Uşak'ın eski mahallelerinde bugün hala ayakta duran bazı yapılar, şehrin üç asır önceki hayatına ilişkin önemli ipuçları taşıyor. Bunlardan biri de İslice Mahallesi'nde, eski Tuz Pazarı çevresinde bulunan ve halk arasında Kareler Camii olarak da bilinen Karaali Camii. Uşaklı araştırmacı ve belgeselci Alp Arslan Dur, bu tarihi yapının geçmişini incelerken karşılaşılan belgelerin, Kara Ali Ağa'nın şehir hayatındaki yerini anlamak açısından dikkat çekici bilgiler sunduğunu ifade etti.
Kara Ali Ağa'nın yalnızca bir cami yaptıran kişi olarak hatırlanmasının tarihi rolünü tam olarak yansıtmadığını belirten Alp Arslan Dur, Osmanlı dönemine ait hukukî kayıtlar, vakıf belgeleri ve eğitim kurumlarına ilişkin bilgilerin birlikte değerlendirilmesi gerektiğini söyledi. Dur'a göre bu belgeler, Uşak'ın 1700'lü yıllardaki sosyal ve ekonomik yapısını anlamak için önemli bir başlangıç noktası oluşturuyor.
Alp Arslan Dur'un dikkat çektiği en eski kayıt, 17 Haziran 1721 tarihine uzanıyor. Hacı Osman Efendi tarafından kaydedilen bir boşanma işleminde şahitler arasında “Kara Ali ve kardeşi Mehmed” isimlerinin yer aldığını anlatan Dur, bu belgenin Kara Ali'nin o tarihlerde Uşak'ta yaşadığını ve hukukî bir işlemde şahit olarak bulunduğunu gösterdiğini belirtti. Ancak Dur, söz konusu kaydın tek başına kişinin sonraki bütün faaliyetlerini ortaya koymadığını, diğer belgelerle birlikte değerlendirilmesi gerektiğini vurguladı.
Araştırmacı ve belgeselci Alp Arslan Dur, Kara Ali Ağa'nın hayatındaki en dikkat çekici ayrıntılardan birinin voyvodalık meselesi olduğunu ifade etti. 1756 ve 1757 yıllarına ait belgelerde “Uşak Voyvodası Ali Ağa” adına rastlandığını belirten Dur, tarihçi Prof. Dr. Murat Öntuğ'un bu kişiyle Kara Ali Ağa'nın aynı şahıs olduğu yönünde değerlendirme yaptığını aktardı. Dur, bu bağlantının doğrudan bir kimlik kaydından değil, farklı belgelerdeki yer, tarih ve yapı bilgilerinin karşılaştırılmasından çıkarıldığının özellikle bilinmesi gerektiğini söyledi.
Voyvodalık unvanının Osmanlı taşra yönetiminde önemli bir yere sahip olduğunu anlatan Alp Arslan Dur, bu görevin özellikle mali ve idari sorumluluklarla ilişkili olduğunu dile getirdi. Dur, “Uşak Voyvodası Ali Ağa ile Kara Ali Ağa'nın aynı kişi olduğu yönündeki tarihi değerlendirme kabul edildiğinde, karşımıza yalnızca hayır eserleri yaptıran bir isim değil, şehrin yönetim ve ekonomik hayatıyla da ilişkili bir şahsiyet çıkıyor” değerlendirmesinde bulundu.
Alp Arslan Dur'un üzerinde durduğu bir başka belge ise 26 Eylül 1756 tarihli kadı arzı oldu. Dur'un aktardığına göre Uşak Voyvodası Ali Ağa, İslice Mahallesi'nde yaptırdığı camide cuma namazının ardından vaaz verilmesi için Şeyh Abdullah'ın görevlendirilmesini istedi. Uşak Kadısı İbrahim'in arzının ardından görevlendirmenin 15 Mart 1757 tarihinde gerçekleştiği kayıtlara yansıdı. Dur, bu ayrıntının dönemin Uşak'ında camilerin yalnızca ibadet edilen yerler olmadığını, dinî bilgilendirme faaliyetlerinin de yürütüldüğü merkezler olduğunu gösterdiğini belirtti.
