Sağlıklı beslenme konusunda artan farkındalık beraberinde yeni bir tartışmayı da getiriyor. Tüketilen ürünlerin içeriğini kontrol etmek, dengeli beslenmek ve işlenmiş gıdaları sınırlamak tek başına olumsuz bir davranış değil. Ancak kişinin ne yiyeceğine ilişkin kurallar giderek katılaşıyor, çok sayıda besin hayatından çıkarılıyor ve yemek seçimi günlük yaşamın merkezine yerleşiyorsa ortorektik eğilimler gündeme gelebiliyor. Ortorekside dikkat çeken nokta yalnızca hangi yiyeceklerin tüketildiği değil, kişinin beslenmeyle kurduğu ilişkinin günlük hayatını ne ölçüde etkilediği.
Bu Belirtiler Görülebiliyor
Ortorektik eğilimlerde kişiler yiyeceklerin içerik ve etiketlerini takıntılı biçimde inceleyebiliyor. Başlangıçta birkaç gıdanın tüketilmemesiyle başlayan süreç zaman içerisinde şeker, karbonhidrat, süt ürünleri, et veya yağ gibi geniş besin gruplarının tıbbi bir gerekçe bulunmadan tamamen çıkarılmasına kadar ilerleyebiliyor. Yalnızca belirli yöntemlerle hazırlanmış yemekleri tüketmek, restoranlarda veya başkasının hazırladığı yemekleri yiyememek de dikkat çeken davranışlar arasında.
Kişinin günün önemli bölümünü ne yiyeceğini planlayarak, yiyecekleri araştırarak veya yemek hazırlayarak geçirmesi; kendi belirlediği kuralları bozduğunda yoğun suçluluk, korku veya utanç hissetmesi de önemli işaretlerden kabul ediliyor. Beslenme nedeniyle davetlerden, seyahatlerden veya arkadaş buluşmalarından uzaklaşılması ise durumun sosyal yaşama yansımaya başladığını gösterebiliyor.
Sağlıklı Beslenmeyle Arasındaki Sınır Nerede?
Sağlıklı ve dengeli beslenmeye çalışmak ortoreksi olarak değerlendirilmez. İki durum arasındaki önemli farklardan biri kuralların ne kadar katı olduğu ve kişinin bu kurallara uymadığında ne ölçüde psikolojik sıkıntı yaşadığı. Örneğin sağlıklı beslenmeye çalışan biri zaman zaman günlük düzeninin dışına çıkabilirken, ortorektik eğilimleri bulunan bir kişi bunu yaptığında yoğun kaygı veya suçluluk yaşayabilir. Bazı kişilerde kilo verme veya dış görünüş temel kaygı olmayabilir. Bunun yerine yiyeceklerin “temizliği”, içeriği ve sağlığa uygun olduğu düşüncesi ön plana çıkabilir. Bununla birlikte kilo kontrolü ve beden algısına ilişkin sorunlar da tabloya eşlik edebilir.
Sağlıklı Olma Çabası Beslenme Yetersizliğine Dönüşebilir
Çok sayıda besinin veya besin grubunun kontrolsüz şekilde diyetten çıkarılması zaman içerisinde yetersiz ve dengesiz beslenmeye yol açabilir. Enerji alımının düşmesi ve besin çeşitliliğinin azalması; kilo ve kas kaybı, halsizlik, kansızlık ve bazı vitamin-mineral eksiklikleriyle sonuçlanabilir. Demir, B12, folat, kalsiyum ve D vitamini yetersizlikleri görülebilir. Uzun süre devam eden ciddi kısıtlamalar sindirim sistemi, kemik sağlığı ve hormonal işlevler üzerinde de olumsuz sonuçlara neden olabilir. Adet düzensizliği, kabızlık, baş dönmesi ve bayılma gibi şikâyetler ortaya çıkabilir. Beslenme kurallarının aşırı egzersiz veya uzun süre aç kalma gibi davranışlarla birlikte görülmesi ise ayrıca değerlendirilmesi gereken bir durum.
Sosyal Hayatı da Etkileyebiliyor
Ortoreksinin etkileri yalnızca beslenmeyle sınırlı kalmayabilir. Ne yiyeceğini kontrol edemeyeceği düşüncesi nedeniyle arkadaşlarıyla yemeğe çıkmayan, seyahatlerini erteleyen veya aile yemeklerinden uzaklaşan kişilerde sosyal izolasyon gelişebilir. Araştırmalarda ortorektik özelliklerin daha düşük iyi oluş, stres ve depresif belirtiler gibi psikolojik durumlarla ilişkisi de inceleniyor. Ancak ortoreksi konusunda kullanılan değerlendirme yöntemlerinin farklılığı nedeniyle görülme sıklığı ve tanı sınırları konusunda bilimsel tartışmalar devam ediyor.
Ne Zaman Destek Alınmalı?
Beslenmeyle ilgili kurallar kişinin günlük yaşamını, okulunu, işini veya sosyal ilişkilerini etkilemeye başladıysa profesyonel değerlendirme düşünülebilir. Özellikle giderek daha fazla besinin yasaklanması, yemek sonrasında yoğun suçluluk ve kaygı yaşanması, belirgin kilo kaybı, sürekli yorgunluk, adet düzensizliği veya sosyal hayattan uzaklaşma gibi durumlarda bir sağlık profesyoneline başvurulması önem taşıyor.
Aşırı kilo kaybı, bayılma veya kalp ritminde bozukluk gibi ciddi fiziksel belirtilerin ortaya çıkması halinde ise sağlık kuruluşuna gecikmeden başvurulması gerekiyor. Ortoreksi günümüzde bağımsız ve resmi bir psikiyatrik tanı kategorisi olarak kabul edilmiş değil. Bu nedenle standart tek bir tedavi yöntemi de bulunmuyor. Kişinin durumuna göre ruh sağlığı profesyonelleri ve beslenme uzmanlarının birlikte yer aldığı bir yaklaşım tercih edilebiliyor. Temel amaç ise sağlıklı beslenmekten vazgeçmek değil; kişinin yiyeceklerle kurduğu kaygı ve katı kurallara dayalı ilişkiyi daha dengeli ve sürdürülebilir hale getirmek. (Kaynak: Medicana.com.tr)





