(ÖZEL HABER) - Uşak’ta yaşayanların birçoğu Hacım Sultan’ın, Karaca Ahmet Sultan’ın ya da Kara Dede’nin adını en az bir kez duymuştur. Ancak bu isimlerin kim olduğu, türbelerinin nerede bulunduğu ve geçmişlerinin hangi döneme kadar uzandığı çok fazla bilinmiyor.
Uşak’ın manevi haritasını çıkarmak için resmi kültür envanterini, yerel tarih çalışmalarını ve ulaşılabilen akademik kaynakları taradığımızda kentin merkezinden Sivaslı ve Ulubey’e, Kabaklar’dan Hacıkadem’e kadar uzanan dikkat çekici bir miras ortaya çıktı.

Bunların en eskilerinden biri için Sivaslı ilçesine bağlı Hacım Sultan Köyü’ne gitmek gerekiyor. Hacım Sultan Türbesi’nin bulunduğu alan, Uşak’ın bilinen en eski Bektaşi zaviyelerinden biri olarak gösteriliyor. Uşak İl Kültür ve Turizm Müdürlüğünün kültür envanterine göre Hacım Sultan Zaviyesi, Germiyanoğlu I. Yakub Bey tarafından 1321 yılında yaptırıldı. Zaviyenin diğer bölümleri günümüze ulaşamazken bugün köy mezarlığı içerisinde bulunan türbe ayakta kalmayı başardı. Türbenin içerisinde Hacım Sultan’a ait olduğu belirtilen sanduka bulunuyor.
Hacım Sultan hakkında köyde yıllardır anlatılan çeşitli hikayeler de var. Bunlardan biri türbenin altından Çile Tepesi’ne kadar uzandığı söylenen tünel. Ancak resmi kayıtlarda da bu anlatının köylülerden aktarılan bir rivayet olduğu belirtiliyor. Dolayısıyla tarihsel olarak kanıtlanmış bir tünelden söz etmek mümkün değil.
Uşak merkeze bağlı Kabaklar Köyü ise kentin manevi geçmişi açısından ayrı bir yere sahip.
Köyde birbirine yakın iki önemli türbe bulunuyor. Bunlardan biri Ahmed Semerkandî Türbesi. Uşak İl Kültür ve Turizm Müdürlüğünün kayıtlarına göre Seyyid Ahmed Semerkandi 16. yüzyılda yaşamış önemli bir isim. Resmi envanterde Ahmed Semerkandi’nin Halvetiyye’nin Uşşakilik kolunun kurucusu Hasan Hüsameddin Buhari’nin şeyhi olduğu belirtiliyor. Ahmed Semerkandi Türbesi bugün Kabaklar Camii’nin kuzeyinde bulunuyor. Dikdörtgen planlı yapının üzeri kubbeyle örtülü ve iç bölümü çinili.
Kabaklar’daki ikinci önemli durak ise Alaü’d-din Uşşaki Türbesi. Resmi kültür envanterine göre Şeyh Alaü’d-din Uşşaki 15. yüzyılda yaşadı ve 1485-1486 yıllarında hayatını kaybetti. Kaynaklarda “Kabaklılı Alaaddin” ve “Fakir Dede” olarak da anıldığı görülüyor.
Köydeki caminin altında bulunan odada iki mezar yer alıyor. Bunlardan birinin Alaü’d-din Uşşaki’ye, diğerinin ise eşine ait olduğu aktarılıyor.
Uşak merkezdeki bir başka tarihi ziyaret noktası için Hacıkadem Köyü’ne gitmek gerekiyor.
Buradaki Hacı Ali Türbesi, resmi kültür envanterinde Osmanlı dönemi eseri olarak kayıtlı.
Türbenin kesin yapım tarihi bilinmiyor. Ancak yapının bulunduğu alanda geçmişte bir zaviyenin de yer aldığı, zaviyeden günümüze türbe ile mezarlığın ulaştığı belirtiliyor.

Uşak’ın en eski manevi duraklarından biri de Ulubey ilçesine bağlı Karaca Ahmet Köyü’nde.
Karaca Ahmet Sultan Türbesi, resmi envanterde 1372 tarihiyle kayıtlı. Karaca Ahmet Sultan’ın Anadolu’nun Türkleşmesi döneminde adı geçen önemli isimlerden olduğu, Saruhanoğlu İshak Çelebi döneminde yaşadığı ve hekimliğiyle tanındığı aktarılıyor.
