Günlük yaşamda sık karşılaşılan göz yanması, batma ve sulanma şikâyetleri, göz kuruluğunun habercisi olabiliyor. Özellikle uzun süre bilgisayar başında çalışanlar, telefon kullananlar ve klimalı ortamlarda bulunan kişilerde gözyaşı tabakasının bozulmasına bağlı yakınmalar görülebiliyor. Gözyaşının yeterli miktarda üretilememesi veya göz yüzeyinden hızlı buharlaşması sonucu ortaya çıkan bu durum, zamanla okuma, araç kullanma ve ekran karşısında çalışma gibi günlük faaliyetleri zorlaştırabiliyor.
Göz Kuruluğunun Belirtileri Neler?
Göz kuruluğu her kişide aynı belirtilerle ortaya çıkmayabiliyor. En sık görülen şikâyetler arasında gözlerde yanma, batma, kaşıntı, kızarıklık ve kum kaçmış hissi bulunuyor. Bazı kişilerde ışığa karşı hassasiyet, göz yorgunluğu, bulanık görme ve kontakt lens kullanırken rahatsızlık da yaşanabiliyor. Göz kuruluğunun en fazla gözden kaçan belirtilerinden biri ise aşırı sulanma. Göz yüzeyindeki kuruluk ve tahriş, refleks olarak gözyaşı üretimini artırabiliyor. Bu nedenle gözlerin sürekli sulanması, göz kuruluğu bulunmadığı anlamına gelmiyor.
Telefon ve Bilgisayar Kullanımı Göz Kuruluğunu Artırabiliyor
Uzun süre ekrana odaklanmak, göz kırpma sıklığını azaltarak gözyaşının daha hızlı buharlaşmasına neden olabiliyor. Özellikle masa başında çalışanlar ve günün büyük bölümünü telefon karşısında geçiren kişilerde şikâyetler artabiliyor. Klima, kalorifer, rüzgâr, sigara dumanı ve düşük nemli ortamlar da göz yüzeyindeki kuruluğu artıran etkenler arasında yer alıyor. İleri yaş, hormonal değişiklikler, kontakt lens kullanımı ve bazı ilaçlar da göz kuruluğu riskini yükseltebiliyor. Bunun yanında Sjögren sendromu ve romatoid artrit gibi bağışıklık sistemi hastalıkları da gözyaşı üretimini etkileyebiliyor.
Göz Kuruluğuna Ne İyi Gelir?
Göz kuruluğunun tedavisi, hastalığın nedenine ve şiddetine göre değişiyor. Hafif ve orta düzey vakalarda göz hekimi tarafından önerilen suni gözyaşı damlaları, göz yüzeyini nemlendirerek yanma ve batma şikâyetlerini azaltabiliyor. Göz kapağı bezlerinde sorun bulunan kişilerde ise uygun şekilde uygulanan ılık kompres ve göz kapağı temizliği fayda sağlayabiliyor. Daha ileri vakalarda reçeteli ilaçlar veya farklı tedavi yöntemleri gerekebiliyor.
Günlük yaşamda ekran karşısında düzenli mola vermek, bilinçli şekilde göz kırpmak, klima havasını doğrudan yüze yöneltmemek ve ortamın nem dengesini korumak da şikâyetlerin azalmasına yardımcı olabiliyor. Ekran kullananlar için önerilen 20-20-20 kuralı kapsamında her 20 dakikada bir, yaklaşık 20 saniye boyunca uzağa bakmak göz yorgunluğunu azaltabiliyor. (Kaynak: Medicana.com.tr)





