Türkiye’de Down sendromu farkındalığına dikkat çeken uzmanlar, bu genetik farklılığın sanıldığından daha yaygın olduğunu ortaya koyuyor. Her 800 doğumdan birinde görülen Down sendromu, ülkede yılda yaklaşık 1500 bebeği etkiliyor. DoktorTakvimi uzmanlarından Çocuk Sağlığı ve Hastalıkları ile Çocuk Alerjisi ve İmmünolojisi Uzmanı Prof. Dr. Zeynep Arıkan, Down sendromunun kromozomal bir farklılık olduğunu belirterek, normalde 46 olan kromozom sayısının bu bireylerde 47 olduğunu ifade etti. Bu durumun 21’inci kromozomdan kaynaklandığını vurgulayan Arıkan, bu nedenle “trizomi 21” olarak adlandırıldığını söyledi.

Uzmanlara göre Down sendromu, anne veya babanın gebelik sürecindeki davranışlarından kaynaklanmıyor. Tamamen rastlantısal bir genetik durum olarak ortaya çıkıyor. Bununla birlikte en önemli risk faktörünün ileri anne yaşı olduğuna dikkat çekiliyor. Yaş ilerledikçe hücre bölünmesi sırasında hata oluşma ihtimali artıyor. Tanı sürecinde ise gebeliğin farklı dönemlerinde uygulanan tarama ve kesin tanı testleri belirleyici rol oynuyor. Özellikle ilk haftalarda yapılan testler, ailelerin bilinçli karar alabilmesine ve doğum sonrası sürece hazırlanmasına olanak sağlıyor. Erken tanı sayesinde doğumdan hemen sonra başlatılan destek programlarının çocukların gelişiminde önemli katkı sunduğu ifade ediliyor.

Down sendromunun tamamen ortadan kaldırılmasını sağlayan bir tedavi bulunmuyor. Ancak bu durum, bireylerin yaşam kalitesinin artırılamayacağı anlamına gelmiyor. Uzmanlar, doğru eğitim, sağlık takibi ve sosyal destekle Down sendromlu bireylerin bağımsız bir yaşam sürdürebileceğini vurguluyor. Belirtilerin kişiden kişiye değişebildiğine dikkat çeken Arıkan, doğumda fark edilebilen fiziksel özelliklerin yanı sıra gelişimsel farklılıkların da zamanla ortaya çıkabildiğini belirtiyor. Bu çocukların motor ve dil gelişiminde gecikmeler yaşaması mümkün olurken, düzenli sağlık kontrollerinin ihmal edilmemesi gerektiği ifade ediliyor.

Ayrıca bazı kalp hastalıkları, tiroid problemleri, görme ve işitme sorunları gibi sağlık durumlarının Down sendromuna eşlik edebileceği belirtiliyor. Bu nedenle erken müdahale kadar düzenli tıbbi takip de kritik önem taşıyor. Toplumda yaygın olan yanlış inanışların da önemli bir sorun olduğuna işaret eden uzmanlar, Down sendromunun nadir bir hastalık olmadığına ve bu bireylerin öğrenemeyeceği yönündeki düşüncelerin gerçeği yansıtmadığına dikkat çekiyor. Uygun eğitim ve destekle Down sendromlu bireylerin eğitim alabileceği, meslek sahibi olabileceği ve topluma aktif şekilde katılabileceği vurgulanıyor.

Tıptaki gelişmelerle birlikte yaşam süresinin de önemli ölçüde arttığına dikkat çekiliyor. Günümüzde Down sendromlu bireylerin ortalama yaşam süresinin 60 yılın üzerine çıktığı, hatta birçok kişinin 70’li yaşlara kadar sağlıklı bir yaşam sürdürebildiği ifade ediliyor. Bu gelişmeler, doğru bilgi ve kapsayıcı bir yaklaşımın önemini bir kez daha ortaya koyuyor. (Kaynak: DoktorTakvimi)

Muhabir: HABER MERKEZİ