Bir yakınının sorununu çözmek, ihtiyacı olan birine destek olmak ya da karşılık beklemeden küçük bir yardımda bulunmak yalnızca yardım edilen kişiye değil, yardım edene de iyi gelebiliyor. Ancak iyilik yaparken sınırların ortadan kalkması, kişinin sürekli kendi zamanından ve ihtiyaçlarından vazgeçmesi farklı bir tablo ortaya çıkarabiliyor. Üsküdar Üniversitesi NPİSTANBUL Hastanesi Klinik Psikolog Seren Doğantekin, iyilik yapmanın psikolojik etkilerini değerlendirirken sağlıklı yardım davranışı ile kendini ihmal etme arasındaki sınıra dikkat çekti.
İyilik Yapan Kişi Neden Kendini İyi Hissediyor?
Seren Doğantekin'e göre bir başkasına yardım etmek kişide anlamlı ve faydalı olma hissini güçlendirebiliyor. Yardım davranışı aynı zamanda sosyal bağları, aidiyet ve yeterlilik duygularını da destekleyebiliyor. Bu nedenle küçük bir yardımın ardından dahi kişinin kendisini daha iyi hissetmesi şaşırtıcı değil. Burada yalnızca yardım edilen kişinin mutlu olduğunu görmek değil, başka bir insanın yaşamında olumlu bir etki oluşturduğunu hissetmek de önem taşıyor. Doğantekin, düzenli ve gönüllü yardım davranışlarının sosyal bağları ve yaşamın anlamlı olduğu düşüncesini destekleyebileceğini belirtiyor.
“İyilik Bulaşıcıdır” Sözünün Psikolojide Karşılığı Var
İyilik yapan kişinin davranışı başka insanları da etkileyebiliyor. Seren Doğantekin, psikolojide bunun “genelleştirilmiş karşılıklılık” kavramıyla açıklanabildiğini belirterek, iyilik gören bir kişinin aynı kişiye karşılık vermek yerine daha sonra başka bir insana yardım edebileceğini ifade etti. Deneysel araştırmaların da yardım gören kişilerin daha sonra başkalarına karşı daha cömert davranabildiğine işaret ettiğini aktaran Doğantekin, bunun her durumda otomatik gerçekleşen bir sonuç olmadığının da altını çizdi.
İyilik Ne Zaman Soruna Dönüşüyor?
Asıl dikkat edilmesi gereken noktalardan biri ise kişinin yardım ederken kendi ihtiyaçlarını sürekli geri plana atması. Seren Doğantekin, “Sağlıklı iyilik kişinin kendisini tamamen ortadan kaldırmasını gerektirmez” diyerek kişinin kendisine şu soruyu sormasının önemli olduğunu belirtti:
“Bunu gerçekten yapmak istediğim için mi yapıyorum, yoksa hayır dersem suçlu hissedeceğimden, reddedilmekten veya sevilmemekten korktuğum için mi?”
Kişinin sürekli kendi zamanından ve enerjisinden vazgeçmesi, “hayır” diyememesi veya başka insanların kendi başlarına çözebilecekleri sorunları sürekli üstlenmesi durumunda yardım etmek ile başkasının sorumluluğunu üstlenmek arasındaki sınır kaybolabiliyor.
İyilikte Sınır Koymak Bencillik Değildir
Seren Doğantekin'in özellikle üzerinde durduğu konulardan biri de gerektiğinde “hayır” diyebilmek.
Sınır koymanın bencillik olmadığını belirten Doğantekin, bunun kişinin hem kendisini hem de ilişkilerini korumasına yardımcı olduğunu ifade etti. Yardım ilişkilerindeki karşılık beklentisinin de sağlıklı sınırlar içinde tutulması gerekiyor. Bir kişinin sürekli destek vermesine rağmen hiçbir zaman destek görmemesi zaman içerisinde kullanılmış veya değersiz hissetmesine neden olabilir. Ancak yapılan her iyiliğin aynı ölçüde geri ödenmesini beklemek de ilişki üzerinde baskı oluşturabiliyor.
Doğantekin bunu iyiliğin “görünmez bir borç sözleşmesine” dönüşmesi olarak tanımlıyor.
Sürekli Başkalarının Sorunlarıyla İlgilenmek Bir İşaret Olabilir
Yardım etmenin her zaman yalnızca başkasına destek olma amacı taşımayabileceğine de dikkat çekiliyor. Bazı durumlarda sürekli başkalarının sorunlarıyla ilgilenmek, kişinin kendi duyguları veya problemleriyle yüzleşmesini ertelemesinin bir yolu haline gelebiliyor. Kişinin başkalarıyla ilgilenmediğinde yoğun suçluluk yaşaması veya kendi ihtiyaçlarına zaman ayırmakta sürekli zorlanması halinde bu davranış biçiminin değerlendirilmesinin yararlı olabileceği belirtiliyor.
Sağlıklı İyiliğin Ölçüsü Ne?
İyilik yapmak ile psikolojik iyi oluş arasındaki ilişkinin iki yönlü olduğunu belirten Doğantekin, kişi kendisini iyi hissettiğinde başkalarına yardım etmeye daha açık olabileceği gibi, yardım etmenin de olumlu duyguları ve sosyal bağlılık hissini artırabileceğini ifade etti. Ancak bunun etkisi kişinin motivasyonuna, yardımın biçimine ve koşullara göre değişebiliyor. Doğantekin sağlıklı iyiliğin sınırını ise şu ifadeyle özetledi:
“Kendimizi tüketmeden bir başkasının hayatına katkıda bulunabilmek. Bu nedenle yardım davranışında yalnızca “Bir başkasına faydam oluyor mu?” sorusu değil, “Bunu yaparken kendi ihtiyaçlarımı sürekli ihmal ediyor muyum? sorusu da önem taşıyor.” (Kaynak: iletisimofisi.com)





