Dünya Yeşil Bina Konseyi tarafından düzenlenen Dünya Yeşil Bina Haftası, 7-11 Eylül 2026 tarihleri arasında gerçekleştiriliyor. Bu yıl “Build It Ready” temasıyla yürütülen etkinliklerde, yeni yapıların ve mevcut binaların gelecekte karşılaşılabilecek iklim, enerji ve kaynak sorunlarına karşı hazırlanması hedefleniyor. Dünya Yeşil Bina Konseyinin değerlendirmelerine göre sürdürülebilir yapılar, çevresel etkileri azaltmanın yanı sıra enerji giderlerinin kontrol altına alınmasına, iklim kaynaklı risklere karşı dayanıklılığın artırılmasına ve binaların ekonomik değerinin korunmasına katkı sağlıyor.
Binaların enerji ihtiyacı tasarım aşamasında azaltılmalı
Binaların onlarca yıl kullanılması, bugün verilen tasarım ve malzeme kararlarını gelecekteki enerji tüketimi açısından belirleyici hale getiriyor. Bu nedenle binanın konumu, yalıtım özellikleri, kullanılan malzemeler, ısıtma ve soğutma sistemleri ile yenilenebilir enerji olanaklarının proje aşamasında değerlendirilmesi önem taşıyor.
Özellikle yüksek ısı yalıtımı sağlayan malzemelerin kullanılması, binaların kış aylarında ısıtılması ve yaz aylarında soğutulması için ihtiyaç duyulan enerjinin azaltılmasına yardımcı oluyor. Enerji tüketiminin düşmesi, hem bina kullanıcılarının giderlerine hem de karbon salımının azaltılmasına katkı sağlayabiliyor. Yerinde elektrik üretimi, akıllı bina sistemleri, doğal aydınlatmadan daha fazla yararlanılması ve suyun verimli kullanılması da sürdürülebilir yapılaşmada öne çıkan uygulamalar arasında bulunuyor.
Mevcut binalar da dönüşümün parçası
Sürdürülebilir yapılaşma yalnızca yeni yapılan binaları kapsamıyor. Mevcut yapıların enerji verimliliğini artıracak şekilde yenilenmesi de önemli bir ihtiyaç olarak gösteriliyor. Dış cephe ve çatı yalıtımının güçlendirilmesi, enerji verimli pencere sistemlerinin kullanılması, eski ısıtma ve soğutma sistemlerinin yenilenmesi ile binalarda enerji tüketiminin izlenmesi, mevcut yapıların daha verimli hale getirilmesine yönelik başlıca uygulamalar arasında sıralanıyor. Dünya Yeşil Bina Konseyi, yeşil bina uygulamaları ve yenileme çalışmalarının işletmelerin değişken enerji fiyatlarına karşı daha hazırlıklı olmasına yardımcı olabileceğini belirtiyor.
Çevresel etki kullanım aşamasıyla sınırlı değil
Türk Ytong Genel Müdürü Agah Durukal, Dünya Yeşil Bina Haftası dolayısıyla yaptığı değerlendirmede sürdürülebilirliğin yalnızca binaların kullanım sırasında tükettiği enerji üzerinden ele alınmaması gerektiğini söyledi. Bir yapının çevresel etkisinin ham madde teminiyle başladığını belirten Durukal, üretim, taşıma, inşaat, kullanım ve yapı ömrünün sona ermesinin ardından ortaya çıkan süreçlerin bir bütün olarak değerlendirilmesi gerektiğini ifade etti. Kaynakların verimli kullanıldığı, çevresel etkilerin yapı yaşam döngüsü boyunca izlendiği, sağlıklı ve konforlu yaşam alanları sağlayan binaların yaygınlaştırılması gerektiğini kaydeden Durukal, doğru malzeme kullanımının enerji ihtiyacının azaltılmasında önemli rol oynadığını dile getirdi.
Derik’te güneş enerjisi yatırımı
Türk Ytong’un üretim süreçlerinde yenilenebilir enerjinin payını artırmaya yönelik yatırımlar yaptığını açıklayan Durukal, Mardin’in Derik ilçesinde kurulan güneş enerjisi santralinin 2027 yılında devreye alınmasının planlandığını bildirdi. Durukal, santralin faaliyete geçmesiyle şirketin üretim tesislerindeki elektrik ihtiyacının önemli bir bölümünün yenilenebilir enerji kaynaklarından karşılanmasının ve üretimden kaynaklanan karbon ayak izinin azaltılmasının hedeflendiğini belirtti. Şirket ayrıca üretim süreçlerini düşük enerji kullanımı ve sıfıra yakın atık hedefi doğrultusunda geliştirdiğini, mineral ham maddelerden üretilen yapı ürünleriyle konutların yanı sıra fabrika ve üretim tesislerine yönelik çözümler sunduğunu açıkladı.
Yapı malzemelerinin çevresel etkileri ölçülüyor
Sürdürülebilir yapılaşmada kullanılan ürünlerin çevresel etkilerinin ölçülmesi ve şeffaf biçimde açıklanması da önem taşıyor. Bu kapsamda kullanılan Çevresel Ürün Beyanı, bilinen adıyla EPD, bir ürünün ham madde temininden üretimine kadar ortaya çıkan çevresel etkilerini belirli standartlar çerçevesinde gösteriyor. Türk Ytong, ürünleri için 2011 yılında EPD aldığını ve Türkiye’de bu belgeyi alan ilk markalardan biri olduğunu belirtiyor. Şirketin açıklamasına göre ürünlerin çevresel performansı, ISO 14025 standardı doğrultusunda üretim aşamalarını kapsayacak şekilde değerlendiriliyor. EPD, bir ürünün doğrudan “çevreye zararsız” olduğu anlamına gelmiyor. Belge, ürünün çevresel etkilerine ilişkin doğrulanmış verilerin karşılaştırılabilir ve şeffaf biçimde sunulmasını sağlıyor.
Bugünün sorumluluğu olarak görüyoruz
Bugün inşa edilen yapıların gelecekteki iklim ve enerji koşullarına da cevap vermek zorunda olduğunu belirten Durukal, sürdürülebilir yapılaşmanın gelecek yıllara bırakılabilecek bir tercih olmadığını söyledi. Durukal, enerjiye daha az ihtiyaç duyan, kaynakları verimli kullanan, sağlıklı ve konforlu yaşam alanları sunan binaların yaygınlaştırılmasının hem çevresel hem de ekonomik açıdan önem taşıdığını ifade etti. (Kaynak: denovepr.com)





