Uşak Belediyesi Kültür ve Sosyal İşler Müdürlüğü Kent Belleği Projesi Sorumlusu Ömer Aşcı, 8 Şubat 1921 tarihinde TBMM’de yapılan Müdafaa-i Milliye Vekaleti bütçe görüşmelerindeki Uşak ayrıntılarına dikkati çekti. Ömer Aşcı’nın aktardığı Meclis tutanaklarında dönemin Müdafaa-i Milliye Vekili Fevzi Paşa, milli müdafaa kuvvetlerinin Uşak, Balıkesir ve Nazilli’de toplandığını ve bu cephelerin halktan sağlanan asker ve yardımlarla savunulduğunu anlatıyor. Uşak’ın Milli Mücadele tarihindeki yerini gösteren önemli kayıtlardan biri, Türkiye Büyük Millet Meclisi’nin 105 yıl önce gerçekleştirilen bütçe görüşmelerinde karşımıza çıktı.
Aşcı’nın aktardığı tutanaklara göre dönemin Müdafaa-i Milliye Vekili Fevzi (Çakmak) Paşa, TBMM Hükümeti’nin kuruluşunun ilk aylarında ordunun içinde bulunduğu mali şartları ve Batı Cephesi’ndeki milli kuvvetlerin nasıl ayakta tutulduğunu milletvekillerine anlattı. Fevzi Paşa’nın açıklamalarında Uşak’ın adının doğrudan geçmesi, kentin düzenli ordu öncesindeki konumunu göstermesi bakımından öne çıkıyor.
Fevzi Paşa Uşak’ı Balıkesir ve Nazilli ile Birlikte Saydı
Ömer Aşcı’nın aktardığı bilgilere göre bütçe görüşmelerinde Kuvayı Milliye mensuplarına yapılan ödemeler de gündeme geldi. Ertuğrul Mebusu Mustafa Ertuğrul Bey’in Kuvayı Milliye mensuplarına verilen maaşlarla ilgili sorularını yanıtlayan Fevzi Paşa, TBMM’nin açıldığı dönemde merkezi hükümetin orduyu düzenli biçimde finanse edebilecek imkanlarının bulunmadığını anlattı.
Batı Cephesi’ndeki duruma ilişkin Fevzi Paşa’nın Meclis kürsüsünden kullandığı şu ifadeler ise Uşak açısından ayrı bir önem taşıyor:
“İzmir’in işgaliyle başlayan milli bir müdafaa kuvveti vardı. Bunlar Uşak, Balıkesir ve Nazilli’de temerküz etmişti.”
Fevzi Paşa konuşmasının devamında bu kuvvetlerin halktan asker ve yardım topladığını ve cephelerin bu imkanlarla savunulduğunu ifade ediyor. Aşcı, söz konusu ifadelerin Uşak’ın düzenli ordu öncesinde Batı Anadolu’daki milli müdafaa kuvvetlerinin toplandığı üç merkezden biri olduğuna işaret ettiğini belirtti.
Ordunun Masraflarını Müdafaa-i Hukuk Cemiyetleri Karşılıyordu
Ömer Aşcı’nın gündeme taşıdığı tutanaklarda yalnızca askeri yapılanmaya ilişkin bilgiler bulunmuyor. Belgeler, Milli Mücadele’nin en zor dönemlerinden birinde ordunun ihtiyaçlarının nasıl karşılandığını da ortaya koyuyor. Fevzi Paşa, Nisan ve Mayıs 1920 döneminde merkezi hükümetin imkanlarının son derece sınırlı olduğunu anlatırken, ordunun önemli ölçüde Müdafaa-i Hukuk Cemiyetlerinin sağladığı imkanlarla ayakta kaldığını belirtiyor.
Uşak’ın da içinde bulunduğu Batı Cephesi’ndeki milli kuvvetlerin halktan asker ve yardım topladığını aktaran Fevzi Paşa, bölgede bulunan 61’inci, 23’üncü ve 57’nci fırkalara o aylarda merkezden hiç para gönderilmemiş olabileceğini söylüyor. Birliklerin masraflarının Müdafaa-i Hukuk teşkilatları tarafından karşılandığını, bunun yanında milli birlikler oluşturularak onların ihtiyaçlarının da yine bu yapılar tarafından sağlandığını ifade ediyor.
