Ömer Aşcı, dönemin iki önemli eserinde Uşak'ın 1902 yılından itibaren belediye eliyle elektrikle aydınlatıldığına ilişkin güçlü tarihî kayıtların bulunduğunu belirterek, arşiv belgeleriyle desteklenmesi halinde Uşak'ın Anadolu'da elektrikli şehir aydınlatmasını ilk kullanan yerleşim olabileceğini ifade etti.

Uşak Belediyesi Kültür ve Sosyal İşler Müdürlüğü Kent Belleği Projesi Sorumlusu Ömer Aşcı, kent tarihine ilişkin dikkat çekici bir değerlendirmede bulundu. Uzun yıllardır tarih literatüründe Anadolu'da elektriğin ilk kez Tarsus'ta kullanıldığı yönündeki bilginin yeniden ele alınması gerektiğini savunan Aşcı, bazı tarihî kaynakların Uşak'ın belediye eliyle elektrikli şehir aydınlatmasına Tarsus'tan önce geçtiğine işaret ettiğini söyledi.

Elektrik Mühendisleri Odası (EMO) Dergisi'nde yer alan bilgilere göre elektrik enerjisi dünyada ilk kez 1878 yılında günlük yaşamda kullanılmaya başlandı. İlk elektrik santrali ise 1882 yılında Londra'da hizmete girdi. Türkiye'de ilk elektrik üretiminin ise 1902 yılında Tarsus'ta kurulan 2 kilovat gücündeki küçük bir su türbini ile gerçekleştirildiği kabul ediliyor. Ancak Ömer Aşcı, bu bilginin elektrik üretimi ile şehir aydınlatmasının aynı kavram olarak değerlendirilmesinden kaynaklandığını ifade ederek, Tarsus'un elektrik üretiminin başladığı yer olmasının, belediye eliyle gerçekleştirilen elektrikli şehir aydınlatmasının da ilk örneği olduğu anlamına gelmediğini dile getirdi.

Elektrik1-1Aşcı, Osmanlı Devleti'nin aydınlatmada kullanılan gazyağı ihalelerini yabancı şirketlere vermesi nedeniyle elektrik teknolojisine yatırım yapmakta uzun süre isteksiz davrandığını, bu nedenle İstanbul gibi büyük şehirlerin bile elektriğe daha geç kavuştuğunu hatırlattı. Buna rağmen bazı tarihî eserlerin Uşak'ın 1902 yılından itibaren elektrikli sokak aydınlatmasına geçtiğini gösterdiğini söyledi.

Bu konuda ilk dikkat çekici kaynağın Türkiye Ermenisi yazar, dil ve tarih araştırmacısı Pars Tuğlacıyan'ın "Osmanlı Şehirleri" adlı eseri olduğunu belirten Aşcı, eserde yer alan "1902 yılından itibaren, Uşak kentinin sokakları da belediye tarafından elektrikle aydınlatılmaktadır." ifadesinin Uşak'ta belediye eliyle elektrikli sokak aydınlatmasının 1902 yılında başladığını ortaya koyduğunu ifade etti.

Aşcı'nın dikkat çektiği ikinci önemli kaynak ise II. Meşrutiyet dönemi gazetecilerinden Ahmed Şerif'in "Anadolu'da Tanin" adlı eseri oldu. Tanin Gazetesi adına 1909-1914 yılları arasında Anadolu'yu gezen Ahmed Şerif'in, 1910 yılının Ocak ayında Tarsus'a yaptığı ziyarette kaleme aldığı notlarda, "Elektrikle aydınlanma konusunda Uşak'tan sonra Tarsus galiba ikinciliği almış." ifadelerine yer verdiğini hatırlatan Aşcı, Şerif'in devamında Tarsus Belediyesi'nin elektrik yatırımı için yaptığı harcamaları eleştirdiğini ve şehirdeki altyapı sorunları çözülmeden böyle bir yatırım yapılmasını doğru bulmadığını aktardı. Ahmed Şerif'in, dönemin şartlarını anlatırken elektrik fanuslarını "altmışlık bir kocakarının yüzünü boyalarla boyamasına" benzetmesi de dikkat çeken ayrıntılar arasında yer aldı.

Ömer Aşcı, Ahmed Şerif'in olayların yaşandığı dönemde Anadolu'yu gezen bir gazeteci olduğuna dikkat çekerek, bu ifadelerin 1910 yılında kamuoyunda Uşak'ın elektrikli şehir aydınlatmasında Tarsus'tan önce geldiği yönünde güçlü bir kanaatin bulunduğunu gösterdiğini söyledi.

Ancak Aşcı, bu iddianın tarih yazımında kesin kabul görebilmesi için birincil kaynak niteliğindeki belgelerin mutlaka ortaya çıkarılması gerektiğini de vurguladı. Uşak Belediyesi'nin elektrik tesisine ilişkin meclis kararları, elektrik imtiyaz sözleşmeleri, santralin kuruluş belgeleri, dönemin resmî salnameleri, Osmanlı arşivlerinde yer alan izin ve ruhsat kayıtları ile 1902-1904 yıllarına ait yerel ve ulusal gazete haberlerinin bulunması halinde, yıllardır tekrar edilen "Anadolu'da elektriği ilk kullanan yer Tarsus'tur" bilgisinin yeniden değerlendirilmek durumunda kalabileceğini ifade etti.

Kentlerin marka değerinde "ilk" ve "en" kavramlarının büyük önem taşıdığına da değinen Ömer Aşcı, insanların şehirleri çoğu zaman ayrıntılarla değil, akılda kalan güçlü özellikleriyle hatırladığını söyledi. Paris'in aşkın şehri, Floransa'nın Rönesans'ın doğduğu şehir, Gaziantep'in gastronomisi, Konya'nın Mevlana'sı ve Safranbolu'nun Osmanlı sivil mimarisiyle özdeşleştiğini hatırlatan Aşcı, doğrulanabilir tarihî öncülüklerin şehirlerin marka değerini artırdığını dile getirdi.

Aşcı, arşiv belgeleriyle kesin olarak ortaya konulması halinde "Anadolu'da elektriği ilk kullanan şehir Uşak" söyleminin kentin modernleşme tarihindeki öncü rolünü simgeleyen çok güçlü bir marka değeri oluşturacağını belirtti. Bu ifadenin şehir giriş tabelalarından kent müzelerine, kültür rotalarından belediye tanıtımlarına, akademik yayınlardan sosyal medya kampanyalarına kadar birçok alanda kullanılabileceğini ifade eden Aşcı, böyle bir tarihî tespitin Uşak'ın kent kimliğine önemli katkı sağlayacağını söyledi.

Ömer Aşcı'nın gündeme taşıdığı bu değerlendirme, Uşak'ın modernleşme tarihine ilişkin yeni araştırmaların önünü açabilecek nitelikte görülürken, konunun kesinlik kazanmasının Osmanlı arşivlerinden ve döneme ait resmî belgelerden elde edilecek yeni bulgulara bağlı olduğu değerlendiriliyor.

Muhabir: HABER MERKEZİ