Uzman Psikolog Yaren Okan, Ramazan ayında oruç tutmanın psikolojik boyutuna ilişkin değerlendirmelerde bulundu. İslam dünyasında ibadetin manevi yönüyle öne çıkan Ramazan ayının, aynı zamanda güçlü bir ruhsal süreç içerdiğini belirten Okan, orucun bireyin duygu dünyasında önemli değişimler oluşturabildiğini ifade etti.
Okan’a göre oruç, en temel biyolojik dürtülerden biri olan yeme ve içme isteğinin bilinçli biçimde ertelenmesini gerektiriyor. Bu durum, kişinin dürtü kontrolünü aktif şekilde kullanmasını sağlıyor. Gün içinde açlık ya da susuzluk hissiyle birlikte ortaya çıkan sabırsızlık veya ani tepkiler, bireyin kendi iç düzenini gözlemlemesine imkân tanıyor. Dürtüyü bastırmak yerine yönetebilmenin psikolojik olgunluğun göstergesi olduğuna dikkat çeken Okan, bu yönüyle orucun doğal bir özdenetim pratiği sunduğunu kaydetti.
Beslenme davranışının çoğu zaman yalnızca fizyolojik değil, duygusal tetikleyicilere de bağlı olduğuna işaret eden Okan, oruç sürecinde kişinin “Gerçekten aç mıyım, yoksa duygusal olarak mı zorlanıyorum?” sorusunu daha net sorabildiğini belirtti. Günlük alışkanlıkların yavaşlamasıyla birlikte bireyin sabırsızlık düzeyi, tahammül eşiği ve öfke kontrolü gibi alanlarda daha bilinçli farkındalık geliştirebildiğini dile getirdi. Ramazan döneminde artan paylaşım ve dayanışma kültürünün sosyal bağları güçlendirdiğini vurgulayan Okan, açlık deneyiminin empati kapasitesini artırabildiğini ifade etti. Birlikte iftar etme geleneği ve yardımlaşma pratiklerinin aidiyet duygusunu beslediğini, bunun da ruhsal iyi oluş üzerinde koruyucu bir etki oluşturduğunu söyledi.
Oruç tutmanın ilk günlerinde bazı kişilerde sinirlilik, halsizlik, dikkat dağınıklığı, baş ağrısı ve duygusal dalgalanmalar görülebileceğini belirten Okan, bu durumun hem biyolojik adaptasyon hem de değişen rutinlerle ilişkili olduğunu kaydetti. Genellikle birkaç gün içinde denge sağlandığını aktaran uzman isim, bu süreçte kişinin kendine karşı anlayışlı olması, uyku düzenine dikkat etmesi ve beklentilerini gerçekçi tutmasının önemli olduğunu ifade etti.
Depresyon, anksiyete bozuklukları, yeme bozuklukları ya da kronik hastalığı bulunan bireylerin ise oruç tutma konusunda mutlaka uzman görüşü alması gerektiğini vurgulayan Okan, ruh sağlığını zorlayacak bir sürecin göz ardı edilmemesi gerektiğini belirtti. Psk. Yaren Okan, Ramazan’da orucun yalnızca bedensel bir disiplin değil; aynı zamanda zihinsel ve duygusal bir düzenleme süreci olduğunu ifade ederek, doğru farkındalıkla ele alındığında bireyin özdenetimini güçlendiren ve anlam duygusunu derinleştiren bir deneyime dönüşebileceğini sözlerine ekledi. (Kaynak: doktortakvimi)





