Uşak Kent Belleği Projesi Sorumlusu araştırmacı Ömer Aşçı, yayımladığı çalışmada Yunan işgali altındaki Uşak ve çevresinin, dönemin Yunan basınında nasıl aktarıldığını tarihsel belgeler ışığında ele aldı. Araştırmada, 12 Temmuz 1921 tarihinde Yunanistan’da yayımlanan Katimerini Gazetesi’nde yer alan bir savaş muhabiri yazısı merkeze alındı.
Gazetenin savaş muhabiri Hristos V. Nikolopulos, Uşak’tan trenle Büyük Oturak’a yaptığı yolculuğu kaleme alırken, işgalin askeri ve toplumsal izlerini kendi bakış açısıyla aktarıyor. Metinde, Uşak’taki başkomutanlık karargâhından ayrılarak ağır topçu cephanesi ve erzak taşıyan askerî bir katarla Oturak İstasyonu’na ilerlediğini anlatan Nikolopulos, tren hattı boyunca önceki aylarda gözlemlediği hareketliliğin yerini derin bir sessizliğin aldığını ifade ediyor.

Oturak’ta Kurulan Askerî Merkez
Yazıya göre Oturak, Yunan ordusu açısından geçici ancak stratejik bir merkez konumuna getirildi. II. Kolordu’nun sevk ve idaresinin bu noktada yoğunlaştığı, yüzlerce vagonluk erzak ve cephanenin istasyon çevresinde biriktirildiği belirtiliyor. Ayrıca Büyük Oturak’a yürüme mesafesinde I. Kolordu Karargâhı’nın bulunduğu, askeri bandoların düzenli olarak marşlar çaldığı aktarılıyor. Bu anlatım, işgal güçlerinin bölgede kurduğu askeri organizasyonun boyutlarını ortaya koyması açısından dikkat çekici bulunuyor.
Yerel Halk Tasviri ve Tartışmalı Dil
Metnin en dikkat çeken bölümlerinden biri, Nikolopulos’un köydeki sivil nüfusa ilişkin betimlemeleri oluyor. Yazar, Oturak’ta bulunan Roman toplulukların askerî bandolar karşısındaki tepkilerini aktarırken, genelleyici ve küçümseyici bir dil kullanıyor. Anlatıda ezan ve dua sesleri “monoton” olarak tanımlanırken, askerî müzik “düzen ve güç” sembolü şeklinde sunuluyor.
Tarihçiler ve araştırmacılar, bu tür ifadelerin doğrudan bir nüfus tespiti niteliği taşımadığını, daha çok işgalci bakış açısını ve dönemin propagandif dilini yansıttığını vurguluyor. Oturak Köyü’nün tamamının Roman nüfustan oluştuğuna dair kesin bir verinin bulunmadığına dikkat çekilirken, savaş koşullarında göçer toplulukların zorunlu iskân ve yer değiştirmelere maruz kalmış olabileceği de hatırlatılıyor.
Araştırmacı Ömer Aşçı’nın çalışması, işgal yıllarında Uşak ve çevresinin yalnızca yerel kaynaklarla değil, karşı cepheden kaleme alınmış metinlerle de okunmasının önemine işaret ediyor. Bu tür belgeler, askeri hareketliliğin yanı sıra işgalin toplumsal algısını ve dilini anlamak açısından da tarihsel bir pencere sunuyor.



