(ÖZEL HABER) - Uşak’ın Banaz ilçesine bağlı Ahat Köyü’nün güneyinde bugün ilk bakışta sessiz bir tepe görülüyor. Toprağın altında ve yüzeyde kalan mimari parçalar, binlerce yıl önce burada oldukça hareketli bir yaşamın sürdüğünü gösteriyor. Üç tarafı Kuruçay ile çevrili, çevresine hâkim bir noktaya kurulan Akmonia Antik Kenti, Anadolu’nun önemli ulaşım güzergahlarından Kral Yolu üzerinde bulunuyordu.
Kuruluşu MÖ 7. yüzyıla kadar götürülen antik kent, Frigya ile Lidya bölgelerinin sınırına yakın konumuyla dikkat çekiyordu. Akmonia’nın daha sonraki dönemlerde de varlığını sürdürdüğü, özellikle Roma İmparatorluğu döneminde önemli bir yerleşim merkezine dönüştüğü biliniyor. Bugün kentte görkemli yapıların büyük bölümü ayakta değil. Buna karşın yüzeyde ve geçmiş yıllarda yapılan çalışmalarda tespit edilen kalıntılar, Akmonia’nın sıradan bir yerleşim olmadığını ortaya koyuyor.

Antik kentte Roma ve Bizans dönemlerine ait seramik parçalarının yanı sıra yapı temelleri, mimari taş ve mermer parçaları, iki tapınak podyumu, tiyatro izleri ve gymnasium alanı bulunuyor. Kentteki mozaikli alanlar ise Akmonia’nın en dikkat çekici arkeolojik değerleri arasında yer alıyor. Akmonia’nın geçmişine ilişkin en çarpıcı ayrıntılardan biri de spor yaşamı.
Gymnasium alanında gerçekleştirilen kurtarma çalışmaları sırasında yüzlerce metrekarelik mozaik taban gün yüzüne çıkarıldı. Yaklaşık 280 metrekarelik alanla ilişkilendirilen mozaikler arasında Tanrıça Tykhe tasviri de bulunuyor. Ancak mozaiklerin anlattığı hikaye bununla sınırlı kalmıyor. Tasvirlerde genç sporcuların güreş ve boks yaptığı görülürken, günümüzde voleybola benzetilen bir top oyununa ilişkin sahneler de dikkat çekiyor. Burada önemli bir ayrım bulunuyor. Bu oyunu günümüzdeki kurallarıyla oynanan modern voleybol olarak tanımlamak doğru değil. Ancak tasvirler, Akmonia’daki sportif yaşamın yaklaşık 2 bin yıl öncesine uzandığını göstermesi açısından önem taşıyor.
Daha da dikkat çekici olan bilgi ise yarışmalara katılan sporcularla ilgili. Gymnasiumdaki yazıtlardan, Akmonia’da düzenlenen sportif organizasyonlara İskenderiye’den sporcuların geldiği anlaşılıyor. Bu ayrıntı, bugünkü Banaz sınırlarında bulunan kentin döneminin farklı coğrafyalarıyla bağlantı kurduğunu gösteren önemli izlerden birisi olarak ortaya çıkıyor. Akmonia’nın geçmişini aydınlatan bir diğer kaynak da kentte bulunan yazıtlar. Antik kent ve çevresinden bugüne kadar yüzlerce Yunanca ve bazı Latince yazıt kayıt altına alındı. Bunlar kentin sosyal yaşamından kurumlarına kadar birçok konuda ipuçları taşıyor.

Akmonia’da geçmişte önemli bir Yahudi topluluğunun bulunduğuna ilişkin yazıtlar da dikkat çekiyor. Kentin farklı toplulukların bir arada yaşadığı bir merkez olduğuna işaret eden bu bulgular, Akmonia’nın yalnızca mimari değil sosyal tarihi açısından da araştırılması gereken bir yer olduğunu ortaya koyuyor. Bütün bu bilgilere rağmen Akmonia’nın hikayesinin önemli bir bölümü hala toprağın altında yatıyor. Ahat Köyü’nün güneyindeki tepede bugün görülebilen taşlar, yapı izleri ve arazi üzerindeki kalıntılar, bir zamanlar burada yükselen kentin yüzeyde kalan parçalarını oluşturuyor.
Bir zamanlar Kral Yolu’ndan yolcuların geçtiği, tapınakların ve tiyatronun bulunduğu, sporcuların yarıştığı ve uzak coğrafyalardan insanların geldiği Akmonia, bugün Banaz’ın tepelerinde sessizliğini koruyor. Yaklaşık 2 bin yıl önce İskenderiye’den sporcuların geldiği bu antik kentin önemli bir bölümü ise hala keşfedilmeyi bekliyor.