Bugün Karaali veya Kareler Camii adıyla bilinen yapının geçmişinin de dikkatle incelenmesi gerektiğini söyleyen Alp Arslan Dur, caminin inşa tarihine ilişkin farklı değerlendirmeler bulunduğunu hatırlattı. Yapıda Hicri 975, yani Miladi 1567–1568 tarihine karşılık gelen bir kitabenin bulunduğunu belirten Dur, mevcut mimari özelliklerle kitabenin tarihinin doğrudan aynı döneme ait kabul edilmemesi gerektiğini ifade etti. Minarenin daha eski bir yapıdan kalmış olabileceği ve caminin sonraki yüzyıllarda önemli onarımlar geçirmiş olabileceği yönündeki görüşlere dikkat çekti.
Alp Arslan Dur, Kara Ali Ağa'nın camiyle ilişkisinin XVIII. yüzyıl kayıtlarında daha belirgin biçimde ortaya çıktığını anlattı. Prof. Dr. Murat Öntuğ'un çalışmalarında Kara Ali Ağa'nın Tuz Pazarı çevresinde önce bir mescit yaptırdığı, daha sonra minber eklenmesiyle yapının camiye dönüştürüldüğü bilgisinin bulunduğunu aktaran Dur, yapının tarihi kayıtlarda Tuz Pazarı Mescidi ve Kara Ali Ağa Camii adlarıyla anıldığını belirtti.
Araştırmacı ve belgeselci Alp Arslan Dur'a göre Kara Ali Ağa'yı Uşak tarihinde önemli kılan asıl ayrıntılardan biri, ibadet yapısının hemen yanında eğitim faaliyetlerine de yer vermesiydi. İslice Mahallesi'ndeki caminin yanında bir muallimhane bulunduğunu belirten Dur, Osmanlı döneminde bu tür kurumların çocukların temel eğitiminde önemli rol oynadığını ifade etti. Dur, cami ve muallimhanenin aynı çevrede bulunmasının, dönemin mahalle hayatında ibadet ve eğitimin nasıl iç içe geçtiğini göstermesi bakımından dikkat çekici olduğunu söyledi.
Alp Arslan Dur, 28 Ocak 1770 tarihli bir mecmua kaydının bu konuda oldukça önemli bilgiler içerdiğini belirtti. Belgede “merhum Kara Ali Ağa tarafından yaptırılan Tuz Pazarı Camisi” ifadesinin geçtiğini anlatan Dur, caminin imamı Hacı Abbas Efendi'ye 15 kuruş bağış yapıldığını, aynı miktarda bir bağışın da muallimhane için ayrıldığını aktardı. Dur, bu paraların teslim edildiği kişilerin de kayıtlarda belirtilmesinin, cami ile eğitim kurumunun o dönemde faaliyet gösterdiğine ilişkin somut bir bilgi sunduğunu vurguladı.
Kara Ali Ağa'nın eğitim alanındaki faaliyetlerinin yalnızca Tuz Pazarı çevresiyle sınırlı olmayabileceğini söyleyen Alp Arslan Dur, tarihi araştırmalarda Uşak'ın yanı sıra Ulubey'de de onun adıyla ilişkilendirilen bir medreseden söz edildiğini belirtti. Dur, bu bilginin Kara Ali Ağa'nın etkisinin şehir merkezinin dışına uzanmış olabileceğini düşündürdüğünü, ancak medresenin yeri, mimarisi ve günümüze ulaşan izlerinin ayrıca araştırılması gerektiğini ifade etti.
Alp Arslan Dur'un dikkat çektiği konulardan biri de Kara Ali Ağa'nın vakıf faaliyetleri oldu. Osmanlı şehirlerinde vakıfların cami, okul, çeşme ve benzeri hizmetlerin devamını sağlamak amacıyla önemli bir işlev üstlendiğini anlatan Dur, Kara Ali Ağa adına kurulan vakıfla ilgili kayıtların da bulunduğunu söyledi. Burma Camii imamları için ayrılan gelirler arasında Kara Ali Ağa Vakfı'ndan 6 kuruş 20 para aktarılmasının yer aldığını belirten Dur, bu kaydın vakfın başka dinî hizmetlere de katkı sunduğunu gösterdiğini ifade etti.
