Uşak’ta uzun yıllar eğitim alanında görev yapan, emekliliğinin ardından edebiyat ve şiir çalışmalarını sürdüren Zuhal Başpınar, son günlerde birbirini takip eden kültür-sanat etkinliklerinde yer aldı. Uşak Kitap Fuarı’nın ardından İzmir’e giden Başpınar, üyesi olduğu Bornova Şiir Topluluğu tarafından 30 Eylül’de gerçekleştirilen “Hikayeli Şiirler” paneline katıldı.
Şiirlerin ortaya çıkış öykülerinin anlatıldığı programda Başpınar da kendisine verilen şiirleri seslendirdi. Ümit Yaşar Oğuzcan ve Attilâ İlhan’ın eserlerinin de ele alındığı buluşmada şiirlerin ardındaki yaşam öyküleri katılımcılarla paylaşıldı. Programda Dizdar Karaduman, Neval Savak ve Öztan Küçük Kaçar da sunumlarıyla yer aldı. Başpınar, İzmir’deki buluşmayı anlatırken şiir ve sanatın gündelik hayatın sıradanlığı içerisinde insanlar için taşıdığı değere dikkat çekti. İzmir’de başlayan sanat yolculuğunun sonraki durağı ise yeniden Uşak oldu.

Başpınar, Nurdan Aladağ ile birlikte kente dönüş yolunda Ulubey Kanyonları’na uğradı. Sonbaharın ilk izlerini kanyonda karşılayan ikili, Uşak’ın simge lezzetlerinden tarhana çorbasıyla da yolculuğa kısa bir mola verdi. Uşaklı şair Rıza Aslan’ın RA Kitabevi’nin de bulunduğu hobi bahçesindeki sanat evini ziyaret eden Başpınar ve beraberindekiler, burada oluşturulan sanat alanlarını gezdi.

Yolculuk daha sonra yeniden Uşak Kitap Fuarı’na uzandı.
İzmir Şairler ve Bestekârlar Derneği Başkanı Nurgül Ekeke ile dernek üyeleri Nurdan Aladağ, Elif Fulya Çırak ve Şerife Apaydın fuarda okurlarla buluştu. Yazar Şevki Özdemir’in de katılımıyla edebiyatçılar Uşaklı kitapseverlerle bir araya geldi. Başpınar, fuarda Uşaklı sanatseverlerin gösterdiği ilgiden duyduğu memnuniyeti dile getirirken, yaşadığı kentin sanat ve edebiyatla kurduğu bağa özellikle vurgu yaptı.
Şiirden başlayan birkaç günlük yolculuk böylece İzmir’den Ulubey Kanyonları’na, oradan Uşak’taki sanat ortamına ve yeniden Kitap Fuarı’na uzandı. Başpınar, yaşadıklarını anlatırken sanatın insanlar arasında kurduğu bağı şu sözlerle özetledi:
“İyi ki şiir var. İyi ki sanat var. İyi ki hâlâ birbirimizin yüreğine dokunabiliyoruz.”

