(ÖZEL HABER) - Uşak’ın tarihini görmek için yalnızca müzelere veya büyük anıtsal yapılara bakmak gerekmiyor. Bir sokak köşesinde, yol seviyesinin altında kalan bir cephede ya da eski bir mahallenin içinde de bu geçmişle karşılaşmak mümkün. Kentin tarihi çeşmeleri, günlük hayatın arasına karışmış bu mirasın parçalarını oluşturuyor.

Şehir merkezindeki çeşmeler üzerine 2015 yılında yürütülen araştırmanın ilk aşamasında 33 yapı tespit edildi. Bu sayı, o dönemde incelenen kent merkeziyle sınırlı olsa da Uşak’ın su mimarisinin birkaç tanınmış çeşmeden ibaret olmadığını gösteriyor. Yapıların kemerleri, yalakları, taş yüzeyleri ve kitabeleri, ayrı ayrı okunmayı bekleyen bir geçmiş barındırıyor.

Işık Mahallesi’nde, Tirit Sokak ile Gediz Uluyolu kavşağındaki Ali Ağa Çeşmesi, bu geçmişin dikkat çekici örneklerinden biri. Çeşmenin tarihinde önemli bir ayrıntı bulunuyor: Kitabesindeki 1787–1788 tarihi, yapının ilk inşa edildiği yılı kesin olarak göstermiyor; geçirdiği onarımı belgeliyor. Dolayısıyla çeşmenin hikayesi, yaklaşık 240 yıl önce gerçekleştirilen bu müdahaleden daha eskiye uzanıyor olabilir.

AliağaAli Ağa Çeşmesi’nin cephesinde yan yana iki yuvarlak kemerli niş ve bunların altında yalaklar bulunuyor. Yivli sütunlar, kesme taş başlıklar ve mermer ayna taşları, yapıya sıradan bir su noktasının ötesinde mimari bir görünüm kazandırıyor. Envanterde yol seviyesinin altında kaldığı belirtilen çeşme, 24 Haziran 1983 tarihli kararla tescil edilmiş durumda.

Çeşmenin sekiz satırlık mermer kitabesi ise yalnızca bir tarih kaydı değil. Onarımda Kamer Mahallesi halkının gayretinden söz edilmesi, yapının geçmişinde mahalle dayanışmasının da bulunduğunu ortaya koyuyor. Taşa işlenen bu bilgi, çeşmenin bakımının ve yaşatılmasının bir dönem ortak sorumluluk olarak görüldüğünü anlatıyor.

Cimcim-1Uşak’ın tanınan çeşmelerinden Cimcim ise iki cepheli düzeni ve bezemeleriyle farklılaşıyor. Köşeye yerleşen yapının iki yüzünde de kitabe bulunması, çeşmenin birden fazla yönden kullanılabilen mimari düzenini tamamlıyor. Bitkisel süslemeleri ve taş işçiliği, yapıyı yalnızca su ihtiyacını karşılayan bir unsur olmaktan çıkarıp sokak içinde dikkat çeken bir esere dönüştürüyor.

Cimcim Çeşmesi’nin tarihlendirmesinde ise farklı bilgilerle karşılaşılıyor. Tanıtım kayıtlarında 1896 yılı verilirken, akademik çalışmalarda 1898–1899 tarihleri de kullanılıyor. Kesin yıl konusunda farklılık bulunsa da çeşmenin 19. yüzyılın sonlarına uzanan geçmişi ortak noktayı oluşturuyor. Yapıyı kimin yaptırdığına ilişkin kesin bir isim de bulunmuyor.

Ünalan Mahallesi’ndeki Deveci Çeşmesi de şehrin su yapıları arasında yer alıyor. Tarlabaşı Sokak’ta bulunan çeşme, tek cepheli gövdesi ve sivri kemerli nişiyle tanımlanıyor. Yapının 2015 yılındaki incelemesinde kitabe panosunun boş olduğu kaydedilmiş. Bir çeşmenin tarihini anlatan yazılı bölümün bulunmaması, yapının geçmişine ilişkin bazı soruları da cevapsız bırakıyor.

ÇeşmeKöme Mahallesi’nde, Savak Sokak ile I. Yurt Sokak’ın kesiştiği köşede bulunan Savak Çeşmesi ise başka bir mimari ayrıntı taşıyor. Sivri kemerin iki yanında, daha önce başka bir yapıda kullanılmış mermer parçalar bulunuyor. Bu tür malzemeler, çeşmelerin yalnızca kendi yapıldıkları dönemin değil, bünyelerine katılan daha eski taşların da izlerini taşıyabildiğini gösteriyor. Kesme taş gövde ve kiremit örtülü ahşap çatı, yapının tanımlanan diğer özellikleri arasında yer alıyor.

OrtaköyUşak’ın çeşmelerine ilişkin geçmiş incelemelerde yol seviyelerinin yükselmesi, taş yüzeylerin kirlenmesi, uygun olmayan eklemeler ve kitabelerin korunması gibi sorunlara dikkat çekiliyor. Ancak bu tespitler, yapıldıkları dönemin durumunu yansıtıyor. Çeşmelerin çoğunluğu halen su vermeye devam ediyor.

Ali Ağa’nın kitabesindeki mahalle dayanışması, Cimcim’in bezemeleri, Deveci’nin boş kitabe panosu ve Savak’ın yeniden kullanılan mermerleri… Her biri Uşak’ın geçmişine başka bir kapı açıyor. Bu çeşmelerin hikayesi, adlarını hatırlamanın yanında taşlarına, yazılarına ve geçirdikleri değişimlere de bakmayı gerektiriyor.

Muhabir: YAVUZ KUŞDEMİR