Tutanakların en dikkat çekici bölümlerinden biri de Fevzi Paşa’nın savaşın ilk aylarındaki mali durumu anlatırken kullandığı ifadeler oldu. Aşcı’nın aktardığı kayıtlarda Fevzi Paşa, dönemin şartlarını şu sözlerle anlatıyor: “Eğer doğrusunu isterseniz o vakit biz orduyu beslemiyorduk. Bu hakikattır.”
Fevzi Paşa, TBMM’nin toplandığı sırada gerekli teşkilatın henüz oluşturulmadığını, kendisinin Müdafaa-i Milliye Vekilliğine getirildiği dönemde ise ordunun ihtiyaçlarını karşılayabilecek yeterli para ve malzemenin bulunmadığını ifade ediyor. İlerleyen dönemde askeri harcamaların ilk aylara kıyasla 15-20 kata kadar yükseldiğini belirten Fevzi Paşa, başlangıçta ordunun önemli bölümünün giderlerinin merkezi bütçeden değil Müdafaa-i Hukuk teşkilatları ve halkın sağladığı imkanlarla karşılandığını anlatıyor.
Uşak’taki Milli Kuvvetlerin Finansmanı da Tutanaklara Yansıdı
Ömer Aşcı, tutanakların Uşak açısından yalnızca askeri değil, ekonomik bir tarihi de ortaya çıkardığına dikkati çekti. Meclisteki tartışmanın çıkış noktasını, Kuvayı Milliye mensupları için daha önce Müdafaa-i Hukuk Cemiyetlerinden alınan ve maaş karşılığı olduğu belirtilen paraların durumu oluşturuyordu. Fevzi Paşa ise Müdafaa-i Hukuk teşkilatlarının bu paraları zaten memleketin savunulması amacıyla topladığını ve harcadığını belirterek bunların geri ödenmesine gerek olmadığı yönündeki düşüncesini Meclis’le paylaştı.
Kuvayı Milliye’den Düzenli Orduya Mali Geçiş
Ömer Aşcı’nın değerlendirmesine göre 8 Şubat 1921 tarihli görüşmeler, Kuvayı Milliye’den düzenli orduya geçişin yalnızca askeri değil, mali boyutunu da gösteriyor. Fevzi Paşa’nın anlatımına göre Maliye ve Müdafaa-i Milliye teşkilatlarının gelişmesiyle birlikte Müdafaa-i Hukuk Cemiyetlerinin doğrudan yardım topladığı sistem kaldırıldı. Bunun yerine halktan sağlanan paraların devlet hazinesinde toplanması ve askeri harcamaların tek merkezden yapılması sistemine geçildi. Böylece savaşın ilk döneminde Uşak gibi yerel merkezlerde halkın ve Müdafaa-i Hukuk teşkilatlarının imkanlarıyla desteklenen milli kuvvetlerden, giderleri devlet bütçesinden karşılanan düzenli ordu sistemine doğru önemli bir dönüşüm yaşandı.
Uşak’ın Milli Mücadeledeki Yerine 105 Yıllık Kayıt
Ömer Aşcı’nın gündeme taşıdığı 8 Şubat 1921 tarihli TBMM görüşmeleri, Uşak’ın Milli Mücadele’nin ilk dönemindeki konumunu dönemin en yetkili isimlerinden birinin sözleri üzerinden ortaya koyuyor.
Fevzi Paşa’nın Uşak’ı Balıkesir ve Nazilli ile birlikte milli müdafaa kuvvetlerinin toplandığı merkezler arasında göstermesi, kentin Batı Anadolu’daki direniş yapılanmasındaki yerini ortaya koyan dikkat çekici bir tarihî kayıt olarak öne çıkıyor. Aşcı, tutanakların Uşak açısından taşıdığı önemi, kentin Milli Mücadele’nin en kısıtlı imkanlarla sürdürüldüğü dönemde milli kuvvetlerin toplandığı ve yerel imkanlarla desteklendiği merkezlerden biri olması üzerinden değerlendirdi.