Altıgen planlı taş türbenin içerisinde iki mezar bulunuyor. Kültür envanterinde Karaca Ahmet Sultan’ın annesiyle birlikte burada yattığı belirtiliyor.
Uşak’ın manevi hafızası yalnızca köylerde değil, şehir merkezinin ortasında da yaşamaya devam ediyor. Bunların en dikkat çekicilerinden biri Kara Dede. Kara Dede Türbesi bugün Mimar Sinan Caddesi üzerinde bulunuyor. Uşak tarihine ilişkin araştırmalarda bölgenin geçmişte kentin önemli mezarlıklarından biri olduğu görülüyor. Yerel tarih araştırmacılarının aktardığı bilgilere göre Kara Dede Mezarlığı, Koca Mezarlık’tan sonra Uşak şehir merkezinin büyük mezarlıklarından biriydi. Alan 1960’lı yıllarda istimlak edilerek okullar bölgesine dönüştürüldü. Bugünkü türbe yapısının ise eski yapının restorasyonu olmadığı, Uşak Belediyesi tarafından 2015 yılında yeniden inşa edildiği belirtiliyor. Türbenin içerisinde iki mezar bulunuyor ve bunlar halk arasında Kara Dede ile Sarı Dede olarak biliniyor.
Kara Dede isminin geçmişi konusunda ise daha ilginç kayıtlar var. Uşak tarihi üzerine yapılan araştırmalarda Osmanlı kayıtlarında “Karhak Dede” adına rastlandığı, bu ismin zaman içerisinde halk arasında Kara Dede’ye dönüşmüş olabileceği değerlendiriliyor. Ancak türbede bulunan iki mezarın kimlere ait olduğunu kesin biçimde ortaya koyan kitabe veya benzeri tanımlayıcı bir belge bulunmadığı aktarılıyor.
Uşak merkezde yaşayanların yakından bildiği bir başka ziyaret noktası ise Aybey Mahallesi’ndeki Bulduk Dede Türbesi. Türbe Yeniceköy Caddesi üzerinde, eski adıyla Eybek ya da Aybey Tepesi olarak bilinen bölgede bulunuyor. Bulduk Dede’nin kimliği konusunda ise diğer bazı Uşak türbelerinden farklı olarak önemli bir belirsizlik var. Türbenin kapısına geçmiş yıllarda yerleştirilen levhada “Rukneddin Doğan - Bulduk Dede / Karabağlı / Miladi 875” bilgisi yer aldı.
Ancak Uşak tarihi üzerine yapılan araştırmalarda bu bilginin doğrulanamadığı belirtiliyor. Miladi 875 tarihi de bölgenin tarihi dikkate alındığında ciddi soru işaretleri taşıyor.

Bulduk Dede’nin gerçek kimliği konusunda farklı görüş ve rivayetler bulunuyor. Bunlardan birinde burada yatan kişinin Halveti-Sümbüliye geleneğinden Şeyh Muslihüddin Mustafa Efendi olabileceği ileri sürülüyor. Ancak bunu kesinleştiren tarihsel bir belgeye ulaşılamadığı için Bulduk Dede’nin kimliği konusunda kesin hüküm vermek mümkün değil. Türbenin geçmişiyle ilgili daha net bilinen ayrıntılardan biri ise 1990’lı yıllara kadar üstünün açık olması.
Mahalle sakinlerinden aktarılan bilgilere ve konuyla ilgili çalışmalara göre Bulduk Dede uzun yıllar açık bir kabir şeklindeyken 1990’lı yıllarda üzeri kapatıldı. Bulduk Dede hakkında Uşak’ta yıllardır anlatılan çok sayıda hikaye de bulunuyor. Kaybolan eşyaların bulunması, Kurtuluş Savaşı yıllarında Eybek Tepesi’ndeki toplarla ilgili anlatılar ve türbenin üzerinin kapatılmasına ilişkin rüya hikayeleri bunlardan bazıları. Ancak bunların tarihsel olay olarak değil, Uşak’ın sözlü kültüründe yaşayan rivayetler olarak değerlendirilmesi gerekiyor.
Kent merkezindeki manevi duraklardan ikisi ise aynı noktada karşımıza çıkıyor. Hacı Kemal Dede Türbesi ile Cemile Sultan Türbesi bugün Köme Mahallesi 1. Çavdar Sokak çevresinde bulunuyor. Hacı Kemal Dede, Uşak’ın eski kuşaklarının yakından bildiği isimlerden biri.
