Dünya Harbi sıralarında batılı emperyalist devletler, Osmanlı topraklarını paylaşma plânları yapmışlar ve bu maksatla bazı antlaşmalar da imzalamışlardır. İtilâf Devletleri arasında en güçlü durumda olan İngilizler, Anadolu’nun taksimi ve işgalinde Yunanlıları kullanmayı plânlamıştı. Amaçları uğruna kullanacağı Yunanlılara, Batı Anadolu’da bazı Türk topraklarını vermeyi vaat etmişti. Yunanlılar, İngilizlere hizmetleri karşılığında onların kendilerine vermeyi vaat ettikleri toprakları elde etmek üzere 22 Haziran 1920’de altı tümenlik bir kuvvetle üç yönden Anadolu içlerine doğru ileri harekâta geçtiler. Yunanlılar üç tümen ile iki koldan Akhisar-Soma yönünde, iki tümen ile Salihli yönünde; bir tümen ile Aydın Cephesi’nde harekete geçtiler. İki tümenle Salihli, Alaşehir, Uşak istikametinde ileri harekâta geçen Yunanlıların durumunu, Ankara Hükümeti yakından takip ediyor ve tedbirler almaya çalışıyordu. Ankara Hükûmeti’nin ilk istihbarat teşkilâtı olan Askerî Polis Teşkilâtı bu konuda hükümete en büyük desteği sağlıyordu. Yunanlıların harekâtını takip etmek üzere Uşak ve çevresinde görevlendirilen Askerî Polis Teşkilâtı ajanının, bölgede yapılan zulüm, işkence ve askerî durum ile alâkalı olarak yaptığı tespitler şöyledir: Uşak Cephesi: Garp Cephesi Askerî Polis Teşkilâtı Başkanlığı’nın 13 Ekim 192o’de, Cephe Komutanlığı’na verdiği rapora göre durum şöyledir: 29 Eylül 1920’de Uşak çevresini işgale başlayan Yunanlılar, Uşak istasyonunun 2-3 km. güneyinden başlayarak, tren hattının 2-5 km. doğusundaki sırtları ele geçirmişlerdir. Kuyucak (Uşak’ın güneyinde) mevkiinin 3 km. güney doğusundaki tepelerde, üç makineli tüfek ve 150 Yunan piyadesi mevzilenmiştir. Uşak istasyonunun 2,5 km. güneydoğusuna ise, 7,5’luk bir top yerleştirilmiştir. İstasyon ile şehir arasındaki mezarlık (TİRİTOĞLU PARKI) karşısında ise, tahminen 300 kadar katır bulunmaktadır. Ancak, bu katırların hangi sınıf askere ait olduğu tespit edilememiştir. Uşak içerisinde şapkalarında 34 rakamı bulunan birçok asker bulunmaktadır. Bundan anlaşıldığına göre 34. Alay Uşak’ta bulunmaktadır. Uşak merkezinde İkinci Fırka Komutanı Tuğgeneral Suluhopolos bulunmaktadır. Ağustos sonlarında Uşak’ı ele geçiren Yunanlılar, işkence ve zulümlerine devam etmişlerdir. Bu arada ekonomik, idarî bazı uygulamalarda da bulunmuşlardır. Uşak’tan dışarıya hububat şevki yasaklanarak, tamamı askere tahsis edilmiştir. Savaş yılları içinde Türk parasının değeri, Yunan drahmisine göre iyi durumdadır. Halk ve tüccar, Türk parasına daha çok değer vermektedir. Zira bir drahmi 12.5 kuruş değerindedir. Yunanlılar, şehirde ele geçirdikleri bütün hayvanlara el koymuşlardır. Bu hayvanlardan inek, koyun, keçiyi satmışlar; beygir ve öküz gibi hayvanları da orduda kullanmışlardır. Sadece Uşak’tan değil, civar köy ve kasabalardan da dışarıya hayvan şevkini yasaklamışlar; aksine hareket edenleri cezalandıracaklarını bildirmişlerdir. Uşak’ta bulunan bütün kahvehaneler meyhaneye çevrilmiştir. 29 Eylül 1920’den itibaren Uşak’a giriş için belge istenmeye başlanmıştır. Buna göre, çevre köy ve kasabalardan gelenler, Uşak’a girebilmek için “hüviyet ilmühaberi” getirmek zorundadırlar1. Halk, Yunan askerlerinin hırsızlığından çok şikâyetçidir. Uşak ve çevresini işgal eden Yunanlılar kundaktaki çocuktan, seksen yaşındaki ihtiyarlara kadar herkese zulüm, işkence yaparak öldürmekte ve eşyalarını yağmalamaktadırlar 2. Uşak-Alaşehir arasındaki tren köprülerinin tamamında, önemine göre bir veya iki manga “muhafız askeri” bulunmaktadır. Ayrıca tren istasyonlarında bulunan kumpanya barakalarında da birer, ikişer manga bulunmaktadır. Sayıları altmış-yetmiş kadar olan  esirler  Uşak istasyonunda çalıştırılmaktadır. İNAY istasyonunda önemli bir kıta bulunmakla beraber, (Ulubey) nahiyesinde iki tabur kadar Yunan birliği bulunmaktadır. Elvanlar istasyonunda ordugâhı bulunan bir tümen kadar asker, tren hattının kuzeyinde olmak üzere yerleşmiş durumdadır. Topçu birliğine rastlanamamıştır. 