Uşaklı karakalem sanatçısı Ahmet Çankaya'nın anlattıkları, kentin yakın geçmişine ışık tutarken unutulmaya yüz tutan bir mesleğin de hikayesini ortaya koyuyor. Bugün şehir merkezinde otomobillerin ve kamyonların doldurduğu yollar, birkaç on yıl öncesine kadar at arabalarının sesiyle yankılanıyordu. Ulaşımın, taşımacılığın ve günlük yaşamın önemli bir parçası olan at arabaları, Uşak'ın ekonomik ve sosyal hayatında uzun yıllar önemli bir yere sahipti. Uşaklı arakalem sanatçısı Ahmet Çankaya, kentte bir dönem onlarca at arabası ustasının faaliyet gösterdiğini anlatarak, bugün kaybolmaya yüz tutan bu kültürel mirasın yaşatılması gerektiğini söyledi.

At ArabacısıUşak'ta 45'e Yakın İmalathane Vardı

Çankaya'nın aktardığına göre geçmişte Uşak'ta yaklaşık 45 at arabası imalathanesi bulunuyordu. Kırık Minare çevresi, Çay Kenarı ve Barbaros Caddesi başta olmak üzere birçok noktada faaliyet gösteren ustalar, günün büyük bölümünü ahşap ve demiri işleyerek geçiriyordu. Özellikle tekerlek yapımında çalışan ustaların yoğun emek verdiğini belirten Çankaya, çocukluk yıllarında bu atölyelerdeki hareketliliğe sık sık tanıklık ettiğini anlattı. At arabalarının yalnızca bir ulaşım aracı değil, aynı zamanda ustalarının el emeğini ve sanatını yansıtan eserler olduğunu söyleyen Çankaya, birçok arabanın farklı motiflerle süslendiğini ve kendine özgü karakter taşıdığını ifade etti.

Piknikler, Odunlar ve Tuğlalar At Arabalarıyla Taşınırdı

At arabalarının Uşak'taki günlük yaşamın merkezinde yer aldığını anlatan Ahmet Çankaya, çocukluk anılarında bu araçların önemli bir yer tuttuğunu söyledi. Ailelerin kışlık odunlarını at arabalarıyla taşıdığını, inşaatlarda kullanılan tuğlaların yine at arabalarıyla getirildiğini anlatan Çankaya, hafta sonlarında ise komşuların bir araya gelerek at arabalarıyla pikniğe gittiklerini dile getirdi. Kentte beyaz atıyla tanınan mahalle sakinlerinden birinin arabasının hafızasında özel bir yere sahip olduğunu belirten Çankaya, atların sahipleriyle kurduğu bağın da dikkat çekici olduğunu ifade etti.

Faytondan Keleş'e Uzanan Zengin Kültür

At arabalarının kendi içinde farklı türlere ayrıldığını belirten Çankaya, geçmişte Fayton, Landı, Kupa, Brik, Keleş, Dog-cart ve Gig gibi farklı modellerin kullanıldığını söyledi. Fırınlara un taşıyan, yük çeken veya insan taşımacılığında kullanılan bu araçların kent yaşamının ayrılmaz bir parçası olduğunu belirten Çankaya, at arabacılarının Uşak esnaf kültüründe de önemli bir yere sahip olduğunu anlattı.

Son Ustalar Mesleği Yaşatmaya Çalışıyor

Teknolojinin gelişmesiyle birlikte at arabalarının yerini motorlu araçların aldığını belirten Çankaya, bugün Uşak'ta bu mesleği sürdüren ustaların sayısının oldukça azaldığını söyledi. Günümüzde kalan ustaların daha çok minyatür ve maket üretimine yöneldiğini ifade eden Çankaya, at arabası yapımının kültürel miras olarak korunması gerektiğini vurguladı. Bir dönemin ünlü ustalarından Haşim Şahin'in adını özellikle anan Çankaya, onun yalnızca bir at arabası ustası değil, aynı zamanda demir işçiliğinde de önemli bir sanatkâr olduğunu belirtti.

Bu Kültür Kaybolmamalı

At arabalarının yalnızca geçmişte kullanılan araçlar olarak değerlendirilmemesi gerektiğini söyleyen Ahmet Çankaya, bu zanaatın Uşak'ın kültürel hafızasının önemli parçalarından biri olduğunu ifade etti. Kültür ve turizm alanında faaliyet gösteren kurumların yaşayan ustalara destek vermesi gerektiğini belirten Çankaya, at arabası imalatı ve restorasyonu konusunda yeni ustaların yetiştirilmesinin önemine dikkat çekti.

Bir zamanlar Uşak sokaklarında yankılanan nal sesleri bugün duyulmuyor olabilir. Ancak kentin yaşayan hafızasında at arabaları hâlâ önemli bir yer tutuyor. Son ustaların verdiği mücadele ise Uşak'ın bu değerli kültürel mirasının gelecek kuşaklara aktarılması adına büyük önem taşıyor.

Muhabir: HABER MERKEZİ