Son yıllarda daha sık gündeme gelen lipödem, sadece kilo artışıyla açıklanamayan, kronik ve ilerleyici bir hastalık olarak tanımlanıyor. Uzm. Dr. Pınar Can Ergün, lipödemin inflamasyon, mikrosirkülasyon bozukluğu ve anormal yağ dokusu dağılımı ile seyrettiğini belirterek, tedavinin tek başına zayıflamaya indirgenmemesi gerektiğini söyledi.
Beslenmenin hastalık yönetiminde temel bir unsur olduğuna dikkat çeken Ergün, rafine karbonhidratlardan uzak, yeterli protein ve sağlıklı yağ içeren bireyselleştirilmiş diyet modellerinin önemini anlattı. Tuz tüketiminin sınırlandırılması, bağırsak geçirgenliğini olumsuz etkileyebilecek gıdaların azaltılması ve bağırsak mikrobiyotasının dengede tutulması da tedavi sürecinde öne çıkan başlıklar arasında yer aldı.
Besin takviyelerinin bilinçli şekilde planlanması gerektiğini ifade eden Dr. Ergün, antioksidanlar, omega-3 yağ asitleri, flavonoidler ve magnezyum gibi desteklerin klinik tabloya göre hekim kontrolünde değerlendirilebileceğini aktardı. Bu desteklerin inflamatuvar yükün azaltılmasına ve dolaşımın iyileştirilmesine katkı sağlayabileceği belirtildi.
Egzersizin lipödem tedavisinin vazgeçilmez parçalarından biri olduğunu dile getiren Ergün, eklem yükünü artırmayan yürüyüş, yüzme, pilates ve su içi egzersizlerin tercih edilmesi gerektiğini söyledi. Ağrıyı artıran ve yüksek etkili aktivitelerden kaçınılmasının önemine değinen Ergün, egzersiz programlarının mutlaka bireysel tolerans ve eşlik eden kas-iskelet sorunları göz önünde bulundurularak düzenlenmesi gerektiğini ifade etti.