(ÖZEL HABER) - Ege Bölgesi’nin köklü halk kültürü içinde önemli bir yere sahip olan “İslamoğlu” türküsü, yalnızca bir ezgi değil; aynı zamanda 19. yüzyıla uzanan çarpıcı bir yaşam öyküsünü de barındırıyor. Özellikle Uşak, Kütahya ve çevresinde sıkça dile getirilen bu türkü, bölgenin zeybek geleneğiyle birlikte anılıyor.
Zeybeklikten Efsaneye Uzanan Bir Hayat
İslamoğlu Mustafa, Simav bölgesi zeybeklerindendir. Babası Simav’ın Orhanlar köyünden (1991 yılında ilçe olan Pazarlar’a bağlandı), annesi ise Şaphane’lidir. 19. yüzyıl sonlarında dağa çıkan İslamoğlu’nun, Simav ve Kula dağlarında eşkıyalık yaptığı bilinmektedir. Kütahya ve eski ilçesi Uşak başta olmak üzere Manisa, Aydın, Afyon, Konya ve İçel dolaylarında hakkında anlatılan farklı öyküler, onun ününün geniş bir coğrafyaya yayıldığını ortaya koyuyor.

Hapishaneden Kaçış ve Dağlara Dönüş
İslamoğlu Mustafa bir dönem yakalanarak Kütahya Hapishanesi’ne konur. Ancak burada uzun süre kalamaz. 1854 yılında üç arkadaşıyla birlikte kaçmayı başarır ve Aslanapa üzerinden yeniden Simav Dağları’na döner. Bu kaçışın ardından dönemin zaptiye kuvvetleri seferber olur ve İslamoğlu’nu yakalamak için geniş çaplı bir takip başlatılır.
Sonu Getiren Karşılaşma
Anlatılan bilinen öyküye göre İslamoğlu’nun sonu, Simav’ın yaklaşık 30 kilometre batısındaki Aksaz köyü civarında gelir. Orman kenarındaki bir merada, Kör Devecioğlu Deli Ali tarafından fark edilir. Tanınmasının ardından açılan ateş sonucu İslamoğlu hayatını kaybeder. Olayın 1868 yılında gerçekleştiği ifade edilir. Ölümünün ardından kesilen başının teşhiri konusunda Simav ve Gediz arasında anlaşmazlık yaşandığı, sonunda kulağının iki farklı yerde, başının ise Kütahya’da sergilendiği rivayet edilir.
Başka Bir Anlatı Daha Var
Bölge halkı arasında anlatılan bir başka söylenceye göre ise İslamoğlu, geniş çaplı bir kuşatma sonucunda hayatını kaybeder. Kütahya, Gediz ve Uşak’tan gelen birliklerin oluşturduğu çemberde, Simav Zaptiye Kumandanı olarak bilinen Zenci Yüzbaşı tarafından vurulduğu aktarılır. Bu anlatıya göre İslamoğlu’nun kulağı Simav Ulu Cami şadırvanına çivilenir ve uzun yıllar burada kalır. 1911’deki Simav yangınında ise şadırvanla birlikte yok olur.

Türkülere Konu Olan Bir İsim
İslamoğlu’nun hikayesi, zamanla Ege’nin farklı şehirlerinde türkülere dönüşür. Kütahya, Uşak, Manisa, Afyon, Aydın ve Konya’da farklı sözlerle söylenen türkü, halk hafızasında yaşamaya devam eder. Türkünün en bilinen dizeleri ise şöyle:
“İslamoğlu derler benim adıma, Dayanılmaz ince bıçağımın tadına, Üçyüz atlı gelemiyor yanıma...”
Bir başka varyantta ise pişmanlık teması öne çıkar: “N’olaydım da keşke teslim olaydım, Konak avlusuna kendim varaydım…”
Kültürel Miras Olarak Yaşatılıyor
Ege’nin zeybek kültürü içinde önemli bir yere sahip olan “İslamoğlu” türküsü, yalnızca bir halk ezgisi değil, aynı zamanda bölgenin tarihsel hafızasını da yansıtan önemli bir kültürel miras olarak yaşatılıyor.
Kaynak: Simav’da Yaren Geleneği, Alaattin Gürırmak, Sayfa 52-53


