(ÖZEL HABER) - Uşak’ta bazı tarihi binaların kapıları her gün açılıyor, ziyaretçileri ağırlıyor ve şehrin yaşamına katkı sunuyor. Ancak kentin geçmişinden izler taşıyan bütün yapılar için aynı şeyi söylemek mümkün mü? Uşak’ın eski mahallelerinde yıllara meydan okuyan konutlar, yalnızca mimari özellikleriyle değil, bugün hangi amaçla kullanıldıklarıyla da önem taşıyor. Koruma altındaki yapıların sayısı biliniyor fakat bu yapıların ne kadarının günlük yaşamın içinde kaldığına ilişkin ayrıntılı bir tablo kamuoyunun önünde bulunmuyor.

Kültür ve Turizm Bakanlığının 2025 yılı taşınmaz kültür varlığı istatistiklerine göre Uşak genelinde 553 tescilli kültür varlığı bulunuyor. Bunların 253’ü sivil mimarlık örneği olarak kayıtlarda yer alıyor. Envanterde ayrıca 145 kültürel, 75 dinsel, 24 idari ve 24 endüstriyel veya ticari yapı bulunuyor. Geriye kalan kayıtlar ise diğer kültür varlığı türlerinden oluşuyor. Rakamların ortaya çıkardığı asıl soru, Uşak’ın 253 sivil mimarlık örneğinden kaçının bugün konut veya başka bir amaçla kullanıldığı. Çünkü bir yapının tescil edilmesi, o binanın restore edildiği, bakımlarının tamamlandığı ya da içinde yaşamın devam ettiği anlamına gelmiyor.

Haber Içine-10Uşak’ın Aybey, Işık, Karaağaç ve Kurtuluş gibi eski mahalleleri, bu sorunun izinin sürülebileceği yerler arasında bulunuyor. Geleneksel konut dokusunun izlerini taşıyan bu bölgelerde yapıların yalnızca dış görünüşlerini değil, kullanım durumlarını da kayıt altına almak gerekiyor. Bir binanın kapısının kapalı olması tek başına terk edildiğini göstermeyeceği gibi, dışarıdan sağlam görünmesi de herhangi bir onarım ihtiyacının bulunmadığını kanıtlamıyor.

Kentte tarihi yapıların yeniden işlevlendirilmesine ilişkin örnekler de var. Atatürk ve Etnografya Müzesi, Uşak’ın geçmişiyle bugün arasında bağ kuran yapılardan biri. Tarihi konak, geçirdiği restorasyonların ardından müze olarak kullanılmaya devam ediyor. Uşak Kent Tarihi Müzesi de eski bir hizmet binasının kültür mekânına dönüştürülmesiyle kent belleğinin korunmasına katkı sağlıyor. Tarihi Bedesten ise ticari kullanımını sürdüren yapılardan biri olarak öne çıkıyor. Bu örnekler, tarihi bir binanın yalnızca korunmakla kalmayıp yeni veya mevcut işleviyle yaşatılabileceğini gösteriyor. Ancak müze ve çarşı olarak kullanılan birkaç yapının varlığı, tescilli konutların tamamının durumunu açıklamaya yetmiyor.

Özellikle özel mülkiyette bulunan tarihi evlerin geleceği, konunun en önemli boyutlarından birini oluşturuyor. Bu yapılarda bakım ve onarımın nasıl finanse edildiği, mülk sahiplerinin hangi desteklerden yararlanabildiği ve restorasyon süreçlerinde ne tür güçlüklerle karşılaşıldığı, yerinde araştırılması gereken sorular arasında bulunuyor. Yapının tescilli olması nedeniyle uygulanması gereken koruma kuralları ile binanın günlük kullanım ihtiyaçlarının nasıl bir araya getirildiği de önem taşıyor.

Uşak’ta tarihi yapıların durumunu değerlendirirken yalnızca restore edilen binalara odaklanmak da yeterli değil. Halen içinde ailelerin yaşadığı geleneksel evler, ticari faaliyetini sürdüren eski yapılar, geçici olarak kullanılmayan binalar ve onarım sürecindeki taşınmazlar birbirinden ayrılmalı. Böyle bir çalışma, kentin tarihi yapı stokunun gerçekte nasıl değerlendirildiğini ortaya koyabilir. Burada dikkat çeken bir başka ayrıntı da farklı envanterlerde kullanılan sayıların kapsamı. Uşak İl Kültür ve Turizm Müdürlüğünün geleneksel Uşak evlerine ilişkin tanıtımında 86 tescilli ev bilgisi yer alırken, Bakanlığın il genelindeki sivil mimarlık örneği sayısı 253 olarak belirtiliyor. Uşak’ın tarihi binalarıyla ilgili yanıt bekleyen soru ise, “Koruma altındaki yapılarımızın kaçını gerçekten yaşatabiliyoruz?”

Muhabir: Melike Pancarcı