Osmanlı Devleti'nin XVIII. yüzyılın ilk çeyreğinde Anadolu'daki Yörük topluluklarını yeniden kayıt altına almak ve vergi sistemini düzenlemek amacıyla yürüttüğü çalışmalar sırasında Uşak'ta yaşanan dikkat çekici bir olay, yüzyıllar sonra gün yüzüne çıktı. Uşaklı araştırmacı ve belgeselci Alp Arslan Dur'un, Osmanlı arşiv belgelerini inceleyerek hazırladığı araştırma yazısında yer verdiği bilgiler, 1725-1726 yıllarında Uşak'ta yaşanan olayın yalnızca bir vergi anlaşmazlığı olmadığını, aynı zamanda merkezî devlet otoritesi ile yerel güç odakları arasında yaşanan önemli bir hâkimiyet mücadelesi olduğunu ortaya koyuyor.

750597507 1788788942292725 4508938649625541053 NDur'un aktardığı ve Yörük ve Voynuk Ahkâm Defteri'nde yer alan kayıtlara göre Osmanlı Devleti, Yörük Mukataası'na bağlı cemaatlerin yeniden sayılması ve vergilerinin doğrudan hazine adına tahsil edilmesi amacıyla Yörük Voyvodası Mustafa'yı Uşak Kazası'na görevlendirdi. Görevi kapsamında Sıraclar ve Eğriceler cemaatlerini yeniden tahrir ederek Baş Muhasebe Defteri'ne kaydetmek isteyen voyvoda, beklenmedik bir direnişle karşılaştı.

Araştırmaya göre Akkilise Zeameti adına hareket eden Uşaklı Veli ile dönemin Uşak Kadısı, bu toplulukların Yörük Mukataası'na değil Akkilise Zeameti'ne bağlı reâya olduğunu ileri sürdü. Aynı topluluk üzerinde hem merkezî mali idare hem de yerel zeamet yönetiminin hak iddia etmesi, kısa sürede ciddi bir idari anlaşmazlığa dönüştü. Ahkâm Defteri'nde geçen "yekdil olub" ifadesi ise iki yerel yöneticinin aynı amaç doğrultusunda birlikte hareket ettiğini gösteriyor.

749329892 1288054317713566 5052763552315082094 NOsmanlı arşiv belgesinde yer alan bilgilere göre Yörük Voyvodası Mustafa, Uşak Çarşısı'nda halkın gözü önünde bindiği attan zorla indirildi ve cebir kullanılarak etkisiz hale getirildi. Olay sırasında devlet adına tahsil ettiği gelirler de gasp edildi. Belgede, 870 adet zincirli altın ile hizmetkârında bulunan 500 guruş nakit para ve çeşitli eşyaların zorla alındığı belirtilirken, bu paraların şahsi mal değil, devlet hazinesine ait mal-ı mîrî olduğu özellikle vurgulanıyor. Bu yönüyle olayın, doğrudan Osmanlı Devleti'nin mali otoritesine yönelik bir müdahale olarak değerlendirildiği ifade ediliyor.

Araştırmada, olayın İstanbul'a ulaşmasının ardından Divân-ı Hümâyun'un vakaya doğrudan müdahale ettiği, soruşturmanın tarafsız yürütülmesi amacıyla dönemin Uşak Kadısı yerine Eşme Kadısı, Gediz Kadısı ve Kütahya Mütesellimi'nin görevlendirildiği bilgisi de yer alıyor. Gasp edilen devlet gelirlerinin geri alınması, sorumluların yakalanması ve haklarında gerekli cezai işlemlerin uygulanması yönünde emir verildiği belirtiliyor.

745045910 1239359834915873 276956882702504006 N

Alp Arslan Dur, olayın temelinde yalnızca ekonomik bir anlaşmazlığın bulunmadığını, asıl mücadelenin Sıraclar ve Eğriceler cemaatlerinin hangi idari statüye tabi olacağı konusunda yaşandığını vurguluyor. Bu yönüyle Uşak'ta yaşanan hadisenin, Osmanlı taşrasında vergi kaynaklarının kontrolü üzerinden şekillenen daha geniş bir iktidar mücadelesinin önemli örneklerinden biri olduğu değerlendiriliyor.

Araştırmaya göre bugün Osmanlı Arşivi'nde muhafaza edilen bu hüküm, yalnızca tarihi bir adli olayın kaydı olmanın ötesinde, XVIII. yüzyılda Uşak'ın sosyal yapısını, Yörük teşkilatını, vergi sistemini ve devlet-toplum ilişkilerini anlamaya katkı sağlayan önemli bir birinci el kaynak niteliği taşıyor. Aynı belgede Uşaklı Veli, Uşak Kadısı, Akkilise Zeameti, Sıraclar ve Eğriceler gibi isimlerin birlikte yer alması ise dönemin yerel güç dengelerini ve Uşak'ın Batı Anadolu'daki stratejik önemini ortaya koyuyor.

Kaynak: Alp Arslan Dur'un araştırması; Başbakanlık Osmanlı Arşivi (BOA), KK.d., 5061/1135, s. 24, Yörük ve Voynuk Ahkâm Defteri

Muhabir: HABER MERKEZİ