Mustafa Kemal Paşa Uşak’ta bu yapıyı karargah olarak kullandı; esir alınan Yunan komutanı General Nikolaos Trikopis burada karşılandı. Üstelik Yunanistan’daki dijital arşivlerde de 1921 ve 1922 yıllarının Uşak’ına ait askeri fotoğraflar bugün hala korunuyor. Uşaklıların her gün önünden geçtiği, belki de hikâyesini bilmeden yanından ayrıldığı yapılardan biri bugün Atatürk ve Etnografya Müzesi olarak hizmet veriyor.

Bozkurt Mahallesi Hisarkapı Uluyolu’ndaki tarihi yapının geçmişi 1890’lı yıllara kadar uzanıyor. Konak, Uşak’ın ileri gelen ailelerinden Kaftancızadeler ailesine aitti. Ancak binayı sıradan bir tarihi konaktan ayıran olaylar bundan yaklaşık 30 yıl sonra yaşandı. 30 Ağustos Başkomutanlık Meydan Muharebesi’nin ardından Türk ordusunun ilerleyişi sürerken Mustafa Kemal Paşa da cepheyi yakından takip ediyordu.

Mustafa Kemal Paşa, 2 Eylül 1922’de İsmet Paşa, Batı Cephesi Kurmay Başkanı Asım Gündüz Paşa ve Ordu Komutanı Nurettin Paşa ile birlikte Dumlupınar’dan Uşak’a geldi. Aynı gün Başkomutanlık, Genelkurmay Başkanlığı ve Batı Cephesi Komutanlığı karargâhları da Dumlupınar’dan Uşak’a taşındı.

Bugün müze olarak ziyaret edilen Kaftancızadeler Konağı da bu tarihi günlerde kullanılan önemli yapılardan biri oldu.

Müze (2)-3Trikopis Uşak Yakınlarında Esir Düştü

Aynı saatlerde Uşak çevresinde savaşın sonucunu simgeleyen önemli gelişmelerden biri yaşanıyordu.

Dumlupınar’daki yenilginin ardından geri çekilen Yunan birliklerinin bir bölümü Murat Dağları üzerinden Uşak yönüne ilerledi. Yaklaşık 4 bin kişilik grubun içerisinde General Nikolaos Trikopis ile çok sayıda Yunan subayı da bulunuyordu. Türk kuvvetlerinin takibi altındaki birlikler 2 Eylül gecesi Uşak civarında teslim oldu. Tarihi kayıtlarda esirler arasında 300’ü aşkın subayın bulunduğu aktarılıyor.

Trikopis ve karargâhının Uşak’ın Göğem Köyü civarında Türk birlikleri tarafından esir edildiği bilgisi de döneme ilişkin çalışmalarda yer alıyor. Trikopis’in teslim olmaya karar verdiğini bildiren bir Yunan subayının Türk birliklerine ulaşmasının ardından teslim işlemleri gerçekleştirildi. Esir generaller ve beraberindekiler daha sonra Türk komuta kademesinin bulunduğu bölgeye götürüldü.

Müze (4)Tarihi Konağın Kapısı Bu Kez Trikopis İçin Açıldı

Trikopis ve beraberindeki Yunan komutanların Mustafa Kemal Paşa’nın bulunduğu karargâha getirilmesiyle bugün Uşak Atatürk ve Etnografya Müzesi olarak kullanılan yapı tarihin dikkat çekici buluşmalarından birine sahne oldu. Mustafa Kemal Paşa burada Trikopis ve beraberindeki komutanlarla görüştü. Tarihi anlatımlarda esir komutanlara kötü muamelede bulunulmadığı, Mustafa Kemal Paşa’nın Trikopis’i teselli ettiği ve ailesine sağlık durumunu bildirmesine imkan tanındığı aktarılıyor. İsmet İnönü’nün hatıralarında da Mustafa Kemal Paşa’nın Trikopis’i oturmaya davet ettiği, sigara ve kahve ikram ettirdiği anlatılıyor.

