Uzman Klinik Psikolog Refika Çavuşoğlu Kurt, panik atağın çoğu zaman sanıldığı gibi “hiç yoktan” ortaya çıkmadığını vurguladı. Panik atağın, ortada gerçek bir tehlike bulunmamasına rağmen kişinin ani ve yoğun bir korku yaşamasıyla ortaya çıktığını belirten Kurt, bu sırada kalp krizi geçiriyormuş, bayılacakmış ya da kontrolünü kaybedecekmiş gibi hissedilebildiğini söyledi. Atakların genellikle 10 ila 30 dakika sürdüğünü, ancak etkisinin saatler boyunca devam edebildiğini ifade etti.

Belirtiler Neden Bu Kadar Korkutucu?

Panik atak sırasında yaşanan çarpıntı, nefes alamıyormuş hissi, göğüs sıkışması, baş dönmesi, terleme, titreme, mide bulantısı ve uyuşma gibi belirtilerin çoğu zaman kalp kriziyle karıştırıldığını belirten Kurt, bu durumun kişide yoğun bir ölüm korkusu yarattığını aktardı. “Aslında beden, gerçek bir tehlike varmış gibi alarm sistemini devreye sokuyor. Ancak bu alarm dışarıdan gelen bir tehdide değil, içeride biriken stres ve bastırılmış duygulara karşı çalışıyor” dedi.

Panik Atağın Görünmeyen Nedenleri

Panik atağın uzun süreli stres, travmatik yaşantılar, kaygı bozuklukları, mükemmeliyetçilik, kontrol ihtiyacı ve çocuklukta öğrenilen korku tepkileriyle yakından ilişkili olduğunu belirten Kurt, bedensel duyumlara aşırı odaklanmanın da atakları tetiklediğini söyledi. Kişinin bedenindeki sinyalleri tehlikeli olarak yorumladıkça panik döngüsünün güçlendiğine dikkat çekti.

Belirsizlik Kaygıyı Büyütüyor

Panik atağın en zorlayıcı yönlerinden birinin belirsizlik olduğunu ifade eden Kurt, “Ne zaman geleceği, ne kadar süreceği ve tekrar edip etmeyeceği bilinmediği için kişi sürekli tetikte yaşar. ‘Ya yine olursa?’ düşüncesi zamanla hayatın merkezine yerleşebilir” dedi. Bu durumun kişiyi bazı ortamlardan kaçınmaya ve hayat alanını daraltmaya sürükleyebileceğini vurguladı.

Bir Zayıflık Değil, Bir Mesaj

Klinik gözlemlerine de değinen Kurt, panik atak yaşayan birçok kişinin güçlü, sorumluluk sahibi ve kontrol ihtiyacı yüksek bireyler olduğunu belirtti. “Panik atak bir zayıflık değil; bedenin artık taşınamayan duygusal yükleri haber verme biçimidir. Duyulmayan duygular, bedensel belirtilerle sesini yükseltir” ifadelerini kullandı.

Panik Atak ile Panik Bozukluk Aynı Şey Değil

Panik atağın tek başına bir tanı olmadığını vurgulayan Kurt, her panik atak yaşayan kişiye panik bozukluk tanısı konulmadığını söyledi. Panik bozukluğun, atakların tekrarlaması ve kişinin yeni ataklar yaşama korkusuyla sürekli kaygı içinde olması durumunda söz konusu olduğunu ifade etti.

Günlük Hayatta Dikkat Edilmesi Gerekenler

Uzman Klinik Psikolog Refika Çavuşoğlu Kurt, panik atak yaşayan bireylerin kafein ve aşırı uyarıcılardan uzak durmasının, düzenli uyku ve beslenmeye özen göstermesinin önemli olduğunu belirtti. Duyguları bastırmak yerine ifade etmenin, bedeni düşman gibi görmekten vazgeçmenin ve gerektiğinde profesyonel destek almaktan çekinmemenin süreci yönetmede kritik rol oynadığını sözlerine ekledi. (doktortakvimi)

Muhabir: Haber Merkezi