24 Mart Dünya Tüberküloz Günü kapsamında açıklamalarda bulunan Göğüs Hastalıkları ve Tüberküloz Uzmanı Prof. Dr. Zeliha Arslan Ulukan, hastalığın bulaşma yolları, belirtileri ve tedavi sürecine ilişkin önemli bilgiler paylaştı. Ulukan, tüberkülozun küresel ölçekte hâlâ ciddi bir halk sağlığı sorunu olduğuna dikkat çekti. Tüberkülozun, “Mycobacterium tuberculosis” adı verilen bir basilin neden olduğu iltihabi bir hastalık olduğunu belirten Ulukan, hastalığın genellikle uzun süreli yakın temas sonucu bulaştığını ifade etti. Konuşma, öksürük ve hapşırık sırasında ortama yayılan damlacıkların solunmasıyla bulaşan hastalığın özellikle kapalı ve kalabalık ortamlarda daha hızlı yayıldığına işaret etti.
Hastalığın en yaygın belirtilerinin uzun süren öksürük, balgam, gece artan ateş, gece terlemesi, kilo kaybı ve iştahsızlık olduğunu belirten Ulukan, bu nedenle tüberkülozun halk arasında “ince hastalık” olarak da bilindiğini söyledi. Tanı sürecine ilişkin bilgi veren Ulukan, mikroskopik incelemelerde balgam örneklerinin özel boyalarla incelenmesiyle tüberküloz basilinin tespit edilebildiğini ifade etti. Ayrıca TCT, PCR ve IGRA testleri ile biyopsinin özellikle akciğer dışı tüberküloz tanısında destekleyici olarak kullanılabildiğini aktardı.
Tedavi sürecinin düzenli ve kesintisiz yürütülmesi gerektiğine dikkat çeken Ulukan, Türkiye’de uygulanan tedavi protokolünün toplam 6 ay sürdüğünü belirtti. İlk iki ayda dört ilaç, devam eden dört ayda ise iki ilaç kullanıldığını ifade eden Ulukan, tedavinin yarıda bırakılması durumunda hastalığın devam ettiğini ve ilaç direncinin gelişebileceğini vurguladı. Özellikle çok ilaca dirençli tüberkülozun önemli bir risk oluşturduğunu belirten Ulukan, bu durumun hem izoniazid hem de rifampisin direncine bağlı olarak geliştiğini söyledi.
Küresel tabloya ilişkin verileri de paylaşan Ulukan, Dünya Sağlık Örgütü’nün 2025 raporuna göre tüberkülozun geçen yıl 1,2 milyondan fazla kişinin ölümüne yol açtığını ve yaklaşık 10,7 milyon kişinin hastalandığını ifade etti. Buna karşın 2023-2024 döneminde dünya genelinde görülme sıklığının yaklaşık yüzde 2, ölümlerin ise yüzde 3 azaldığını belirtti. HIV enfeksiyonu ile tüberküloz arasındaki ilişkiye de dikkat çeken Ulukan, iki hastalığın birbirini tetiklediğini ifade etti. HIV’in tüberküloz gelişimini artırdığını, tüberkülozun ise HIV’in yayılımını hızlandırdığını belirten Ulukan, bu nedenle hastalara gerekli taramaların yapılmasının büyük önem taşıdığını söyledi.
Uzmanlara göre tüberkülozla mücadelede en kritik unsur erken tanı ve düzenli tedavi. Tanı konulmamış hastaların bulaş açısından en büyük risk grubunu oluşturduğunu belirten Ulukan, temaslı kişilerin tespit edilmesi ve koruyucu tedavi uygulanmasının hayati önem taşıdığını ifade etti. Ayrıca BCG aşısının uygulanması ve risk gruplarının düzenli olarak taranmasının hastalığın kontrol altına alınmasında etkili olduğu vurgulandı. (Kaynak: marjinal.com.tr)





