Dijital ekranlar artık çocukların ve ergenlerin yalnızca eğlence araçları değil; eğitimden iletişime, bilgiye erişimden sosyal yaşama kadar günlük hayatlarının önemli bir parçası haline geldi. Ancak ekran karşısında geçirilen zaman arttıkça ebeveynlerin “Ne kadar ekran süresi normal?” ve “Çocuğuma nasıl sınır koymalıyım?” soruları da daha fazla gündeme geliyor. Klinik Psikolog Simay Tarhan’a göre burada temel hedef, ekranları çocuğun hayatından tamamen çıkarmak değil. Önemli olan çocuğun yaşına ve gelişim düzeyine uygun, kontrollü ve dengeli bir dijital kullanım alışkanlığı edinmesi.

Sadece Kaç Saat Baktığına Değil, Ne Yaptığına da Bakılmalı

Çocukların dijital dünyayla ilişkisini değerlendirirken yalnızca ekran başında geçirilen sürenin dikkate alınması yeterli olmayabiliyor. Ekranın hangi amaçla kullanıldığı ve çocuğun karşılaştığı içeriklerin niteliği de önem taşıyor. Tarhan, eğitici içerikler, üretken dijital faaliyetler veya ebeveyn eşliğinde gerçekleştirilen ekran kullanımı ile uzun süre kontrolsüz şekilde sosyal medyada zaman geçirmenin aynı şekilde değerlendirilmemesi gerektiğine işaret ediyor. Bu nedenle ebeveynlerin çocuklarının yalnızca “kaç saat” ekran kullandığını değil, ekran karşısında ne yaptığını ve izlediği içeriklerin yaşına uygun olup olmadığını da takip etmesi önem taşıyor.

Ekran Bunların Önüne Geçiyorsa Dikkat

Çocukluk ve ergenlik döneminde sağlıklı gelişimin yalnızca akademik faaliyetlerden oluşmadığını hatırlatan Tarhan; oyun, hareket, arkadaşlarla iletişim, aileyle geçirilen zaman, kitap okuma ve yeterli uykunun gelişimin önemli parçaları olduğunu belirtiyor. Ekran kullanımı bu ihtiyaçların önüne geçmeye başladığında ise ailelerin durumu daha yakından değerlendirmesi gerekiyor. Özellikle ekran nedeniyle uyku saatlerinin değişmesi, fiziksel hareketin azalması, arkadaş ilişkilerinden uzaklaşılması veya günlük sorumlulukların aksatılması dikkate alınması gereken işaretler arasında gösteriliyor.

Anne ve Babanın Ekran Kullanımı da Önemli

Çocuklara ekran konusunda sınır koyarken ebeveynlerin kendi davranışları da belirleyici oluyor. Çocukların yetişkinlerin söylediklerinden çok günlük yaşam içerisindeki davranışlarını model alabildiğine dikkat çeken Tarhan, kuralların aile genelinde uygulanmasının daha sürdürülebilir sonuçlar sağlayabileceğini belirtiyor. Yemek masasında telefon kullanılmaması, uyku saatinden önce ekranların bırakılması ve aile içerisinde ortak kurallar oluşturulması uygulanabilecek yöntemler arasında yer alıyor. Ailece belirli zaman dilimlerini “ekransız zaman” olarak geçirmek de çocukların ekran dışındaki etkinliklere yönelmesini kolaylaştırabilecek seçeneklerden biri olarak öne çıkıyor.

Ekran Elinden Alındığında Yoğun Öfke Yaşıyorsa…

Ekran kullanımının çocuğun günlük yaşamını belirgin biçimde etkilemeye başlaması ise dikkat edilmesi gereken önemli bir nokta. Tarhan, ekran kullanımının uyku düzenini bozması, fiziksel aktiviteyi azaltması, arkadaşlık ilişkilerinin yerini almaya başlaması veya günlük sorumlulukların aksamasına neden olması durumunda sürecin yakından değerlendirilmesinin uygun olabileceğini ifade ediyor. Ekran sınırlandırıldığında yoğun öfke ve huzursuzluk ortaya çıkması ya da çocuğun günlük işlevselliğinde belirgin bozulmalar görülmesi de ailelerin göz ardı etmemesi gereken belirtiler arasında bulunuyor.

Amaç Telefonu ve Tableti Tamamen Yasaklamak Değil

Dijital dünyanın çocukların hayatından tamamen çıkarılmasının günümüz koşullarında gerçekçi bir yaklaşım olmadığını belirten Klinik Psikolog Simay Tarhan, asıl önemli noktanın ekran ile gerçek yaşam arasında sağlıklı bir denge kurulması olduğuna dikkat çekiyor. Çocukların yalnızca daha az ekran süresine değil; oyun oynayabilecekleri, keşfedebilecekleri, arkadaşları ve aileleriyle ilişki kurabilecekleri ve kendilerini güvende hissedebilecekleri zengin yaşam deneyimlerine de ihtiyaç duyduğunu vurgulayan Tarhan, sağlıklı sınırların bu bütünlük içerisinde oluşturulması gerektiğini belirtiyor. (Kaynak: Doktortakvimi)

Muhabir: Haber Merkezi