600 kadar katır, 90-100 katırdan oluşan gruplara ayrılmış şekilde bulunmaktadır, İnay-Elvanlar arasındaki tren köprüsü tahrip edilmiş durumdadır. Onarım sürmekte ve kısa zamanda bitirmek için çalışılmaktadır. Tren bu” kısımda aktarma yapmak zorunda kalmaktadır. Yerli Rumların teşvikleri sonunda Yunanlılar, şehrin ortasında masalar kurarak bayraklarla donatmışlar ve Venizelos ile ordu şerefine akşama kadar çalgı çalmış ve içki içmişlerdir. Anadolu’da 15 Mayıs 1919’da İzmir’in işgali ile başlayan Yunan yayılmacılığı hızla devam ederken, yukarıdan beri anlattığımız zulüm ve işkenceler de Yunanlıların imha politikasının birer parçası olarak her geçen gün artıyordu. Ve Yunan idaresine geçen her Türk toprağında, hemen o gün göç başlıyor, geride harabelerden başka bir şey kalmıyordu. Yunan işkence ve zulmünün bir başka örneğine dünya tarihinde pek az rastlanmıştır. .Askerî Polis Teşkilâtı elemanları düşmanın her türlü harekâtını imkânları ölçüsünde takip etmişlerdir. Ajanlar işgal bölgelerine geçerek, Yunanlıların çok yakınlarına kadar sokulmuşlar mümkün olduğu kadar onların düşüncelerini, plânlarını öğrenmeye çalışmışlardır. Öğrendikleri bilgileri ilgili makamlara zamanında ulaştırarak işgalci düşmana karşı tedbirler alınmasına yardımcı olmuşlardır. Yunan zulüm ve işkencesini yerinde görerek bilgileri Ankara’ya ulaştırmışlardır. Hükümet de bunları Türk ve dünya kamu oyuna çeşitli vasıtalarla duyurmuştur. İstihbarat elemanları Yunan işgali karşısında halkı şuurlandırmak, direnişlerini teşkilâtlandırmak yanında, halkın maddî, manevî durumunu tespit ederek hükümetin tedbirlerinde isabetli kararlar almasına yardımcı olmuşlardır. Askerî Polis Teşkilâtı elemanlarının raporlarında bildirdikleri Yunan zulüm ve işkencesini, daha sonra yayınlanan yerli ve yabancı kaynaklar doğrulamıştır. Bu da kısıtlı imkânlarla çalışan Teşkilât’ın basarı hanesine kaydedilecek bir husustur. Dr. HAMİT PEHLİVANLI ?ASKERİ POLIS TEŞKILATI ISTIHBARAT RAPORLARINDA BATI CEPHESİ'NDE YUNAN ASKERİ HAREKATI VE ZULMÜ” ADLI MAKALESİNDEN ALINTIDIR. 1 ATASE Arşivi: K. 680, D. 118, F. 93. 2 ATASE Arşivi: K. 680, D. 118, F. 105. 3 ATASE Arşivi: K. 680, D. 118, F. 93-1, 2,3; Türk İstiklâl Harbi II. c. 2. Kısım, Ankara 1965, s. 317. 4 ATASE Arşivi: K. 680, D. 118, F. 93-1, 2, 3; Kâmil Su, Manisa ve Yöresinde İşgal Acıları, Ankara 1982, s. 104-110. 5 ATASE Arşivi: K. 68o, D. 118, F. 93-1, 2, 3; Kâmil Su, Manisa ve Yöresinde İşgal Acıları, Ankara 1982, s. 37-38. 6 ATASE Arşivi: K. 68o, D. 118, F. 93-1, 2, 3; Kâmil Su, a.g.e., s. 49. 7 ATASE Arşivi: K. 68o, D. 118, F. 93-1, 2, 3; 8 Türk İstiklâl Harbi, II. cilt, 2. Kısım, Ankara 1965, s. 141-142. Ayrıca yabancı gözü ile Yunan zulmü için bkz.: Grace M. Ellison, Bir İngiliz Kadım Gözüyle Kuva-i Milliye Ankara’sı (Tercüme eden: İbrahim S. Turek) 1973, s. 68 v.d.; Yücel Özkaya, Ulusal Bağımsızlık Savaşında Anadolu’nun ve Kamuoyunun Durumu, Atatürk Yolu, Sayı: 5, Mayıs 1990, Ankara 1990, s. 157. 9 ATASE Arşivi: K. 680, D. 118, F. 36; Türk İstiklal Harbi, II. cilt, 2. Kısım. s. 142. 10 ATASE Arşivi: K. 687, D. 141, F. 16-2. 11 ATASE Arşivi: K. 680, D. 118, F. 136.

Muhabir: Uşak Haber Gazetesi