Uşak’ın geçmişinde önemli bir yere sahip olan tasavvuf kültürü, bu kez akademisyenlerin ve araştırmacıların katıldığı bir sempozyumda ele alındı. Genç Tasavvufçuları Destekleme ve Geliştirme Derneği ile Uşak Üniversitesi İlahiyat Fakültesi iş birliğinde gerçekleştirilen “Bakü’den Balkanlara Halvetilik Sempozyumu V”, 2-3 Ekim 2026 tarihlerinde Uşak Üniversitesi İlahiyat Fakültesi Konferans Salonu’nda düzenlendi.

İki gün süren programda Halvetiliğin tarihsel gelişimi, Anadolu ve Balkanlardaki yayılışı, edebiyat ve musiki üzerindeki etkileri ile günümüze ulaşan kültürel mirası değerlendirildi. Sempozyumda özellikle Uşak’ın Halvetilik geleneği içindeki yeri ve kentle bağlantılı tasavvuf büyüklerinin etkileri öne çıktı. Uşak’ın Tasavvuf Tarihi Masaya Yatırıldı (2)

Programın açılışında konuşan Genç Tasavvufçuları Destekleme ve Geliştirme Derneği Onursal Başkanı Hasan Şükrü Yayıntaş, sempozyumların gelecek yıllarda da devam edeceğini açıkladı. Etkinliklerin bir yıl Balkanlarda, bir yıl Türkiye’de gerçekleştirilmesinin planlandığını belirten Yayıntaş, Halvetilik geleneğinin geçmişten günümüze taşıdığı manevi ve kültürel birikime dikkat çekti.

Konuşmasında insanın iç dünyası, hakikat arayışı ve ilm-i ledün anlayışı üzerinde duran Yayıntaş, geçmişte yaşamış ilim ve gönül insanlarının eserleriyle sonraki kuşaklara önemli bir miras bıraktığını ifade etti. İnsanın kendi iç dünyasını tanımasının önemini vurgulayan Yayıntaş, bu yolculukta kamil insanların rehberliğine ilişkin değerlendirmelerde bulundu.

Halvetilik geleneğinin Bakü’den Anadolu’ya, oradan Balkanlara uzanan tarihsel yolculuğunu anlatan Yayıntaş, Seyyid Yahya Şirvânî, Bahaeddin Erzincânî, Taceddin Kayserî, Alaeddin Uşşâkî, Yiğitbaşı Velî ve Ramazan-ı Mahfî gibi isimlerin bu geleneğin yayılmasındaki yerini hatırlattı.

Yayıntaş, konuşmasında şu ifadeleri kullandı: “İnsanlar takva ile hizmette oldukça Cenab-ı Hakk daima güzelliklerini sunacaktır. Bu güzellikler dün Seyyid Yahya Şirvânî, Bahaeddin Erzincânî, Taceddin Kayserî, Alaeddin Uşşâkî, Yiğitbaşı Velî, Ramazan-ı Mahfî varlığıyla Bakü'den Serez'e yayılmış ve Serez'den bizim dergahımızın bulunduğu çok sayıda dergahın varlığıyla yaşamış, dönüp dolaşıp Türkiye'ye gelmiştir. Mürşid-i kamillerin yetiştirdiği zatların içinden pirler çıkmıştır.” Uşak’ın Tasavvuf Tarihi Masaya Yatırıldı (3)

Uşak Üniversitesi İlahiyat Fakültesi Dekanı Prof. Dr. Sayın Dalkıran’ın konuşmasının ardından sempozyumun akademik sunumlarına geçildi. İlk sunumu gerçekleştiren Prof. Dr. Himmet Konur, “XV-XVII. Yüzyıllarda Uşak ve Manisa’da Halvetiliğin Yayılışı” başlıklı bildirisiyle Halvetilik geleneğinin iki şehirdeki tarihsel gelişimini ele aldı.

Konur’un sunumu, Uşak’ın yalnızca günümüzdeki kültürel kimliğiyle değil, yüzyıllar öncesine uzanan tasavvuf geçmişiyle de değerlendirilmesi açısından dikkat çekti. Halvetiliğin Anadolu’daki yayılma sürecinde Uşak ve Manisa’nın taşıdığı tarihsel önem, sempozyumun öne çıkan konuları arasında yer aldı.