Müze (3)-2Trikopis Başkomutan Olduğunu Uşak’ta Öğrendi

Uşak’taki görüşmenin belki de en şaşırtıcı ayrıntısı Trikopis’in kendi göreviyle ilgiliydi. Nikolaos Trikopis, Yunan Orduları Başkomutanlığına getirildiğini 3 Eylül 1922’de Uşak’ta Mustafa Kemal Paşa’dan öğrendi. Trikopis’in diğer Yunan birlikleriyle iletişiminin kesilmiş olması nedeniyle başkomutanlığa atandığından haberdar olmadığı ve bu bilgiyi esir düştükten sonra öğrendiği aktarılıyor. Ortaya oldukça sıra dışı bir tarihi tablo çıkmıştı: Bir ordunun komutanı, başkomutanlığa getirildiğini esir düştüğü karşı tarafın başkomutanından öğreniyordu.

Müze (5)

Trikopis’in Kılıcı Nerede Teslim Alındı?

Uşak’ta yıllardır anlatılan hikayede zaman zaman birbirine karıştırılan önemli bir ayrıntı bulunuyor.

Trikopis’in silah ve kılıcının İsmet Paşa, Halit Akmansu ve Asım Gündüz tarafından teslim alındığı belirtilirken, Mustafa Kemal Paşa’nın Trikopis’i bugün müze olarak kullanılan binada karşıladığı aktarılıyor. Bu nedenle tarihi yapıyı “Trikopis’in esir alındığı bina” olarak tanımlamak yerine, “Trikopis’in esir alınmasının ardından Mustafa Kemal Paşa’nın huzuruna çıkarıldığı ve tarihi görüşmenin gerçekleştiği bina” şeklinde anlatmak daha doğru. Trikopis’in esir alınması Uşak çevresinde gerçekleşti.

Fevzi Çakmak’ın Mareşallik Apoletinde Uşak Ayrıntısı

Binanın hikayesi yalnızca Mustafa Kemal Paşa ve Trikopis görüşmesinden ibaret değil. Döneme ilişkin kayıtlarda Genelkurmay Başkanı Fevzi Çakmak Paşa’nın, Kaftancılar evinin gelini Pakize Hanım tarafından işlenen mareşallik apoletini ilk kez burada taktığı bilgisi de yer alıyor. Bu ayrıntı, konağın Büyük Taarruz’un son günlerinde Türk ordusunun üst komuta kademesi açısından taşıdığı önemi gösteren başka bir tarihi iz olarak dikkat çekiyor.

Müze (1)-4Uşak Semalarında da Tarih Yazılıyordu

1922’nin o günlerinde Uşak’ta yaşanan hareketlilik yalnızca karada değildi. 1 Eylül 1922’de Türk hava unsurları Uşak ve çevresinde keşif faaliyetleri gerçekleştirdi. Düşman birliklerinin takibinin sürdürülmesi amacıyla bir uçak müfrezesinin Uşak’a intikal ettirilmesine karar verildi. 4 Eylül’de üç av ve beş keşif uçağı Uşak Meydanı’na indi. Yer destek malzemelerinin henüz Uşak’a ulaşmaması nedeniyle 6 ve 7 Eylül’de ise uçuş gerçekleştirilemedi. Böylece Uşak, Büyük Taarruz’un son aşamalarında kara birliklerinin yanı sıra hava unsurlarının faaliyetleri açısından da önemli noktalardan biri haline geldi.

Yunanistan Arşivlerinde 1921 ve 1922 Uşak’ı

Hikayenin Uşak açısından çok daha az bilinen tarafı ise bugün Yunanistan’daki dijital arşivlerde karşımıza çıkıyor. Yunan arşivlerinde “Ousak” adıyla kayıt altına alınmış Uşak’a ait tarihi fotoğraflar bulunuyor. Bu görüntüler, şehrin işgal yıllarındaki durumuna farklı bir taraftan bakılmasını sağlıyor.