Uşaklı araştırmacı ve belgeselci Alp Arslan Dur, Kara Ali Ağa'nın şehirdeki izlerinin yalnızca cami, muallimhane ve medreseyle sınırlı kalmadığını belirtti. Tarihi çalışmalarda çeşmelerin ve köprülerin onarımı için de katkılarda bulunduğuna ilişkin bilgilerin yer aldığını anlatan Dur, bu faaliyetlerin dönemin şehir hayatında suya erişim ve ulaşım gibi ihtiyaçlarla doğrudan bağlantılı olduğunu söyledi. Dur'a göre bu yönüyle Kara Ali Ağa'nın mirası, dinî yapılardan günlük yaşamı ilgilendiren hizmetlere kadar uzanıyor.
Kara Ali Ağa'nın ölüm tarihinin kesin olarak bilinmediğine dikkat çeken Alp Arslan Dur, 1770 tarihli kaydın bu konuda önemli bir sınır oluşturduğunu ifade etti. Söz konusu belgede Kara Ali Ağa'dan “merhum” olarak bahsedildiğini hatırlatan Dur, bu nedenle ölümünün 28 Ocak 1770 tarihinden önce gerçekleştiğinin söylenebileceğini, ancak mevcut bilgilerle kesin bir ölüm yılı verilmesinin doğru olmayacağını belirtti.
Alp Arslan Dur, Uşak'ın tarihi şahsiyetlerinin araştırılmasında yerel anlatılarla yazılı belgelerin birlikte değerlendirilmesi gerektiğini de vurguladı. Haşim Tümer'in Uşak tarihine ilişkin çalışmalarında Kareler Camii'nin Kara Ali adlı bir kişi tarafından yaptırıldığı yönündeki bilgilerin bulunduğunu belirten Dur, bu tür aktarımların arşiv kayıtlarıyla karşılaştırılmasının şehir tarihine ilişkin daha sağlam sonuçlar ortaya koyabileceğini ifade etti.
Araştırmacı ve belgeselci Alp Arslan Dur, Kara Ali Ağa'nın hikayesinin bugünün Uşaklıları için de önemli olduğunu belirtti. Günümüzde bir caminin adı olarak bilinen tarihi şahsiyetin arkasında, şehir yönetimiyle ilişkilendirilen görevler, eğitim kurumları, vakıf gelirleri ve kamusal hizmetler bulunduğunu anlatan Dur, eski mahallelerdeki yapıların geçmişini araştırmanın şehrin sosyal hafızasını anlamaya katkı sağladığını dile getirdi.
Alp Arslan Dur'a göre Kara Ali Ağa hakkında ortaya çıkan bilgiler, Uşak'ın XVIII. yüzyıldaki şehir hayatını anlamak açısından yeni araştırma sorularını da beraberinde getiriyor. Kara Ali Ağa Muallimhanesi'nin tam olarak nerede bulunduğu, Ulubey'deki medresenin izlerinin günümüze ulaşıp ulaşmadığı, vakıf gelirlerinin hangi taşınmazlardan sağlandığı ve çeşme ile köprü onarımlarının hangi noktalarda gerçekleştirildiği, ayrıntılı araştırılmayı bekleyen konular arasında yer alıyor.
Uşaklı araştırmacı ve belgeselci Alp Arslan Dur, Kara Ali Ağa'nın mirasının yalnızca bugün ayakta duran Karaali Camii üzerinden değerlendirilmemesi gerektiğini belirterek, arşivlerdeki küçük ayrıntıların bir araya getirildiğinde şehrin geçmişine ilişkin çok daha geniş bir tablo oluşturduğunu ifade etti. Dur'un değerlendirmelerine göre Kara Ali Ağa'nın hikayesi, Uşak'ta bir kişinin adının nasıl cami, eğitim, vakıf ve şehir hizmetleriyle birlikte anılabildiğini gösteren önemli örneklerden biri olarak öne çıkıyor.