Yerel tarih anlatımlarında Hacı Kemal Dede’nin Germiyanoğlu Süleyman Şah’ın damadı olduğu ve Yıldırım Bayezid ile akrabalık bağı bulunduğu aktarılıyor. Ancak bu biyografik bilgilerin resmi kültür envanterindeki Hacım Sultan veya Karaca Ahmet Sultan kayıtları kadar güçlü birincil belgelerle desteklenmediğini özellikle belirtmek gerekiyor.
Hacı Kemal Dede hakkında Uşak’ta geçmişten bugüne çok sayıda halk inanışı da aktarılmış.
Özellikle sağlık sorunları yaşayanların türbeyi ziyaret ettiği, geçmiş yıllarda türbenin parmaklıklarına bez bağlandığı gibi anlatılar bulunuyor. Bunları tıbbi bir gerçek veya dini uygulama olarak değil, Uşak’ın geçmişindeki halk inanışlarının bir parçası olarak değerlendirmek gerekiyor.
Aynı bölgede bulunan Cemile Sultan Türbesi de uzun yıllardır Uşaklıların ziyaret ettiği noktalardan biri. 2014 yılında bölgedeki türbeler üzerine yapılan bir yerel haber çalışmasında Hacı Kemal Dede ve Cemile Sultan türbelerinin özellikle cuma günleri ziyaret edildiği aktarılmıştı. Aradan geçen yılların ardından ziyaret düzeninin bugün aynı şekilde devam edip etmediğine ilişkin güncel ve resmi bir çalışma bulunmuyor. Bu nedenle geçmişteki ziyaret alışkanlıklarını bugünün uygulamasıymış gibi değerlendirmek doğru olmaz.

Uşak’ın türbeleri incelendiğinde ortaya yalnızca dini ziyaret noktalarından oluşan bir liste çıkmıyor. Hacım Sultan’da 1321 yılına kadar uzanan Germiyanoğulları dönemi, Karaca Ahmet Sultan’da 14. yüzyıl Anadolu’su, Kabaklar’da Uşşakilik geleneği, Kara Dede’de eski Uşak’ın şehir dokusu, Bulduk Dede’de ise Aybey Mahallesi’nin kuşaktan kuşağa aktarılan sözlü kültürü karşımıza çıkıyor. Bu nedenle bu yapılar aynı zamanda Uşak’ın kent hafızasının birer parçası.
Türbe ziyaretlerinde dini açıdan dikkat edilmesi gereken bir ayrım da bulunuyor. Türbede yatan kişinin hatırasına saygı göstermek, Kur’an okumak ve Allah’a dua etmek ile türbede yatan kişiden doğrudan bir istekte bulunmak aynı şey değil. Benzer şekilde türbeye bez bağlamak, bir hastalığın burada iyileşeceğine inanmak veya belirli bir ritüelin dileği mutlaka gerçekleştireceğini düşünmek gibi geçmişten aktarılan uygulamalar haberimizde yalnızca halk inanışı ve folklorik anlatı olarak yer alıyor, bunların doğruluğunu gösteren dini, tarihsel veya tıbbi bir kanıt bulunduğu anlamına gelmiyor.
Bugün Uşak’ta manevi ve tarihi bir ziyaret yapmak isteyenlerin karşısında birbirinden farklı hikayelere sahip çok sayıda durak bulunuyor. Sivaslı’da Hacım Sultan, Ulubey’de Karaca Ahmet Sultan, Kabaklar’da Ahmed Semerkandi ve Alaü’d-din Uşşaki, Hacıkadem’de Hacı Ali, kent merkezinde Kara Dede, Aybey’de Bulduk Dede, Köme Mahallesi’nde ise Hacı Kemal Dede ve Cemile Sultan...
Bazılarının tarihi resmi kayıtlarla yüzlerce yıl geriye kadar izlenebiliyor. Bazılarının hikayesi ise Uşaklıların hafızasında, eski mahalle anlatılarında ve kuşaktan kuşağa aktarılan rivayetlerde yaşamaya devam ediyor. Hepsinin ortak noktası, Uşak’ın bugün çok fazla konuşulmayan başka bir yüzünü göstermeleri. Kent büyüyüp sokaklar değişirken bu küçük yapılar, Uşak’ın yüzyıllar boyunca biriktirdiği tarih ve manevi hafızanın izlerini taşımayı sürdürüyor.