Öğleden sonraki oturumun başkanlığını Prof. Dr. Süleyman Gökbulut üstlendi. Prof. Dr. Necdet Şengün, “Halvetilik ve Bektaşilik Arasında Bir Sûfî: Kütahyalı Azbi Mustafa Dede ve Şerh-i Niyazi-i Mısri Üzerine” başlıklı sunumunda farklı tasavvuf gelenekleri arasındaki ilişkileri değerlendirdi. Uşak’ın Tasavvuf Tarihi Masaya Yatırıldı (1)

Doç. Dr. Mehmet Büküm, Halveti şeyhi Mehmed Nazmi ve Divan-ı İlahiyatı üzerine değerlendirmelerde bulunurken Doç. Dr. Türkan Uymaz, “Şabaniyye’nin Yaşayan Musiki Hafızasında Kadın Dervişlerin Rolü: Elmas Karatay (Azize Anne) Örneği” başlıklı bildirisiyle kadın dervişlerin tasavvuf musikisinin aktarılmasındaki rolünü ele aldı.

Sempozyumun Uşak açısından dikkat çeken bölümlerinden biri de Osmanlı döneminde kentteki tasavvuf hayatına ilişkin sunum oldu. Prof. Dr. Hamide Ulupınar’ın başkanlığında gerçekleştirilen oturumda Prof. Dr. Mehmet Saki Çakır, “Osmanlı’nın Son Çeyreğinde Uşak’ta Uşşakiyye ve Şabaniyye Tarikatları” başlıklı bildirisini sundu.

Bu sunumla birlikte Uşak’ın Osmanlı dönemindeki tasavvuf hayatı, Uşşakiyye ve Şabaniyye gelenekleri üzerinden ele alındı. Böylece kentin tarihine ilişkin çalışmaların yalnızca mimari yapılar ve yazılı belgelerle sınırlı olmadığı, manevi ve kültürel hayatın da önemli bir araştırma alanı oluşturduğu ortaya konuldu.

Dr. Öğr. Üyesi Nuriye İnci, Dede Ömer Rüşeni’nin Miskinname adlı eserinden hareketle tasavvufi ahlak ve fakr anlayışını değerlendirdi. Dr. İsmail Hakkı Cambaz ise Pir Hasan Hüsameddin Uşşaki’nin düşüncesinin Balkan şehirlerindeki etkisini, tekkeler ve halifeler üzerinden ele aldı.

Akademik sunumların ardından gerçekleştirilen değerlendirme bölümüyle sempozyumun ilk günü tamamlandı. İkinci gün ise katılımcılar Uşak’ın Kabaklar köyüne giderek Alaeddin Uşşaki Hazretleri ile Ahmet Semerkandi Hazretleri’nin türbelerini ziyaret etti.

67F40040 5D35 4B83 B6B5 F50F9E085Af4

Kabaklar köyündeki ziyaret, sempozyumun Uşak’ın tarihi ve manevi mirasıyla doğrudan buluşmasını sağladı. İlk gün akademik bildirilerde ele alınan Halvetilik geleneği, ikinci gün kentte bu geleneğin izlerini taşıyan mekanlar üzerinden değerlendirildi.

Uşak’ta gerçekleştirilen “Bakü’den Balkanlara Halvetilik Sempozyumu V”, kentin tasavvuf tarihinin akademik çalışmalarla yeniden gündeme gelmesine katkı sağladı. Halvetiliğin Bakü’den Anadolu’ya, Anadolu’dan Balkanlara uzanan yolculuğunun ele alındığı buluşma, Uşak’ın bu tarihsel ve kültürel birikim içindeki yerini de öne çıkardı. 2231Be51 A735 496A 9E1E 0Acab8405117Genç Tasavvufçuları Destekleme ve Geliştirme Derneği, programın ardından sempozyumun düzenlenmesinde ve gerçekleştirilmesinde emeği geçenlere teşekkür etti.

Muhabir: Hüsnü Kazım özler