Bazen bir meslek yolculuğu, çocuk yaşlarda bir dükkânın önünde duyulan merakla başlar. Uşak Ulubeyli mühendis Öner Kaytan da sosyal medya hesabından paylaştığı "Ulubeyliler ve Anıları" başlıklı yazısında, çocukluk yıllarında ilçedeki sıcak demirci ustalarını izlerken başlayan hayranlığın, yıllar sonra Türkiye'nin köklü el aletleri üreticilerinden İzeltaş'ta mühendislik kariyerine dönüşmesini anlattı. Kaytan'ın kaleme aldığı anılar, yalnızca kişisel bir başarı hikayesi değil; aynı zamanda Ulubey'in unutulmaya yüz tutan zanaatkârlık kültürüne ışık tutan bir belge niteliği taşıyor.
Demirci Dükkanlarının Önünde Başlayan Merak
Öner Kaytan, ilkokul yıllarında okul çıkışlarında sık sık Ulubey'deki demirci dükkanlarının önünde durduğunu, körük sesini, kızgın demirin ateşle buluşmasını ve ustaların demire şekil verişini büyük bir hayranlıkla izlediğini anlattı. Kaytan, o yıllarda ilçenin tanınmış demir ustaları Ziya Gök, Lütfü Uluçınar, halk arasında "Uşaklı Ali" olarak bilinen Ali Çolak ve Ziya Bayraktar gibi isimlerin çalışma disiplininden ve el becerilerinden etkilendiğini ifade etti.
Demirin ateşte kızdırılması, çırağın körüğü çekmesi, ustanın çekiciyle ritim tutması ve kalfaların aynı uyum içinde çalışmasının çocukluk hafızasında silinmeyen izler bıraktığını belirten Kaytan, bu atölyelerde yalnızca demir dövülmediğini; köylünün günlük yaşamında kullandığı balta, tahra, nacak ve pulluk bıçakları gibi birçok tarım aletinin de büyük bir ustalıkla üretildiğini vurguladı.

Çocukluk Merakı Mühendisliğe Dönüştü
Yıllar sonra İzeltaş'ta göreve başladığında çocukluk yıllarında gördüğü birçok uygulamanın bilimsel karşılığını öğrendiğini anlatan Kaytan, özellikle ustaların "su verme" olarak adlandırdığı işlemin aslında çeliğin kontrollü şekilde soğutulması olduğunu, ikinci kez uygulanan işlemin ise metalürjide menevişleme (temperleme) olarak tanımlandığını ifade etti. Kaytan, fabrikada modern teknolojiyle uygulanan bu işlemlerin, Ulubeyli ustalar tarafından yıllar önce tecrübeyle ve sezgisel bilgiyle başarıyla gerçekleştirildiğini belirterek, geleneksel zanaatkârlığın bilimsel bilgiyle ne kadar örtüştüğünü dile getirdi.
O Ustalar Birer Orkestra Şefiydi
Paylaşımında, İzeltaş'ta çeliğe şekil verirken aklına her zaman Ulubey'deki ustaların geldiğini söyleyen Öner Kaytan, fabrikadaki üretim süreçlerinde uyguladıkları tekniklerin temelinde, çocukluğunda hayranlıkla izlediği ustaların bilgi ve deneyiminin bulunduğunu ifade etti. Kaytan, demirin yaklaşık 900 derece civarında dövülmeye uygun hâle geldiğini, sertleştirme ve menevişleme işlemlerinin çeliğin dayanıklılığını belirlediğini aktarırken, geçmişte bu işlemleri hiçbir teknik cihaz kullanmadan başarıyla uygulayan ustaların bilgi birikimine duyduğu hayranlığı da dile getirdi. Paylaşımının sonunda ise hayatını kaybeden Ulubeyli demir ustalarını rahmet ve minnetle andığını belirten Kaytan, hayatta olan ustalara da sağlıklı ve uzun ömürler diledi.
Ulubey'in Yaşayan Hafızasına Vefa
Öner Kaytan'ın kaleme aldığı anılar, yalnızca bir mühendisin meslek yaşamını anlatmıyor; aynı zamanda Ulubey'in geleneksel demircilik kültürünü, usta-çırak ilişkisini ve el emeğine dayanan üretim anlayışını da gelecek kuşaklara aktarıyor. Bugün teknolojiyle üretilen birçok ürünün temelinde, yıllar önce Anadolu'nun küçük atölyelerinde edinilen bilgi ve tecrübenin bulunduğunu hatırlatan bu anlatı, Uşak'ın zengin zanaatkârlık mirasının korunmasının önemini bir kez daha gözler önüne seriyor.





