(ÖZEL HABER) - Minibüslerin üzerine yüklenen yün yataklardan sıcak su havuzlarına, tozlu Gediz yolundan akşam sohbetlerine kadar pek çok hatırayı paylaşan Varol, geçmişte küçük imkânlarla yaşanan büyük mutlulukları yeniden hatırlattı. Uşaklı Nurullah Varol, geçmiş yılların aile yaşantısını, komşuluk ilişkilerini ve unutulmaya yüz tutmuş geleneklerini kaleme aldığı “Hayattan Kesitler” yazı dizisinin 68. bölümünde okuyucularını eski kaplıca yolculuklarına götürdü. Geçtiğimiz hafta eski Gediz yolundan Uşak’a dönerken çocukluk yıllarını hatırladığını belirten Varol, o dönemlerde tatil denildiğinde akıllarına gelen ilk yerlerin Gediz Ilıcası, Murat Dağı ve daha sonraki yıllarda Simav kaplıcaları olduğunu anlattı.

Nurullah Varol (3)-2

1975-1980 yıllarındaki çocukluk günlerini hatırlatan Varol, o dönemde bugünkü anlamıyla tatil alışkanlıklarının bulunmadığını, denizi bile ilk kez İstanbul’a gittiğinde gördüğünü ifade etti. Ailelerin yaz aylarında dinlenmek ve kaplıcalardan yararlanmak için günler öncesinden hazırlıklara başladığını belirten Varol, özellikle evden götürülen yatakların, mutfak eşyalarının ve yiyeceklerin yolculuğun ayrılmaz bir parçası olduğunu dile getirdi.

Varol’un anlatımına göre kaplıcaya gidileceği duyulduğunda evde büyük bir hareketlilik başlıyordu. Annesi ve yengesi götürülecek yatakları, yorganları ve mutfak malzemelerini hazırlarken çocuklar da kendi küçük ihtiyaçlarının peşine düşüyordu. Varol ise yüzme sırasında kullanmak için su kabağı ve plastik top hazırladığını hatırlattı. O yıllarda kaplıcalarda kiralanan odaların bugünkü konaklama tesislerinden oldukça farklı olduğunu belirten Varol, odalarda yatak, buzdolabı ve mutfak tezgâhı bulunmadığını anlattı. Aileler ihtiyaç duydukları hemen her şeyi Uşak’tan götürmek zorunda kalıyordu.Nurullah Varol (2)-1

Yolculuk için Kırıkminare’den Sadıç Kel Rıza olarak tanınan Rıza amcadan minibüs istendiğini aktaran Varol, aracın evin bulunduğu sokağa girememesi nedeniyle eşyaların sokağın başına taşındığını belirtti. Dört büyük yün yatağın minibüsün üzerine güçlükle yerleştirildiğini, çocukların da leğenleri, küçük tüpleri ve güğümleri büyük bir heyecanla taşıdığını anlattı. Eski Gediz yolunda yapılan yolculuğun yaklaşık bir buçuk ile iki saat sürdüğünü hatırlatan Varol, yaz sıcağında minibüsün camlarını açmanın da kapalı tutmanın da ayrı bir zorluk olduğunu ifade etti. Camlar açıldığında sarı yol tozu içeri doluyor, kapatıldığında ise yolcular sıcaktan bunalıyordu.

Gediz Ilıcası’na yaklaştıkça heyecanının arttığını belirten Varol, dere kenarındaki sıcak sularda patates ve yumurta pişirmenin çocukluk yıllarının en büyük eğlencelerinden biri olduğunu söyledi. Kaplıcalarda geçirilen günlerin yalnızca sıcak su havuzlarından ibaret olmadığını anlatan Varol, sabahın erken saatlerinde hamama gitmenin, ailece hazırlanan sofralarda yemek yemenin ve akşamları komşularla sohbet etmenin ayrı bir mutluluk olduğunu ifade etti.

Annesi ve yengesinin hazırladığı tarhana çorbasını, amcasının dilimlediği ekmekleri ve ailece yenilen yemekleri hatırlatan Varol, Ilıca’da sebze ve meyve satıcılarının anonslarının bile hafızasında yer ettiğini belirtti. O dönemlerde içme suyunun bugünkü kadar kolay bulunmadığını, ailelerin araç bulduklarında Simav yolu üzerindeki çeşmelerden su doldurduklarını anlattı.