Arşiv kayıtlarından birinde 1921 yılında Uşak’taki Birinci Kolordu Karargâhı görülüyor. Fotoğrafın yer bilgisi doğrudan Uşak olarak kayıt altına alınmış durumda.

Bir başka fotoğraf ise 21 Mayıs 1922 tarihini taşıyor ve “Uşak’taki Tümen Karargahı” olarak tanımlanıyor. Bugün günlük hayatın sürdüğü Uşak’ın sokakları ve çevresindeki yapılar, bundan yaklaşık 105 yıl önce Yunan askeri kayıtlarına da fotoğraflarla girmişti. Bu görüntüler Uşak’ın Milli Mücadele yıllarındaki hikâyesinin yalnızca Türkiye’deki belgelerde değil, Yunanistan’da korunan arşivlerde de izlerinin bulunduğunu ortaya koyuyor.

Konak 1978’de Müzeye Dönüştürüldü

Savaşın üzerinden yarım asırdan fazla zaman geçtikten sonra tarihi yapının müzeye dönüştürülmesi için çalışma yapıldı. Konak, 1 Eylül 1978 tarihinde Atatürk ve Etnografya Müzesi olarak ziyarete açıldı.

İki katlı ahşap yapının alt katı Uşak’ın yerel kültürüne ayrıldı. Burada yöresel etnografik eserler, tarihi Uşak halıları ve Eşme kilimleri, eski silahlar, giysiler ve farklı dönemlere ait eşyalar sergileniyor.

Üst kat ise Atatürk Müzesi olarak düzenlendi.

Müze (6)Atatürk’ün Kaldığı Oda da Korunuyor

Müzenin üst katına çıkan ziyaretçiler, 1922’nin o günlerine ilişkin izlerle karşılaşıyor. Burada Mustafa Kemal Paşa’nın Uşak’ta bulunduğu dönemde kullandığı çalışma odası ve yatak odası ile Kurtuluş Savaşı sırasında önemli konuların görüşüldüğü toplantı odası bulunuyor. Odalarda Atatürk’e ait çeşitli eşya ve giysiler de sergileniyor. Mustafa Kemal Paşa’nın 2-4 Eylül 1922 tarihleri arasında Uşak’ta bulunduğu, konağın üst katındaki geniş odanın da bu süre içerisinde yatak odası olarak kullanıldığı belirtiliyor.

Her Gün Önünden Geçtiğimiz Binada Bir Tarih Saklı

Bugün Uşak’ın merkezinde duran iki katlı konak, aslında şehrin yakın tarihinin en önemli birkaç gününü aynı çatı altında topluyor. Mustafa Kemal Paşa’nın Uşak’a gelişi, Türk ordusunun üst komuta kademesinin şehirde bulunması, Trikopis ve beraberindeki Yunan komutanların esir alınması, iki tarafın komutanlarının Uşak’ta yüz yüze gelmesi ve Fevzi Çakmak’ın mareşallik apoletine ilişkin hatıra bu yapının geçmişinde birleşiyor.

Yunanistan’daki arşivlerde bulunan 1921 ve 1922 tarihli Uşak fotoğrafları ise şehrin o yıllarda taşıdığı askeri önemi karşı tarafın geride bıraktığı belgeler üzerinden de gözler önüne seriyor. Bugün önünden yüzlerce kişinin geçtiği bu yapı, bu nedenle yalnızca bir müze değil; Uşak’ın Büyük Taarruz ve Kurtuluş Savaşı’nın son safhasındaki rolünün ayakta kalan tanıklarından biri. Hafta sonunu farklı geçirmek ve yaşadığı şehrin hikâyesini yakından görmek isteyen Uşaklılar için bu tarih kilometrelerce uzakta değil, şehrin tam merkezinde.

Muhabir: Hüsnü Kazım Özler