Akcura açıklamasının önemli bölümünü Kışladağ Altın Madeni’nin geçmişine ayırdı. 2015 yılında liç yığınında “kısmi göçük” yaşandığını, 2022’de Karacaömerli köyündeki kuru dere yatağında taşkın meydana geldiğini ve geçmiş yıllarda bazı iş kazalarının kamuoyuna yeterince açıklanmadığını ileri süren Akcura, yaklaşık 20 yıllık faaliyet döneminin daha şeffaf biçimde ele alınmasını istedi.
Akcura’nın çıkışı şu soruyla devam etti: “20 yıldır hiç mi hata, kaza olmadı?”
Platform Sözcüsü, son aylarda elektrik akımına kapılarak hastaneye kaldırıldığını belirttiği bir mühendisle ilgili olayın da kamuoyuna açıklanmadığını öne sürdü. Burada önemli bir ayrım bulunuyor: Akcura’nın sıraladığı bu olayların bir bölümü doğrudan şirket hakkındaki iddia ve değerlendirmelerinden oluşuyor. Açıklamasının ana talebi ise bunların kamu kurumları tarafından araştırılması ve sonuçlarının Uşak kamuoyuyla paylaşılması.
Su Meselesini Yeniden Açtı
Akcura’nın üzerinde en fazla durduğu başlıklardan biri de Kışladağ'ın su kullanımı oldu. Geçen yıl Uşak'ın ciddi bir su sıkıntısıyla karşı karşıya kaldığını hatırlatan Akcura, böyle bir dönemde maden sahasının su kullanımının daha ayrıntılı sorgulanması gerektiğini savundu. Şirketin 2024 yılına ilişkin resmi kayıtlardaki su tüketimi ile bir dava sırasında şirket mühendisi tarafından dile getirildiğini söylediği toplam su miktarı arasında büyük fark bulunduğunu ileri süren Akcura, rakamların kamuoyu önünde açıklığa kavuşturulmasını istedi. Akcura’ya göre tartışılması gereken yalnızca madenin bugün ne kadar su kullandığı da değil. Madencilik faaliyetlerinin yıllar içerisinde Uşak'ın yeraltı su kaynakları üzerinde nasıl bir etki oluşturduğunun bağımsız verilerle ortaya konulması gerektiğini savunuyor.
235 Bin Kişinin Yaşadığı Alandan Daha Büyük
Akcura açıklamasında Kışladağ maden sahasının ulaştığını belirttiği büyüklüğe de dikkat çekti. Uşak merkezde 235 bin kişinin yaşadığı 29 mahallenin toplam alanından daha büyük bir sahadan söz edildiğini belirten Akcura; açık ocak, pasa alanları ve liç yığınlarının oluşturduğu büyüklüğün kent açısından sıradan bir işletme faaliyeti olarak görülemeyeceğini söyledi. Yaklaşık 650 metre derinliğe ve 2 kilometre çapa ulaşan bir açık ocaktan söz eden Akcura, milyonlarca ton kayacın bulunduğu pasa alanları ile yüksekliği 130 metreye yaklaştığını belirttiği liç yığınlarının çevresel etkilerinin sürekli takip edilmesi gerektiğini dile getirdi.
“Denetleyenle Denetlenen Arasındaki Mesafe Korunmalı”
Aslında Akcura’nın açıklamasındaki en önemli tartışma başlığı burada ortaya çıkıyor. Bir tarafta Uşak’a yatırım yapan, kamu kurumlarının ihtiyaçlarına finansman sağlayan bir şirket; diğer tarafta aynı şirketin faaliyetlerini denetlemekle yükümlü kamu kurumları bulunuyor. Akcura da tam olarak bu ilişkinin üzerinde duruyor. TÜPRAG’ın 400’ü aşkın denetimden geçtiği ve bu denetimlerde sorun bulunmadığı yönündeki açıklamaları hatırlatan Akcura, denetimlerin içeriğinin ve sonuçlarının kamuoyunun erişimine açık olması gerektiğini savundu. Geçen yıl Uşak’ta yaşanan su sıkıntısı sırasında Kışladağ'ın su kaynaklarına etkisinin neden daha kapsamlı biçimde araştırılmadığını soran Akcura, Uşak Valiliği gözetiminde oluşturulan Kışladağ İnceleme ve Denetleme Komisyonu'nun yapısının da tartışılması gerektiğini ifade etti.
Öğretmenevi Tartışması Binanın Dışına Taştı
Uşak’ın yeni ve daha modern bir öğretmenevine kavuşması kent açısından başlı başına önemli bir yatırım. Ancak binanın finansmanının Kışladağ Altın Madeni’ni işleten TÜPRAG tarafından karşılanması, uzun süredir devam eden başka bir tartışmayı da beraberinde getirdi. Mesele artık yalnızca “Uşak’a yeni bir öğretmenevi yapılıyor” noktasında değil. Kentte yaklaşık 20 yıldır faaliyet gösteren büyük bir maden şirketinin kamu yatırımlarına verdiği destek ile aynı şirket üzerinde yürütülmesi gereken kamu denetimi arasındaki sınırın nerede başlayıp nerede bittiği de tartışılıyor.
Funda Öz Akcura’nın açıklamasında ortaya koyduğu itirazın özü de burada yatıyor. Akcura, sosyal yatırımların şirketlerin faaliyetlerinin sorgulanmasına engel olmaması gerektiğini savunuyor ve Uşak kamuoyunun önüne oldukça açık bir soru bırakıyor, “Minnet ettiğimize hesap sorabilir miyiz?”




