(ÖZEL HABER) - Düğünde, cenazede, hayırda ve komşu sofrasında yer bulan helva, Uşaklı gastronomi yazarı Süleyman Dilsiz’in yazısına konu oldu. “Baklavanın gölgesinde kalan miras, helva” başlıklı yazısında Türk mutfağının kültürel zenginliğini ele alan Dilsiz, helvanın bir tatlı olmanın ötesinde taşıdığı anlamı anlattı. Mutfak mirası konuşulurken baklavanın öne çıktığını belirten yazar, helvanın göç, dayanıklılık, bereket ve paylaşmayla kurduğu bağın da araştırılması gerektiğini savundu.

Uşak’tan Anadolu’nun Farklı Sofralarına
Dilsiz, helva kültürünün yaşadığı yöreler arasında Uşak’ı da gösterdi. Denizli, Sivas, Balıkesir, Antalya, Isparta, Ordu, Afyon ve Anadolu’nun farklı noktalarındaki çeşitlere değinen yazar; un, irmik, peynir, susam ve çöğen otu gibi malzemelerin bu geleneğin zenginliğini oluşturduğunu ifade etti. Helvanın kimi yerde farklı bir tarifle, kimi yerde başka bir adla sofraya geldiğini anlatan Dilsiz, yöresel çeşitlerin üretim yöntemleriyle birlikte kayıt altına alınmasını önerdi.
Bazı Olayların Basın Açıklaması Yapılmaz, Helvası Kavrulur
Yazısında helvanın toplumsal yaşamdaki yerine de değinen Dilsiz, iyi ve kötü günlerde aynı kazan etrafında buluşulmasına dikkat çekti. Düğünlerden cenazelere, misafirlikten komşuluk ilişkilerine uzanan bu geleneği, “Bizim kültürümüzde bazı olayların basın açıklaması yapılmaz. Helvası kavrulur” sözleriyle anlattı. Dilsiz’e göre helva, yalnızca kullanılan malzemelerle değil, hazırlanma ve paylaşılma biçimiyle de değerlendirilmesi gereken bir kültürel miras.
Unesco Hedefiyle Çalışma Hazırladı
Helvayı UNESCO Somut Olmayan Kültürel Miras Listesi’ne taşıyacak bir çalışmayı tamamladığını belirten Dilsiz, bu hedefin bir lezzet yarışması olarak ele alınmaması gerektiğini vurguladı. Anadolu’daki helva çeşitlerinin, kullanılan yağ ve tahılların, susamın, pekmezin ve şekerin belgelenmesini isteyen yazar; ustaların, üreticilerin, yöresel adların ve helva etrafındaki ritüellerin de çalışmanın parçası olması gerektiğini ifade etti.
Helvanın Göç Yollarındaki İzlerine Dikkat Çekti
Uşaklı Gastronomi Yazarı Süleyman Dilsiz, Orta Asya’daki kavrulmuş tahıl geleneği üzerinden talkan ve kavut ile Anadolu helvaları arasındaki kültürel akrabalıkların araştırılmasını önerdi. Kolay taşınan ve yolculuklara dayanabilen yiyeceklerin göçebe yaşamdaki önemine değinerek helvanın hikayesinin bu açıdan da incelenmesi gerektiğini kaydetti.

Gastronominin yalnızca ne yenildiğiyle sınırlı olmadığını savunan Dilsiz, yiyeceklerin kimler tarafından taşındığının, nasıl yaşatıldığının ve gelecek kuşaklara nasıl aktarılacağının da sorgulanmasını istedi. Helva geleneğine daha fazla dikkat çekilmesi çağrısıyla sözlerini tamamlayan Dilsiz, “Baklava vitrinde durabilir. Helva ise hala ocakta. Ocakta olan kültür, hala yaşıyor demektir” ifadelerini kullandı.


