Günümüz ebeveynliğinde artan beklentiler, anne ve babaları iki uç arasında bırakıyor. Uzm. Psk. İzel Güleç Karpuzoğlu, ebeveynlikte dengenin önemine dikkat çekerek, çocukların kusursuz değil; sevgi, güven ve sınırla büyüyebilecekleri “yeterince iyi” ebeveynlere ihtiyaç duyduğunu vurguladı. Karpuzoğlu’nun hazırladığı psikoeğitim metninde, ebeveynliğin yalnızca temel ihtiyaçları karşılamaktan ibaret olmadığı; aynı zamanda yoğun bir duygusal yük içerdiği ifade ediliyor. Günümüzde ebeveynlerden hem anlayışlı hem sınır koyabilen, hem duygusal olarak erişilebilir hem de yön gösterici olmalarının beklendiği belirtiliyor.
Metinde, modern ebeveynliğin artan bilgi ve farkındalıkla birlikte daha karmaşık hale geldiği ifade ediliyor. Özellikle kendi çocukluğunda duyguların konuşulmadığı bir ortamda büyüyen bireylerin, bugünün ebeveynlik beklentilerini hayata geçirmekte zorlanabildiği vurgulanıyor. Birçok ebeveynin çocuk yetiştirmenin sadece bakım değil, aynı zamanda zihinsel ve duygusal bir süreç olduğunu fark ettiği belirtilirken, bu durumun baskı ve yetersizlik hissini artırabildiği ifade ediliyor.
Kuşaklar arası aktarım etkili oluyor
Karpuzoğlu, önceki kuşaklarda güvenlik ve başarı odaklı bir yetiştirme anlayışının hâkim olduğunu belirtiyor. Bu yaklaşımda bakımın sağlandığını ancak duygusal ihtiyaçların çoğu zaman ikinci planda kaldığını ifade ediyor. Bu durumun, “güçlü olmalıyım”, “kendi kendime yetmeliyim” gibi inançların gelişmesine neden olabileceği ve bu kalıpların ebeveynlikte farkında olmadan tekrar edilebileceği vurgulanıyor.
Telafi etme isteği dengeyi bozabiliyor
Dikkat çeken bir diğer başlık ise “telafi etme” eğilimi. Kendi çocukluğunda eksik kalanları çocuğuna yaşatmamak isteyen ebeveynlerin bazen sınır koymakta zorlandığı ifade ediliyor. Bu durumun, çocuğun her duygusunu ortadan kaldırmaya çalışan kaygılı bir ebeveynlik tarzına dönüşebileceği belirtilirken, çocukların gelişimi için hayal kırıklıklarının da gerekli olduğu hatırlatılıyor.
Sınır koymak sevginin bir parçası
Uzmanlara göre sınır koymak, çocuğu reddetmek anlamına gelmiyor. Aksine, çocuğun henüz kendi başına düzenleyemediği dünyayı daha güvenli hale getirmek anlamına geliyor. “Seni anlıyorum ve yine de buna izin veremem” yaklaşımının sağlıklı ebeveynliğin temel örneklerinden biri olduğu ifade edilirken, sınırların çocuk için güven duygusu oluşturduğu vurgulanıyor.
Hayal kırıklığı gelişimin bir parçası
Metinde, çocukların her zaman korunması gereken kırılgan bireyler olmadığına dikkat çekiliyor. Kontrollü hayal kırıklıklarının, çocuğun dayanıklılığını artırdığı belirtiliyor. Her isteğin karşılanmadığı, beklemenin öğrenildiği ve reddedilmenin deneyimlendiği bir ortamın, gerçek hayata hazırlık açısından önemli olduğu ifade ediliyor.
Kusursuzluk değil onarım önemli
Karpuzoğlu’na göre ebeveynlikte asıl mesele hatasız olmak değil, hata sonrası ilişkiyi onarabilmek.
Karpuoğlu, “Ben orada seni duyamadım”, “Çok sert oldum” gibi basit ama samimi ifadelerin çocuk üzerinde güçlü etkiler bıraktığı belirtilirken, açıklama yapmak ile duygusal temas kurmanın farklı şeyler olduğu vurguladı. (Kaynak: DoktorTakvimi)