Uşak’ın köklü tasavvuf geleneği, 2026 yılının başında yayımlanan “Beş Er Külliyatı” ile yeniden gündeme taşındı. Anadolu’nun farklı coğrafyalarına uzanan irfan zincirinin önemli halkalarını bir araya getiren eser, özellikle Uşak’ın kültürel kimliği açısından dikkat çekici bir değer sunuyor. Külliyatın dikkat çeken yönlerinden biri ise “Beş Er” olarak anılan gönül insanlarından bazılarının Uşak ve çevresiyle doğrudan bağ kurması. Bu durum eseri yalnızca edebî değil, aynı zamanda yerel hafıza açısından da kıymetli hale getiriyor.

Edebiyat ve tasavvuf tarihçisi Mustafa Tatcı tarafından hazırlanan külliyat, uzun yıllara dayanan akademik ve kültürel birikimin sonucu olarak ortaya çıktı. Eserde, Niyazi-i Mısri, Gülaboğlu Mehmed Askeri, Çavdaroğlu Müfti Derviş, Muslihiddin Mustafa Şeyhi ve Ahmed Matlai gibi Anadolu tasavvufunun önemli isimlerine ait divanlar bir araya getirildi. Bu isimlerin tamamı, Ümmi Sinan Hazretleri’nin irşad halkasında yetişmiş gönül erleri olarak biliniyor.

Tasavvufun Temel Kavramları Bu Eserde

“Beş Er Külliyatı”, yalnızca şiirlerden oluşan bir derleme değil; aynı zamanda tasavvuf düşüncesinin temel kavramlarını sade bir Türkçe ile aktaran kapsamlı bir kaynak niteliği taşıyor. Eserde vahdet-i vücud anlayışı, ilahî aşk, insanın içsel yolculuğu ve hakikat arayışı gibi konular derinlikli bir üslupla ele alınıyor. Metinler birlikte okunduğunda, anlam katmanlarının daha da zenginleştiği görülüyor.

Uşak ve Kütahya Arasında İrfan Köprüsü

Külliyatta yer alan isimlerden Gülaboğlu Mehmed Askeri’nin Kütahya Altıntaş doğumlu olması ve Muslihiddin Mustafa Şeyhi’nin Uşak’ta doğup Kütahya’da irşad faaliyetlerinde bulunması, eseri bölgesel açıdan daha da anlamlı kılıyor. Özellikle Şeyhi’nin, Yunus Emre geleneğini sürdüren diliyle dikkat çekmesi, Uşak’ın tasavvuf tarihindeki yerini bir kez daha hatırlatıyor.

Kültürel Miras Geleceğe Taşınıyor

“Beş Er Külliyatı”, Anadolu’nun irfan geleneğini gün yüzüne çıkaran önemli bir eser olarak öne çıkarken, Uşak’ın “gönül şehri” kimliğini de yeniden gündeme taşıyor. Şehrin kültürel mirasını gelecek nesillere aktarma açısından önemli bir adım olarak değerlendirilen bu çalışma, hem akademik çevreler hem de tasavvufa ilgi duyan okurlar için güçlü bir başvuru kaynağı olma özelliği taşıyor.

Muhabir: Berrin Bakırcı