Uşaklı araştırmacı ve belgeselci Alp Arslan Dur, kentin unutulan tarihine ışık tutan yeni araştırmasını kamuoyuyla paylaştı. "Taşın Hikayesinden" başlığıyla yayımlanan çalışmada, bir dönem Uşak'ta bulunan ancak günümüze ulaşamayan kiliselerin tarihçesi, arşiv belgeleri, eski fotoğraflar ve tarihi kaynaklar ışığında ele alındı. Araştırma, Osmanlı'nın son döneminde Uşak'ın çok kültürlü yapısına dair dikkat çekici bilgiler ortaya koyarken, kent merkezinde bir zamanlar var olduğu belirtilen kiliselerin zaman içinde nasıl ortadan kaybolduğunu da gözler önüne seriyor.

Bugün Uşak kent merkezinde ayakta kalmış tarihi bir kiliseye rastlamak mümkün değil. Ancak Alp Arslan Dur'un derlediği arşiv kayıtları ve tarih araştırmaları, yaklaşık bir asır önce Uşak'ın camiler kadar kiliseleriyle de dikkat çeken çok kültürlü bir Anadolu kenti olduğunu ortaya koyuyor. Araştırmada yer alan bilgilere göre, 16. yüzyıla ait tahrir kayıtlarında Uşak'ta gayrimüslim nüfusa rastlanmıyor. Ancak 17. yüzyıldan itibaren Rum ve Ermeni ailelerin kente yerleşmeye başlamasıyla birlikte şehirde farklı bir sosyal yapı oluşuyor.
Özellikle 19. yüzyılda halıcılık, dokumacılık ve ticaretin gelişmesiyle birlikte Rum ve Ermeni tüccarlar, dokumacılar, kuyumcular ve manifaturacılar Uşak'ın ekonomik hayatında önemli bir yer ediniyor. Bugünkü Ünalan Mahallesi'nin bulunduğu bölgenin geçmişte Hacı Hasan Gayrimüslim Mahallesi olarak anıldığı belirtilen araştırmada, burada sadece konutların değil, okulların, dükkanların ve ibadethanelerin de bulunduğu ifade ediliyor.
Uşak'ta En Az Dört Kilise Bulunuyordu
Alp Arslan Dur'un araştırmasına göre, kent merkezinde en az dört kilisenin varlığı tarihi kaynaklarda yer alıyor. Rum Ortodoks cemaatinin en büyük ibadethanesi olan Aziz Konstantinos ve Eleni Kilisesi, 1894 yılında yaşanan büyük Uşak yangınında zarar gördü. Daha sonra II. Abdülhamid'in izniyle yeniden inşa edilen yapı, Cumhuriyet'in ilk yıllarına kadar varlığını sürdürdü ancak zaman içerisinde tamamen ortadan kalktı.
Bugünkü Halit Ziya İlkokulu çevresinde bulunduğu belirtilen Panayia (Meryem Ana) Kilisesi, eski fotoğrafları günümüze ulaşan yapılardan biri olarak öne çıkıyor. Araştırmaya göre kilise, 1922 yılında meydana gelen büyük yangının ardından yok oldu. Ermeni Gregoryen cemaatine ait Aziz Marie De Dieu Kilisesi ise 1894 yangınından sonra yeniden inşa edildi. Ancak cemaatin Uşak'tan ayrılmasıyla birlikte işlevini yitiren yapı zamanla ortadan kalktı. Kaynaklarda adı geçen Aziz Jean Le Promos Kilisesi ise hala Uşak tarihinin çözülemeyen gizemlerinden biri olarak dikkat çekiyor. Yapının tam olarak nerede bulunduğu ve hangi mezhebe ait olduğu konusunda kesin bir bilgi bulunmuyor.

Aya Anna Kilisesi Hala Bir Bilmece
Araştırmada dikkat çeken ayrıntılardan biri de 1922 sonrasında yayımlanan yabancı bir görselde yer alan "Uşak'taki Aya Anna Kilisesi'nin camiye dönüştürüldüğü" yönündeki ifade oldu. Alp Arslan Dur, bu bilginin bugüne kadar Türkçe kaynaklarda net biçimde yer almadığını belirterek, Aya Anna Kilisesi'nin bilinen yapılardan biri mi yoksa bugün tamamen unutulmuş farklı bir ibadethane mi olduğu sorusunun henüz kesin olarak cevaplanamadığını aktarıyor.
Burma Camii'nin Taşları Geçmişe İşaret Ediyor
Araştırmada Burma Camii'ne ilişkin dikkat çekici değerlendirmelere de yer veriliyor. Caminin restorasyonu sırasında ortaya çıkarılan üçlü niş sistemi, Erken Bizans dönemine ait olduğu değerlendirilen devşirme taşlar, sütunlar ve mimari parçaların, bulunduğu alanda Osmanlı döneminden daha eski bir kutsal yapının varlığına işaret ettiği ifade ediliyor. Bununla birlikte mevcut verilerin, burada kesin olarak bir kilisenin bulunduğunu söylemek için yeterli olmadığına dikkat çekiliyor. Araştırmada, bu konuda kesin sonuca ulaşılabilmesi için bilimsel çalışmaların sürdürülmesi gerektiği vurgulanıyor.
Yangınlar ve Mübadele İzleri Sildi
Araştırmaya göre 1894 ve özellikle 1922 yılında yaşanan büyük yangınlar ile ardından gerçekleşen nüfus mübadelesi, Uşak'ın çok kültürlü şehir yapısını önemli ölçüde değiştirdi. Rum ve Ermeni cemaatlerinin kentten ayrılmasıyla birlikte kiliseler de cemaatsiz kaldı. Bazı yapılar yangınlarda yıkıldı, bazıları sökülerek farklı yapılarda kullanıldı, bazıları ise yeni yapılaşmanın arasında tamamen kayboldu. Bugün Uşak'ın kaybolan kiliselerinden geriye yalnızca eski fotoğraflar, arşiv belgeleri, mübadillerin hatıraları ve taşların sessiz tanıklığı kaldı. Alp Arslan Dur'un hazırladığı araştırma ise bu unutulmuş tarihi mirası yeniden gündeme taşıyarak, Uşak'ın çok katmanlı geçmişine ışık tutuyor. (Kaynak: Alp Arslan Dur)




