(ÖZEL HABER) – Uşaklı araştırmacı ve belgeselci Alp Arslan Dur, paylaştığı tarihi gravürle kentin artık ayakta olmayan önemli yapılarından Hüseyin Bey Hamamı'nı ve eski şehir merkezini yeniden gündeme taşıdı. Dur'a göre tek bir gravür, kimi zaman yüzlerce sayfalık arşiv belgesinin anlatamadığı ayrıntıları gözler önüne serebiliyor. Araştırmacı Alp Arslan Dur'un değerlendirmesine göre gravür, yalnızca eski bir sokak görüntüsünü değil; Uşak'ın tarihi çarşısını, şehir dokusunu, su sistemini ve günümüze ulaşamayan Hüseyin Bey Hamamı'nı belgeleyen önemli bir şehir hafızasını yansıtıyor.
Gravürde arka planda yükselen minarenin Ulu Cami'ye, sol tarafta görülen heybetli taş yapının ise Hüseyin Bey Hamamı'na ait olduğu belirtiliyor. Gravürün altındaki Fransızca açıklamada, Uşak'ın antik dönemdeki adı olan Eucarpia'ya yer verilirken, hamamın antik mezar anıtlarından devşirilen taşlarla inşa edildiğinin özellikle vurgulandığı ifade ediliyor. Cephede görülen büyük kesme taşlar ile bezemeli antik parçaların, Uşak'ın antik çağlardan Osmanlı dönemine uzanan mimari mirasını gözler önüne serdiği değerlendiriliyor.
Gravürde yalnızca yapılar değil, dönemin günlük yaşamı da dikkat çekiyor. Tarihi çarşıda alışveriş yapan insanlar, sokağa açılan dükkânlar ve yolun ortasından Kavşit Çeşmesi'nden gelen suyun akışı, dönemin canlı şehir hayatını yansıtan ayrıntılar arasında yer alıyor. Bu yönüyle gravür, Osmanlı dönemindeki Uşak'ın sosyal ve ticari yaşamını belgeleyen önemli görsel kaynaklardan biri olarak öne çıkıyor.
Alp Arslan Dur, gravürün önemini artıran bir diğer unsurun ise Evliya Çelebi'nin 17. yüzyılda kaleme aldığı Uşak tasviri olduğunu belirtiyor. Seyahatnamesinde Uşak'tan söz eden Evliya Çelebi'nin, şehir içinde biri Eski Hamam, diğeri ise Yeni Hamam olmak üzere iki hamam bulunduğunu yazdığına dikkat çekiliyor. Aynı anlatımda 370 dükkânın yer aldığı hareketli çarşı, hanlar ve kahvehanelerden de bahsediliyor. Daha sonraki dönemlere ait kaynaklarda ise Evliya Çelebi'nin sözünü ettiği Yeni Hamam'ın, Hüseyin Bey Hamamı olduğunun ifade edildiği aktarılıyor.
Araştırmada dikkat çeken bir başka ayrıntı ise Evliya Çelebi'nin Uşak'ta misafir olduğu kişinin Hasan Çavuşzâde Hüseyin Ağa olması. Çelebi'nin eserinde Hüseyin Ağa'yı itibarlı, görgülü ve misafirperver bir hanedan mensubu olarak anlattığı belirtilirken, Hüseyin Ağa ile hamama adını veren Hüseyin Bey arasında doğrudan bir bağ kuracak herhangi bir belgenin henüz bulunmadığı ifade ediliyor. Bu benzerliğin ise Uşak tarihinin cevap bekleyen önemli sorularından biri olmayı sürdürdüğü değerlendiriliyor.
Yüzyıllar boyunca ayakta kalan Hüseyin Bey Hamamı'nın zaman içerisinde yangınlar geçirdiği, harap olduğu ve sonunda yıkıldığı belirtiliyor. Yıkım sırasında çekilen fotoğraflarda yapının kalın duvarları ile devşirme taşlarının son kez görüntülendiği ifade edilirken, daha sonra arsanın bölünerek dükkânların inşa edilmesiyle dört asırlık tarihi yapının tamamen şehir dokusundan silindiği kaydediliyor. Araştırmacı Alp Arslan Dur'un paylaştığı gravür, bugün artık var olmayan tarihi yapıların ve eski Uşak çarşısının hafızasını yaşatırken, kentin kültürel mirasının korunması ve gelecek kuşaklara aktarılması açısından da önemli bir belge niteliği taşıyor.



