Uşak’ta hava kirliliği artık yalnızca genel ölçümlerle değil, günlük yaşamda hissedilen farklarla konuşuluyor. Kent merkezinde sabah saatlerinde bazı sokaklarda yoğun koku, sis ve boğaz yanması hissedilirken, birkaç sokak ötede havanın daha temiz olması dikkat çekiyor. Bu durum, şehirde “mikro kirlilik” olarak tanımlanan yeni bir çevre sorununu gündeme getiriyor.

Aynı Mahalle, Farklı Nefes

Vatandaşlar özellikle kış aylarında, rüzgarın durduğu sabah ve akşam saatlerinde hava kalitesindeki ani değişimi daha net fark ettiklerini dile getiriyor. Aynı mahallede yaşayan kişilerden biri “pencere açamazken”, diğeri aynı saatlerde daha rahat nefes alabildiğini söylüyor. Bu tablo, kirliliğin sokak sokak değişebildiğini gösteriyor.

Kent genelinde öne çıkan şikayetler arasında keskin koku, yoğun sis tabakası, baş ağrısı ve boğazda yanma hissi bulunuyor. Özellikle sanayiye yakın bölgeler, ana ulaşım aksları ve rüzgarın hapsolduğu dar sokaklarda bu etkilerin daha yoğun hissedildiği ifade ediliyor.

Uşak’ta hava kalitesi ölçümleri genel istasyonlar üzerinden yapılırken, mikro ölçekteki farklılıklar resmi verilere her zaman yansımıyor. Uzmanlara göre bina yoğunluğu, sokak yapısı, yakıt türü ve rüzgar yönü gibi etkenler, aynı mahalle içinde bile farklı hava cepleri oluşturabiliyor.

“Kirli Havanın Bedelini Kim Ödüyor?”

Vatandaşlar, soludukları havanın kalitesinin yalnızca çevresel değil, doğrudan bir sağlık meselesi olduğuna dikkat çekiyor. Çocuklar, yaşlılar ve kronik hastalığı olanlar için mikro kirliliğin ciddi riskler barındırdığı vurgulanırken, “kirli havanın bedelini neden biz ödüyoruz?” sorusu sıkça dile getiriliyor.

Bu tablo, Uşak’ta hava kirliliğinin yalnızca genel verilerle değil, mahalle ve sokak ölçeğinde ele alınması gerektiğini ortaya koyuyor. Mikro kirlilik başlığı, kentte çevre politikaları, ölçüm yöntemleri ve önleyici adımların yeniden değerlendirilmesini zorunlu kılıyor. Uşak’ta artık soru net, Aynı şehirde yaşıyoruz ama gerçekten aynı havayı mı soluyoruz?

Muhabir: Hüsnü Kazım Özler