Nurullah Varol (4)-1

Varol’un çocukluk anılarında Sarıkız Havuzu, Koca Hamam ve Karakazan Havuzu da önemli yer tuttu. Sıcak suya alışmak için havuzlara yavaş yavaş girdiklerini, çocukların serinlemek için soğuk suyu açmaya çalıştığını, yaşlıların ise sıcak suyun azalmasına itiraz ettiğini aktardı. Murat Dağı yolculuklarının da kendisi için ayrı bir anlam taşıdığını belirten Varol, Gıcıroğlu Yaylası’ndaki tahta barakalarda konakladıkları günleri hatırlattı. Akşamları yakılan meydan ateşlerinin etrafında şarkılar söylendiğini, türkülerle eğlenildiğini ve komşular arasında güçlü bir dayanışma bulunduğunu anlattı.

Çam ağaçlarının kabuklarından oyuncak kayıklar yaparak akan suda yüzdürdüğünü söyleyen Varol, dağlardan kekik topladıkları günleri de unutamadığını ifade etti. Murat Dağı’nın sıcak ve soğuk su kaynaklarıyla büyük bir doğal zenginliğe sahip olduğunu vurgulayarak bu bölgenin değerinin bilinmesi gerektiğini belirtti. Yazısında Simav kaplıcalarına da yer veren Varol, ilerleyen yıllarda daha donanımlı konaklama imkânları nedeniyle Simav’a gitmeye başladıklarını anlattı. Simav panayırlarının eski canlılığını, kalabalık sofraları ve aile büyükleriyle geçirilen günleri hatırlatan Varol, bugün hayatta olmayan yakınlarını da özlemle andı.

Özellikle aile dostu Ahmet Börekçi’nin kendisine gösterdiği sevgiyi unutamadığını belirten Varol, muhtarlık seçimlerinde adını gördüğünde hasta yatağından kalkarak oy kullanmaya geldiğini anlattı. Varol, Uşak’ta Bahçeli Restoran ile hizmet veren Ahmet Börekçi’yi de rahmetle andı. Tatilin sona ermesiyle birlikte dönüş hazırlıklarının başladığını belirten Varol, yatakların yeniden balya yapıldığını, eşyaların minibüse yüklendiğini ve eski Gediz yolunun tozları arasında Uşak’a dönüldüğünü anlattı. Dönüş yolunda kasetten dinledikleri Gediz Pazarı türküsünün de hafızasında yer ettiğini söyledi.

Nurullah Varol (1)-4

Bugünün tatil anlayışıyla geçmişi karşılaştıran Varol, artık insanların yataklarını, mutfak eşyalarını ve yiyeceklerini yanlarında taşımadan, çok daha konforlu tesislerde konaklayabildiğini ancak çocukluk yıllarında yaşadığı mutluluğun kendisi için bambaşka olduğunu ifade etti. Varol, o günlere duyduğu özlemi şu sözlerle dile getirdi:

“Biz bunlarla tatil yaptık, mutlu büyüdük. Küçük şeylerle mutlu olduk. Şimdi açık büfe kahvaltı, çay, kahve eline geliyor. Beş yıldızlı otele gidiyorsun, her şey hazır. Ama Ilıca, Murat Dağı bizim için yüz yıldızlıydı. Biz çok ama çok mutluyduk.”

Yazısının sonunda okuyucularına da seslenen Nurullah Varol, Gediz Ilıcası, Murat Dağı ve Simav kaplıcalarına ilişkin anıların unutulmamasını istedi. Kendi hatırlayamadığı ayrıntıların da paylaşılmasını isteyen Varol, geçmişte yaşanan komşulukların, aile yolculuklarının ve küçük mutlulukların gelecek kuşaklara aktarılması gerektiğine dikkat çekti. Varol’un “Hayattan Kesitler” yazı dizisinin 68. bölümü, Uşaklı ailelerin bir dönem tatil anlayışını ve eski Gediz yolunda yaşanan hatıraları yeniden gündeme taşıdı.

Muhabir: Yavuz Kuşdemir