(ÖZEL HABER) - Uşak’ın iki önemli değeri, altın madenciliği ile geleneksel tarhana üretimi üzerinden dikkat çeken bir tartışmanın merkezine taşındı. Gazeteci-yazar Meriç Köyatası, kaleme aldığı “Altın mı, tarhana mı?” başlıklı yazısında Uşak’taki madencilik faaliyetlerini eleştirirken, kentin tarhana kültürünün korunması ve ekonomik değere dönüştürülmesi gerektiğine dikkat çekti.

Meriç Köyatası yazısında, “Elimizdeki kaynaklarla altın mı üreteceğiz, tarhana mı?” sorusunu ortaya atarak madencilik ile tarım, su kaynakları ve yerel üretim arasındaki ilişkiyi Uşak üzerinden değerlendirdi. Yazıda Uşak'taki altın madenciliğinin su kaynakları üzerindeki etkisine ilişkin oldukça sert iddialarda bulunan Köyatası, madencilik faaliyetlerinin doğaya ve su varlıklarına zarar verdiğini savundu. Bu ifadeler Köyatası’nın değerlendirme ve iddiaları olarak öne çıkarken, yazının diğer önemli bölümünü Uşak Tarhanası oluşturdu.

Uşak Tarhanası İçin UNESCO Girişimi

Köyatası, profesyonel çalışma hayatının ardından gastronomi ve yerel kalkınma çalışmalarına yönelen Uşaklı gastrolog ve yazar Süleyman Dilsiz’in, Uşak Tarhanası'nın kültürel değerinin uluslararası alanda tanınması amacıyla yürüttüğü çalışmayı da gündeme taşıdı. Yazıda aktarıldığına göre Dilsiz, Uşak İl Genel Meclisi'nin desteğini de alarak Uşak Tarhanası'nın UNESCO Somut Olmayan Kültürel Miras Listesi kapsamında değerlendirilmesi için girişimde bulundu.

Uşak'ta kuşaktan kuşağa aktarılan tarhana üretiminin yalnızca yöresel bir yemek olmadığına dikkat çekiliyor. Yoğurt, sebzeler ve geleneksel üretim yönteminin bir araya geldiği Uşak Tarhanası; özellikle kadın emeği, imece geleneği ve aileler arasında aktarılan üretim kültürü açısından da önem taşıyor.

Dilsiz, Uşak Tarhanasının Farkını Anlattı

Meriç Köyatası'nın “Uşak tarhanasının diğer tarhanalardan farkı ne?” sorusuna yanıt veren Süleyman Dilsiz, farkın Uşak'ın coğrafyası ve kullanılan hammaddelerden kaynaklandığını belirtti. Dilsiz, tarhananın yetiştirildiği coğrafyanın sebzeleriyle yoğurdun fermente edilmesi sonucu ortaya çıktığını ifade ederek, Uşak'ın topraklarından elde edilen ürünlerin ve bölgede yetiştirilen hayvanların sütünden yapılan yoğurdun Uşak Tarhanası'nın karakterini oluşturduğunu söyledi.

Dilsiz ayrıca tarhananın yalnızca çorba olarak düşünülmemesi gerektiğine işaret etti. Tarhananın cips, ekmek, pizza ve lahmacun gibi farklı ürünlerin hazırlanmasında da kullanılabileceğini belirterek geleneksel ürünün gastronomide çok daha geniş bir kullanım alanına sahip olabileceğini anlattı.

“Yoğurt Uygarlığı” Çalışmasıyla 2 Bin Yıllık İzleri Araştırdı

Süleyman Dilsiz'in gastronomi alanındaki çalışmaları Uşak Tarhanası ile sınırlı değil. Dilsiz, “Yoğurt Uygarlığı” isimli çalışmasında yoğurdun yaklaşık 2 bin yıllık tarihsel ve kültürel izlerini araştırdı. Tarhananın temel bileşenlerinden birinin yoğurt olması nedeniyle bu kültürün Anadolu'dan Orta Asya'ya, Balkanlar'dan Orta Doğu'ya kadar geniş bir coğrafyada farklı biçimlerde yaşadığına dikkat çekiliyor.

Uşak açısından tartışmanın önemli noktası ise kentin geleneksel ürünlerinin yalnızca mutfak kültürünün bir parçası olarak kalmayıp ekonomik ve kültürel bir değere dönüştürülmesi. UNESCO sürecinin ilerlemesi halinde Uşak Tarhanası'nın uluslararası tanınırlığının artırılması açısından önemli bir adım atılmış olacak.

Muhabir: Yavuz Kuşdemir