Günün 24 saati hizmet veren hastanelerde ameliyathane, yoğun bakım, izolasyon odası, laboratuvar, görüntüleme merkezi, poliklinik ve hasta odalarının iklimlendirme ihtiyaçları birbirinden farklılık gösteriyor. Bu nedenle sistemin her bölüm için gerekli hava kalitesi, sıcaklık, nem ve basınç şartlarını karşılayacak biçimde tasarlanması gerekiyor. Pınar Gürler, hastanelerde enerji verimliliğinin yalnızca kullanılan cihazların tam yükteki performansı üzerinden değerlendirilmesinin yeterli olmadığını söyledi. Sistemlerin yıl boyunca değişken yüklerde çalıştığına işaret eden Gürler, kısmi yük performansı, hava ve su debileri, basınç kayıpları, kapasite planlaması ve otomasyonun toplam enerji tüketimini doğrudan etkilediğini belirtti.
Projeye uygun sistem tasarımı
Gürler’in paylaştığı ilk unsur, kullanılacak ekipmanların hastanenin kapasitesine ve bölümlerin gereksinimlerine göre belirlenmesi oldu. Merkezi soğutma sistemleri, klima santralleri, fan-coil üniteleri, soğutma kuleleri, kuru soğutucular ve ısı pompalarının birbirleriyle uyumlu çalışması gerektiği kaydedildi. Ekipmanların doğru şekilde devreye alınması, düzenli bakımının gerçekleştirilmesi ve arızalara zamanında müdahale edilmesi de hastanelerde hizmet sürekliliği açısından önem taşıyor.
Kritik alanlarda hava kalitesi ve hijyen
Ameliyathane, yoğun bakım ve izolasyon odalarında kullanılan hava sistemlerinin standart alanlardan farklı biçimde planlanması gerekiyor. Bu alanlarda hava debisi, filtrasyon, hijyen ve basınç kontrolünün birlikte değerlendirilmesi gerektiğini belirten Gürler, enerji tasarrufu yapılırken sağlık açısından zorunlu şartlardan ödün verilmemesi gerektiğini ifade etti. Yüksek verimli fanlar ve değişken hızlı sürücülerin, ihtiyaç duyulan hava miktarının çalışma koşullarına göre ayarlanmasına yardımcı olduğu belirtildi. Ancak klima santralinin kapasitesi ile filtreleme kademelerinin alanın kullanım amacına göre belirlenmesi gerektiği vurgulandı.
Kısmi yük performansı dikkate alınmalı
Hastanelerde ısıtma ve soğutma ihtiyacı; mevsim, bina doluluğu, tıbbi cihazların kullanımı ve bölümlerin çalışma düzenine göre değişiyor. Bu nedenle soğutma grupları ve ısı pompalarının yalnızca en yüksek kapasitedeki verimlilik değerlerine göre seçilmemesi gerekiyor. Gürler, cihazların yılın büyük bölümünde tam kapasite yerine kısmi yük altında çalıştığını belirterek bu koşullardaki enerji performansının toplam işletme maliyetini etkilediğini söyledi.
Özellikle şehir hastaneleri gibi yüksek kapasiteyle ve kesintisiz hizmet veren yapılarda merkezi soğutma sistemlerinin toplam enerji tüketiminde önemli paya sahip olduğu aktarıldı. Kapasitenin ihtiyaca göre kademelendirilmesinin gereksiz enerji tüketiminin önlenmesine katkı sağlayabileceği ifade edildi.
Yedekleme ve hızlı teknik müdahale
Hastanelerde iklimlendirme sistemlerinde yaşanabilecek bir arıza, yalnızca konfor kaybına değil kritik sağlık alanlarının çalışma koşullarının bozulmasına da neden olabiliyor. Bu nedenle sistem tasarımında yedek ekipman, bağımsız devre, bakım kolaylığı ve hızlı teknik müdahale imkânlarının dikkate alınması gerektiği belirtildi. Gürler, cihaz seçiminin yanı sıra yedek parça temini ve teknik servis altyapısının da değerlendirilmesi gerektiğini söyledi. Özellikle kritik bölümlerde sistemin tek bir ekipmana bağımlı kalmaması, olası arızalarda hizmetin devam edebilmesi açısından önem taşıyor.
Otomasyonla anlık takip
Hastane iklimlendirmesinde öne çıkan beşinci unsur ise otomasyon sistemleri oldu. Soğutma grupları, pompalar, fanlar ve klima santrallerinin merkezi bir sistem üzerinden takip edilmesiyle sıcaklık, basınç, debi ve çalışma süreleri kontrol edilebiliyor. Bu verilerin izlenmesi, gereksiz çalışan ekipmanların belirlenmesine ve bakım ihtiyacının daha erken fark edilmesine yardımcı oluyor. Otomasyon sistemleriyle cihazların ihtiyaç oluştuğunda devreye alınması, enerji tüketiminin kontrol altında tutulmasına katkı sağlıyor.
Gelecekteki kapasite artışları hesaba katılmalı
Hastanelerde zaman içerisinde yeni polikliniklerin açılması, yatak sayısının artırılması, yeni tıbbi cihazların devreye alınması veya mevcut alanların kullanım amacının değiştirilmesi gerekebiliyor. Pınar Gürler, iklimlendirme altyapısının yalnızca hastanenin açılış dönemindeki kapasiteye göre planlanmaması gerektiğini belirtti. Modüler ve genişletilebilir sistemlerin ilerleyen yıllarda yapılacak kapasite artışlarına ve yenileme çalışmalarına daha kolay uyum sağlayabileceğini ifade etti. Doğru iklimlendirmenin yalnızca hasta ve çalışanların konforuyla sınırlı olmadığını vurgulayan Gürler, entegre sistem tasarımı, hijyen, merkezi kontrol, enerji yönetimi ve teknik desteğin sağlık hizmetinin güvenilir ve kesintisiz biçimde yürütülmesine katkıda bulunduğunu söyledi. (Kaynak: omgiletisim.com)






