Meme kanseri, kadınlarda en sık görülen kanser türleri arasında yer almaya devam ediyor. Memorial Ankara Hastanesi Genel Cerrahi Bölümü'nden Prof. Dr. Ramazan Yıldız, Ekim ayı Meme Kanseri Farkındalık Ayı kapsamında hastalığın belirtileri, erken tanı yöntemleri ve güncel tedavi seçenekleri hakkında bilgi verdi. Kadınlarda görülen kanserlerin yaklaşık dörtte birini meme kanserinin oluşturduğunu belirten Yıldız, erken teşhisin yanı sıra tümörün biyolojik özelliklerinin belirlenmesinin de tedavi sürecinde önemli rol oynadığını ifade etti.
Memede Ele Gelen Her Kitle Kanser Değil
Meme kanserinin en önemli belirtileri arasında memede veya koltuk altında ele gelen sertlik ve şişlik bulunuyor. Meme başında içe çekilme, şekil değişikliği, akıntı, ciltte kızarıklık, çökme ve portakal kabuğu görünümü de dikkat edilmesi gereken belirtiler arasında yer alıyor. Prof. Dr. Yıldız, memede fark edilen her kitlenin kanser anlamına gelmediğini belirterek fibroadenom ve kist gibi iyi huylu hastalıkların da benzer belirtiler gösterebildiğini aktardı. Ancak daha önce bulunmayan bir kitle, geçmeyen kızarıklık veya olağan dışı meme başı akıntısı fark edildiğinde gecikmeden sağlık kuruluşuna başvurulması gerekiyor.
Meme Kanseri Riskini Artıran Faktörler
Meme kanseri riskinde yaş, genetik yatkınlık ve hormonal faktörler etkili oluyor. Özellikle ailede meme kanseri öyküsü bulunması, BRCA1 ve BRCA2 genlerindeki bazı değişiklikler ve daha önce meme kanseri geçirilmiş olması risk değerlendirmesinde önem taşıyor. 12 yaşından önce adet görmeye başlamak, 55 yaşından sonra menopoza girmek, hiç doğum yapmamış olmak veya ilk doğumunu 35 yaşından sonra gerçekleştirmek de riskle ilişkili faktörler arasında bulunuyor. Menopoz sonrasında obezite, alkol kullanımı ve hareketsiz yaşam da meme kanseri riskini artırabilen etkenler arasında gösteriliyor.
Tedavi Tümörün Özelliklerine Göre Belirleniyor
Meme kanseri tanısı konulduktan sonra her hastaya aynı tedavi uygulanmıyor. Tümörün östrojen ve progesteron reseptörleri, HER2 durumu ve Ki-67 indeksi incelenerek hastalığın biyolojik özellikleri belirleniyor. Hastalığın evresi, lenf bezlerine veya diğer organlara yayılımı, hastanın yaşı ve genel sağlık durumu da değerlendirilerek kişiye özel tedavi planı hazırlanıyor. Bu değerlendirmeler sonucunda cerrahi, kemoterapi, hormon tedavileri, hedefe yönelik ilaçlar, immünoterapi ve radyoterapi yöntemlerinden biri veya birkaçı uygulanabiliyor.
Her Meme Kanseri Hastasında Memenin Tamamı Alınmıyor
Prof. Dr. Ramazan Yıldız'ın dikkat çektiği konulardan biri de meme kanseri ameliyatları oldu. Günümüzde her hastada memenin tamamının alınması gerekmiyor. Tümörün boyutu ve bulunduğu bölge uygun olduğunda yalnızca kanserli doku ile çevresindeki güvenli cerrahi sınır çıkarılarak meme koruyucu ameliyat yapılabiliyor. Özellikle erken evrede teşhis edilen hastaların önemli bir bölümünde meme koruyucu cerrahi uygulanabiliyor. Uygun hastalarda meme koruyucu cerrahi ve memenin tamamının alınması arasında uzun dönem sağkalım açısından benzer sonuçlar elde edilebiliyor. Meme koruyucu cerrahinin ardından hastalığın özelliklerine göre radyoterapi de tedaviye eklenebiliyor.
Erken Tanı Tedavide Büyük Önem Taşıyor
Meme kanserinin teşhisinde mamografi, ultrasonografi, MR ve gerekli durumlarda biyopsi yöntemlerinden yararlanılıyor. Mamografi sayesinde bazı tümörler henüz belirti vermeden tespit edilebiliyor. Şüpheli bulguların değerlendirilmesinde ise hastanın yaşı, meme dokusunun özellikleri ve şikayetleri dikkate alınıyor. Prof. Dr. Yıldız, kadınların meme sağlıkları konusunda bilinçli olmalarının, yeni ortaya çıkan değişiklikleri önemsemelerinin ve yaşlarına uygun tarama programlarını takip etmelerinin erken tanı açısından büyük önem taşıdığını belirtti. (Kaynak: memorial.com.tr)





