(ÖZEL HABER) - Uşaklı araştırmacı ve belgeselci Alp Arslan Dur, Elma Dağı eteklerinde bulunan köylerden su kaynaklarına, tescilli arkeolojik alanlardan yılkı atlarının yaşam sahalarına kadar geniş bir coğrafyanın korunması gerektiğini belirterek dikkat çeken açıklamalarda bulundu. Elma Dağı’nın yalnızca doğal bir yükselti olarak değerlendirilmesinin bölgenin taşıdığı değeri gözden kaçırmak anlamına geleceğini söyleyen Dur, dağın eteklerinin Uşak’ın içme suyu kaynakları, kırsal yaşamı, tarihî mirası ve doğal hayatıyla doğrudan bağlantılı olduğunu ifade etti.

Uşak Susuz Kaldığında Elma Dağı’nın Eteklerine Koştu

Bölgenin en önemli özelliklerinden birinin su kaynakları olduğunu belirten Dur, Uşak’ın geçmişte yaşadığı kuraklık dönemlerinde vatandaşların Elma Dağı eteklerindeki köy çeşmelerine ve kırsal su kaynaklarına yöneldiğini hatırlattı. Baltalı Göleti’nin bugün Uşak açısından daha da önemli hale geldiğine işaret eden Dur, göletten Küçükler Barajı Arıtma Tesisi’ne su aktarılmaya başlanmasını örnek gösterdi.

Dur, Baltalı Göleti’nin Yaşamışlar Göleti ve Elma Dağı çevresindeki diğer yüzey ve yer altı sularından ayrı değerlendirilmemesi gerektiğini savunarak, “Korunması gereken şey yalnızca tek tek göletler değil, bütün bir su havzasıdır” ifadelerini kullandı. Bağbaşı köyünde “Seyini” olarak bilinen yer altı su sisteminin de araştırılması ve bölgenin hidrolojik yapısıyla birlikte ele alınması gerektiğini dile getiren Dur, Elma Dağı ve Bağbaşı çevresinde geçmişte kar kuyularının bulunmasının da bölgenin Uşak’ın yaşam kültüründeki yerini gösterdiğini söyledi.

Elmadağı 1Burası Açık Hava Arkeoloji Müzesi Niteliğinde

Elma Dağı eteklerinin su kaynaklarının yanı sıra önemli bir tarihî mirası barındırdığını söyleyen Alp Arslan Dur; Dağdemirler Kalesi, Sulucain Nekropolü ve Dinsel Alanı, Altıntaş Göleti Arkeolojik Yerleşimi, Belkaya Yerleşimi ile Sorkun Höyüğü ve Nekropolü gibi alanlara dikkat çekti. Dur, bölgedeki tarihî izlerin tek bir kale veya höyük üzerinden değerlendirilmemesi gerektiğini belirterek, kale, nekropol, dinsel alan, kaya yerleşimleri, eski yapı kalıntıları ve köylerde bulunan devşirme mimari parçaların aynı tarihî peyzajın unsurları olabileceğini ifade etti.

Özellikle Altıntaş çevresindeki kaya evleri ve kaya yerleşimlerinin daha ayrıntılı araştırılması gerektiğini söyleyen Dur, Çamyuva’dan Belkaya’ya, Aşağıkaracahisar’dan Dağdemirler’e, Altıntaş’tan Zep’e, Yaşamışlar’dan Yeniceköy’e, Bağbaşı’ndan Sorkun’a uzanan bölgede kapsamlı yüzey araştırmaları yapılması çağrısında bulundu. Uşak’ın su tarihinin anlaşılması açısından yazılı kaynakların da önemli olduğunu belirten Dur, Mehmet Keyvanoğlu’nun “Uşak’ta Su Kültürü” isimli çalışmasının bölgenin toplumsal hafızasını anlamak açısından dikkate değer kaynaklardan biri olduğunu söyledi.

Yılkı Atlarına da Dikkat Çekti

Elma Dağı’nın yalnızca geçmişten kalan değerleri değil, bugün devam eden doğal yaşamı da barındırdığını belirten Dur, bölgedeki yılkı atlarını bunun en görünür örneklerinden biri olarak gösterdi. Yılkıların vadiler, meralar ve orman açıklıkları arasında geniş alanlarda hareket ettiğini ifade eden Dur, yapılacak yatırımlar değerlendirilirken yalnızca proje parsellerinin değil, hayvanların geçiş ve beslenme alanlarının da hesaba katılması gerektiğini söyledi.

Elmadağı 6GES ve Madencilik Faaliyetleri İçin “Bütüncül Değerlendirme” Çağrısı

Dur’un açıklamalarında üzerinde durduğu bir diğer konu ise Elma Dağı eteklerindeki enerji ve madencilik faaliyetleri oldu. Bağbaşı ve çevresindeki GES projelerine yönelik bölge halkının daha önce su kaynakları ve meralar üzerinden itirazlarını gündeme getirdiğini hatırlatan Dur, yenilenebilir enerji yatırımlarına karşı çıkmakla projelerin yapılacağı alanların sorgulanmasının birbirinden ayrılması gerektiğini söyledi. Dur, “Yenilenebilir enerjiye karşı olmak başka, yanlış yere yapılan enerji yatırımının doğal ve kültürel mirasa verebileceği zarara karşı çıkmak başkadır” dedi.

Yaşamışlar, Dağdemirler, Bağbaşı, Dağyenice ve Belkaya çevresindeki madencilik faaliyetlerine ilişkin süreçlerin de yakından takip edilmesi gerektiğini belirten Dur, bir sahada maden ruhsatı bulunmasının işletmenin kesin olarak kurulacağı anlamına gelmediğinin altını çizdi. Buna karşın arama ve ruhsatlandırma süreçlerinin dahi bölgenin geleceği açısından koruma ve denetim başlığı altında değerlendirilmesi gerektiğini savundu.

Elmadağı 4Önce Coğrafyanın Bütünü Tespit Edilmeli

Alp Arslan Dur, Elma Dağı çevresinde yatırım kararları alınmadan önce kapsamlı bir kültür ve doğa envanteri hazırlanması çağrısında bulundu. Arkeolojik yüzey araştırmalarının genişletilmesini isteyen Dur; sit alanları, kaya yerleşimleri, nekropoller, eski çeşmeler, devşirme mimari parçalar ve geleneksel köy dokularının kayıt altına alınması gerektiğini ifade etti. Baltalı ve Yaşamışlar göletleri başta olmak üzere bölgedeki derelerin, kaynakların ve yer altı su sistemlerinin de birbirleriyle bağlantıları açısından incelenmesini istedi.

Yılkı atlarının kullandığı güzergâhların ve yaşam alanlarının da bu çalışmanın parçası olması gerektiğini belirten Dur, yatırım kararlarının ancak bölgenin doğal ve kültürel değerleri ortaya konulduktan sonra değerlendirilmesi gerektiğini savundu. Elma Dağı’nın Uşak için taşıdığı anlamı tek bir cümleyle özetleyen Alp Arslan Dur, açıklamasını şu sözlerle tamamladı:

“Elma Dağı, Uşak’ın su hafızasıdır, arkeolojik hafızasıdır, kırsal hafızasıdır ve doğal yaşam alanıdır. Bu bütünlük bozulursa kaybedilecek olan yalnızca bir dağ değildir; Uşak’ın geleceğinden bir parça eksilecektir. Elma Dağı düşerse Uşak düşer.” (Foto: Alp Arslan Dur)

Muhabir: Berrin Bakırcı